el-Muvaffak şöyle der: Zekâtın vücubiyeti noktasında, aynı tür cinslerin birbiriyle bir arada toplanması hususunda ilim adamları arasında bir ayrılık bilmiyoruz. İbn Munzir ise şöyle demiştir: Kendilerinden ilim ezberlediğim âlimler, koyunun, keçiye katılabileceği noktasında icma etmişlerdir. Bu durum sabit olduğuna göre, dolayısıyla o mallarından istediğini zekât olarak çıkarıp verebilir. Çünkü her ikisi (koyun ve keçi) de aynı davar cinsindendir. Öyleyse, sayılarındaki eşitlik gibi, ikisinden istediğini de vermek caiz olur.
İmam Malik ve İshak ise şöyle demişlerdir: Sayısı daha çok olan türün zekâtını çıkartıp verir. Ama ikisinin de sayısı eşit olursa, o zaman istediğinden zekâtı verebilir.
İmam Şafii; “Kıyas, her cins türünden, payına düşeni almayı göstermektedir.” der. İmam Şafii’nin zikrettiği bu husus ise farzın taksim edilip bölüştürülmesine götürecektir. Zaten bu nedenledir ki, yirmi beşin altında olması durumunda başka bir cinse yönelmiş olunur. Bu durumda söz konusu olan türe yönelmek daha evladır.
Bu sabit olduğuna göre kişi, iki türden çıkartılmış davarın kıymeti gibi, iki türden birisinin kıymetini zekât olarak çıkartır.
Bu hüküm, deve türleriyle, sığırların türlerinde de caridir. Aynı şekilde bu hüküm, şişman olanla zayıf ve cılız olanlarla, değerli olanlarla değersiz olanlarda da söz konusudur.
Sağlıklı olanlarla hastalıklı olanlara, erkek ve dişi olanlara, bir de büyük ile cılız olanlara gelince; bu durumda, iki malın kıymet ve değeri miktarınca, dişi, büyük ve sağlıklı olanın verileceği kesinlik kazanmış olur.