Kabir, göğüs hizası derinliğine kadar açılıp kazılır. Bu konuda erkek ile kadın arasında fark yoktur. Ebu’l-Hattab’ın belirttiğine göre, müstehap olan kabrin derinliğinin ve genişliğinin bu ölçüde olmasıdır. Bu, İmam Şafii’nin de kabul ettiği görüştür. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Çukur kazınız, genişçe kazınız ve derin kazınız.”
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre müstehap olan derinlik, göğüs hizası kadardır. Çünkü kabrin en ve boy olarak bir insan boyunda kazılması, adet dışı bir zorluk teşkil eder. Nitekim Hz. Peygamber’in “ve derin kazınız” buyruğunda bu derinliğin miktarı belirtilmemiştir.
Sünnet olan, ölünün kabri için lahid açılmasıdır. Sad b. Ebi Vakkas, “(Ben ölünce) bana da bir lahid yapınız ve Hz. Peygamber’in üzerine koyduğunuz gibi benim de üzerime kerpiç koyunuz.” demiştir. Lahidden kasıt; kabrin kıble tarafında, ölünün konacağı ve üzerinin örtüleceği kadar yerin altına kazılan çukurdur. Ölü, lahdin içerisine başı kıbleye gelecek şekilde ve sağ tarafına yatırılır. Kafasının altına bir taş ya da kerpiç konur, yüzüstü dönmesin diye duvara yakın yerleştirilir ve arkasına da düşmesini önleyecek bir şey konur. Bu işlemlerden sonra üzerine kerpiç yerleştirilir, çamurla araları doldurulur ki ölüye toprak değmesin. Ardından üzeri toprakla örtülür.
Kabrin üzerine üç kere toprak atmak müstehaptır. Bu konuda delil, Hz. Peygamber’in bir cenaze namazından sonra ölünün baş tarafına üç kere toprak atmış olmasıdır. Ölüyü kabre koyarken İbn Ömer’in naklettiği duayı okumak da sünnettendir. Çünkü Hz. Peygamber ölüyü kabre koyduğu zaman şöyle derdi: “Bismillah ve ala milleti rasulillah.” Bir başka rivayette: “ve ala sünneti rasulillah” şeklinde gelmiştir.
Kadının kabri ise bir örtüyle kapatılır. el-Muvaffak’a göre, ilim ehli arasında bu konunun müstehaplığına dair bir ihtilaf yoktur. Çünkü kadın avret olduğu için, bedeninden bir yerin açılması ve orada bulunanlar tarafından görülmesi ihtimali bulunur. Şayet ölen erkekse, bu durumda kabrin örtülmesi mekruh olur. Fakat Rey ashabı ve Ebu Sevr buna da mekruh dememiştir. Birinci görüş daha evladır, çünkü erkeğin kabrinin örtülmesi kadınlara benzemeye daha yakın bir anlam taşır.
Kadının kabrine mahremi tarafından konulması gerektiği hususunda ilim ehli arasında ihtilaf yoktur. Mahremden kasıt; hayattayken o kadına bakması helal olan ve onunla yolculuğa çıkabilen kimsedir. Eğer mahremi yoksa, İmam Ahmed’e göre en uygunu kadını kadınların kabre koymasıdır. Çünkü onlara bakmaları caizdir ve yıkamaya da onlar daha ehildir. Yine İmam Ahmed’den gelen bir rivayette, kadınların bu işi yapacak güçte olmamaları halinde, defin işini yapmamaları gerektiği belirtilmiştir. Bu görüş daha doğrudur. Çünkü Hz. Peygamber’in kızı vefat ettiğinde Ebu Talha’ya emir vererek kabre inmesini ve yerleştirmesini istemiştir. Eğer bu iş kadınlara meşru kılınmış olsaydı, Peygamber’in ve halifelerinin zamanında uygulanır ve mezhep imamlarından da aktarılırdı. Erkeklerin cenazeye katılımı yaygın olduğu için kadınların onların önünde kabre inerek defin yapması uygun görülmemiştir. Ayrıca kadınların güçsüzlüğü, ölüyü taşıyacak kuvvetlerinin olmaması ve çevirmekte zorlanmaları da bu işin onlara meşru olmadığını gösterir.
Ancak ölen kadının mahremi yoksa, yaşlı erkeklerin defin işini yapması müstehaptır. Çünkü onların şehveti azdır ve fitneden daha uzaktır. Yanlarında dindar ve faziletli kimselerin bulunması da Ebu Talha’nın hadisine dayanarak müstehap görülmüştür.
Erkek ölülere gelince, onu defnetme işi akrabaları arasında cenaze namazını kıldırmaya en layık olan kişiye aittir. Maksat, ölüye şefkat ve refakat göstermektir. Defin işini yapan kişi fakih ise bu daha iyidir, çünkü kabirde yapılacak işlemleri bilmeye ihtiyaç vardır.
Kabirde kefenlerin yırtılması ve düğümlerin çözülmesi konusuna gelince, kefeni yırtmak caiz değildir. Çünkü yırtmak israf olur ve şer’i bir dayanağı yoktur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Sizden birisi kardeşini kefenlediğinde, onun kefenini güzelce bağlasın.” Baş ve ayak kısımlarındaki düğümlerin çözülmesi ise müstehaptır. Çünkü bu bağlar, kefenin açılmasından korkulduğu için atılır; defnedildiğinde bu korku ortadan kalkar.