İmam Ahmed’e göre en faziletlisi, ölen erkeğin üç parça beyaz bez (lefafe) ile kefenlenmesidir. Gömleği ve başlığı yoktur. Ne bunlara bir şey ekler ne de bir şey eksiltir. Tirmizi: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘in ashabı ve diğer ilim ehlinin çoğunluğuna göre amel de bu yöndedir.” demiştir. Bu, Şafii mezhebine aittir. Çünkü bu minvalde gelen Hz. Aişe rivayeti şöyledir: “Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), pamuktan dokunmuş suhuliyye adı verilen üç parça beyaz Yemen bezi içinde kefenlendi. Bunların içinde gömlek ve başlık yoktu.”
Şüphesiz Hz. Aişe’nin bu hadisi, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kefeni hakkında rivayet edilen en sahih olanıdır. Zira Hz. Aişe, Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e hem en yakın olan hem de O’nun durumunu en iyi bilen kimse idi. Dolayısıyla Hz. Peygamber hakkında başkalarının gafil olduğu birçok meseleyi o bilmekteydi. Kendisi şöyle demiştir: “Hz. Peygamber, Abdullah b. Ebubekir’e ait olan bir Yemen hullesi ile sarmalanmıştı. Sonra bu hulle kendisinden alındı ve neticede pamuktan dokunmuş suhuliyye adı verilen üç parça beyaz Yemen bezi içinde kefenlendi. Bunların içinde gömlek ve başlık yoktu…”
Kefene bu üç bezden fazlasını ilave etmek mekruhtur; çünkü bunda malı zayi etmek vardır. Açıklaması geçtiği üzere, ihtiyaç dışında ölünün yanında ona ait malından bir şeyler bırakmak haramdır. Sadece rivayette geçen, “Hz. Peygamber’in kabrinde kırmızı kadife de konuldu.” gibi durumlar bunun dışındadır. Dolayısıyla buna benzer şeyler konulacak olursa bunda bir sakınca yoktur.
Gömlek, izar ve lifafe içerisinde kefenlemek mekruh değildir; ancak daha faziletlisi birincisidir. Bu ise kerahetsiz caizdir. Çünkü Abdullah b. Ubey ölünce, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi gömleğini ona giydirmiştir. Bu durumda izarı ve gömleği giydirip ardından da lifafeyle meyyiti sarmalar.
İki elbiseyle de kefenlemek caizdir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, ihramlı iken devesinden düşüp ölen bir adam getirdiler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Onu (omuzunda ve eteğinde bulunan) iki elbisesi içerisinde kefenleyiniz, su ve sidr ile yıkayınız.”
Kefenin en asgari ölçüsü ise; her tarafını örtecek şekilde bir tane sevb/örtüdür. Nitekim Ümmü Atiyye şöyle demiştir: “Biz, yıkamayı bitirince bunu kendisine bildirdik. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bize kendi izarını attı da: ‘Bunu kızıma iç gömleği yapın.’ buyurdu ve üzerine bir şeyi daha ilave etmedi.”
İmam Ahmed şöyle demiştir: Erkek çocuk bir bezle kefenlenir, bunun yanında üç tane bezle kefenlenmiş olursa bunda da bir sakınca yoktur. Bunu aynı şekilde İshak ve diğerleri de söylemiştir. Said b. el-Müseyyeb, Sevri, Rey ashabı ve başkaları ise şöyle demişlerdir: İlim adamlarının, tek bir bezle dahi kefenlenmenin yeterli olacağı hususunda bir ihtilafı yoktur. Şayet üç tane bezle kefenlenmiş olursa bunda bir sakınca yoktur. Çünkü bu çocuk, bir erkek olduğu için normal bir adam hükmünde gibidir.