"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Cuma namazının vücup şartları

Cuma için şu yedi şart gereklidir:

Köyde (kasaba, şehir vb.) kılınması,
Sayının kırk kişi olması,
(Cemaatin) erkeklerden oluşması,
Büluğ çağına girmiş olmaları,
Akıl sahibi olmaları,
Müslüman olmaları,
O yerin vatandaşı olmaları.
Bunlar, ilim adamlarının genelinin kabul ettiği görüştür.

Köye gelince; bu noktada itibar edilen, adeten taş, çamur, tuğla, sütun, ağaç ve benzeri maddelerle bina edilmiş olan yapılarla müteşekkil olan (yerleşim) yeridir. Çadırda yaşayanlara ve kıldan yapılan evlere gelince, burada yaşayan kişilerin Cuması yoktur. Çünkü genelde (konar göçer olmaları hasebiyle) bunların vatanları yoktur. Aynı şekilde Medine etrafında bulunan Arap kabilelerinin durumu da böyledir, bunlar da Cuma kılmazlar.

Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), onlara Cuma kılmalarını emir buyurmuş değildir. Şayet onlara Cuma namazı gerekli olmuş olsaydı — çokça nakledilmiş ve çokça gündeme gelmiş olacağından dolayı — bu konu belli olurdu ve bunun hakkında nakil de gelmiş olurdu.

Ancak bulundukları yerde, ezanı işitecek olurlarsa bu durumda namaza gelmeleri gerekli olur. Mesela şehire bağlı merkez köylerde yaşayanlar gibi.

Müslüman olmak, akıl sahibi ve erkek olmaya gelince; Cumanın vücubiyeti ve gerçekleşmesi için bunun şart oluşunda ihtilaf yoktur. Çünkü Müslüman ve akıl sahibi olmak, mükellefiyet ve tam olarak yerine getirilen bir ibadetin sıhhat şartlarıdır. Erkeklik ise Cumanın vücubiyeti ve gerçekleşmesi için şarttır. Çünkü Cuma namazında erkekler toplanıp cemaat olurlar. Kadın ise erkeklerle birlikte cemaatte hazır bulunan kimselerden sayılmaz. Ancak cemaate iştirak etmeleri sahihtir. Çünkü kadınlar, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber cemaate iştirak ederlerdi.

Büluğ çağına girmiş olmaya gelince; bu da yine mezhebimizin sahih olan görüşüne ve ilim adamlarının çoğunluğunun kavline göre Cumanın vücubiyeti ve gerçekleşmesi için şarttır. Çünkü mükellefiyet şartlarından sayılır. el-Muvaffak der ki: Bazı arkadaşlarımız, mükellef olmasına binaen temyiz haline erişmiş bir çocuk hakkında, cumanın kendisine vacip (farz) olduğu hususunda diğer bir görüş ortaya koymuşlardır. Bu ise tercih edilen bir görüş değildir.

“Kırk kişi” olmaya gelince; mezhebimizde meşhur olan görüşe göre bu da Cumanın vücubiyeti ve sıhhati için şarttır. Bu, İmam Malik ve İmam Şafii’nin de görüşüdür. Bu noktada Kab b. Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Bizi ilk defa Cuma için toplayan Esad b. Zürare oldu . . . Ben: ‘O gün kaç kişiydiniz?’ diye sordum. Kırk, dedi.”

İmam Ahmed’den nakledildiğine göre; Cuma namazı, üç kişiyle de kılınabilir. Bu, Evzai ve Ebu Sevr’ in de görüşüdür. Çünkü “kırk kişi” nasıl cemaat ise “üç kişi” ile de cemaat (topluluk) ismi gerçekleşmiş olur. Bir de Yüce Allah: “Hemen Allah ‘ı anmaya koşun . . .” (Cuma Suresi: 9) buyurmuştur ve bu çoğul siga kapsamına, “üç kişi” de girmektedir.

Ebu Hanife ise; (Cuma) dört kişi ile kılınır, demiştir. Çünkü bu şekilde mutlak çoğulun en asgari sayısına (bir kişi) ilave edilmiş olur, kırk sayısına (çoğul açıdan) daha yakın anlam ifade eder.

Rabla ise; On iki kişi ile kılınır, demiştir. Çünkü bu noktada Cabir rivayetinde şöyle gelmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Cuma günü beraberdik. Bu sırada bir kervan geldi. İnsanlar, o kafileye doğru gitmeye başladılar ve geride sadece oniki kişi kaldı. Bunun üzerine Yüce Allah: ‘Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar da seni ayakta bıraktılar. . .'” (Cuma Suresi: 11) ayetini inzal buyurdu.

Başta şart koşulan sayı, devamı için de şart koşulmuştur. el-Muvaffak şöyle demiştir: Muhtemelen onlar (o sahabeler) geri döndüler de vacip olan sayı miktarı tekrar geri gelmiş olsa gerek . . . Uzun bir ara öncesinde geri dönmüş olmaları da muhtemeldir. “Üç” ve “dört kişi” görüşüne gelince, bunlar rey’ e bağlı görüşlerdir ve bu noktada bağlayıcı değildir. Çünkü takdir edilecek şeyler noktasında delillerle (tevkifi) gelen bir hüküm olması gerekmektedir ve burada rey’ in bir müdahelesi söz konusu olamaz. Çoğul olmasını şart kılacak bir anlamı da yoktur, çoğula yapılan bir ilavenin manası da yoktur. Çünkü bu görüşlerinde ne bir nas ne de bu anlama gelen bir anlam yatmaktadır. Burada sadece “cemaat” olması yeterli olsaydı, bu durumda iki kişi ile de Cuma kılınmış olurdu; çünkü iki kişi de “cemaat” sayılır.

Vatanı (Vatandaş) olmasına gelince; bu da ilim adamlarının çoğunluğunun görüşüdür. Bu, yaz olsun, kış olsun toprağından ayrılmadığı ve mezkur özelliklere sahip köyünde (memleketinde) ikamet etmesi demektir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hutbe-esnasinda-abesle-istigal-etmek/,https://kutsalayet.de/devlet-baskaninin-izni/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız