Fazlalık ikiye ayrılır: Amel olarak fazla yapmak ve sözlü olarak fazla yapmak.
Amel olarak yapılan fazlalıklar ise iki kısma ayrılır:
1) Namaz cinsinden olan fazlalık. Mesela oturacağı yerde kalkması ya da kalkacağı yerde oturması, bir rekat yahut da rükün eklemesi gibi. İşte bu kasden yapılırsa namazı bozar. Az da yapsa çok da yapsa kişi sehiv secdesi yapar. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kişi namazda fazlalık yahut eksiklik yaparsa iki tane secde yapsın.”
2) Namaz cinsinden olmayan fazlalık. Mesela (namaz içinde) yürümek ve gülmek gibi. Bu, çok olursa namazı bozar, az yapılması durumu ise mazur görülmüştür ve bundan dolayı da secde yapılmaz. Kasden yahut sehven yapılması arasında bir fark yoktur.
Sözlü olarak yapılan fazlalıklar da iki kısma ayrılır:
1) Kasden söylenmesi durumunda namazı iptal edenler. Selam vermek ve insanlara ait bir sözü söylemek bundan sayılır. Bunları eğer sehven söyleyecek olursa, hemen selam verip, secde eder. Nitekim buna dair açıklamalar Zu’l Yedeyn hadisinde ifade edilmişti. Peki, namazda sehven (hata ve yanlışlıkla) konuşacak olursa, bu namazı bozar mı yoksa sehiv secdesi mi yapılır? Bu noktada iki rivayet (görüş) gelmiştir.
2) Kasden söylenmesi durumunda namazı iptal etmeyenler. Bu da iki kısımdır:
a) Namaz içerisinde meşru olan bir zikri, başka yerde okuması. Mesela; rüku ve secdede kıraat (Kur’an) okuması, kıyamda tahiyyat okuması ve buna benzer durumlar gibi. Bunları yanılarak yapmış ise sehiv secdesi yapması meşru olur mu? Bu hususta iki görüş vardır. Bu durumda, sehiv secdesi yapmasının meşru olduğunu söyleyenlerin görüşü, bunun vacip değil müstehap olduğu yönündedir.
b) Namaz içerisinde şeriat tarafından varid olmayan bir zikri ya da duayı okuması. Mesela; “Amin, Rabbel Alemin” demesi ya da tekbir alırken “Allahu ekber Kebiran” vb. demesi gibi. Bu durumda, sehiv secdesi yapması meşru olmaz.