Avret yerlerini göstermeyecek şekilde (giyinmek) ve gözleri de avrete bakmaktan kaçınmak vaciptir ve namazın sıhhat şartıdır. Bunu, İmam Şafii ve Rey ashabı ifade etmiştir. Çünkü bu noktada gelen hadis şöyledir: “Allah hayız (vaktine erişmiş) bir kadının, başörtüsü olmadan namazını kabul etmez.” Seleme b. Akva’dan nakledildiğine göre, kendisi şöyle dedi: Ey Allah’ın Resulü! dedim, Ben avcı bir kişiyim. Tek bir kamisle namaz kılabilir miyim? diye sordum. “Evet, (ama) bir dal ile de olsa peştamalını bağla.” buyurdu.
İmam Malik’in arkadaşlarından bazıları ise şöyle demişlerdir: Kadının tesettüre girmesi vaciptir; ancak namazın sıhhat şartı değildir. Çünkü tesettüre girme vücubiyeti, namaza has olmadığı için namaz için de şart değildir. Bunun bozulacağını zikretmiş değillerdir, söz konusu mesele ise memnu bir husustur. İbn Abdilberr der ki: “Tesettüre girmeye muktedir olduğu halde çıplak olarak namaz kılan kimsenin, elbiseyi terk etmiş olmasıyla ifsat edici bir durumu meydana getirdiği için, tesettürün namazın farzlarından olduğunu söylemek icma ile sabit olur.” diyen bir kimse delil gösterir. (Devamla) demiştir ki: İşte hepsinin icma ettikleri husus da budur.”
Erkeğin avretini; diziyle göbeğinin arası olarak sınırlamıştır. Bu görüşü -içlerinde İmam Malik’in ve İmam Şafii’nin mezhebi, Rey ashabı ile fakihlerin çoğunluğunun yer aldığı bir cemaatten rivayetle- İmam Ahmed açıkça ifade etmiştir. Bu konuda gelen hadisler göstermektedir ki iki fercin dışındaki yerler “galiz” olmayan avrettir ve galiz ise ferçlere verilen isimdir.
Avret yerinden azıcık bir yer açılacak olursa namazı batıl olmaz. Bunu, İmam Ahmed belirtmiştir. Ebu Hanife de bunu söylemiştir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde buna benzer durumlar meydana gelmişti, mesela Amr b. Seleme’nin, kavmine namaz kıldırıp imamlık yaptığı hadiste olduğu gibi. Hadisteki bu olay meşhurdur ve buna karşı da çıkılmamıştır. Bir de azıcık bir yerin açılmasından kaçınmak zordur; tıpkı (elbiseye isabet eden) azıcık kan misali gibi – bu ise mazur görülmüştür.
İmam Şafii ise bu şekilde namazın batıl olacağını söylemiştir. Çünkü durum, avret konusu ile ilgilidir. Azı da çoğu da aynıdır, bakmak gibi. Bu sabit olduğuna göre, dolayısıyla çokluk sınırı bakmada aşırıya kaçmak, azlık sınırı ise bakınca aşırıya kaçmamak halidir. Çünkü hakkında şeriatın izah vermediği bir şeyde örfe müracaat edilir.
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Avretinin galiz (ağır-müstehcen) olan yerinden bir dirhem miktarı veyahut muhaffef (hafif-az müstehcen) olan yerinden de dört dirhemden az bir miktarı açılacak olursa, namazı bozulmaz, bundan daha fazla olursa bozulur.
Takdir edilen bu ölçü hakkında şeriatın bir hüküm getirmediği, onun için de bu görüşü almanın caiz olmayacağı yönünde cevap verilmiştir. Şayet avreti kasden olmaksızın açılacak olur, o da uzun zaman geçmeksizin onu hemen kapatıverirse namazı bozulmaz. Çünkü bu durum, az bir yerin açılması hükmüyle eşdeğerdir.
Namaz kılan kişinin -eğer imkanı varsa- üzerine elbiseden bir miktarını omuzlarının üzerine dolaması vaciptir. Bu, İbn Munzir’in görüşüdür. Çünkü bu noktada hadiste şöyle geçmektedir: “Hiçbiriniz, üzerinde bir tek elbise varken onun bir miktarını omuzlarının üstüne dolamaksızın namaz kılmasın.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Bu yasak, haramlığı ifade etmektedir. Mezhebimizin zahirine göre de bu durum, namazın sıhhati için şart koşulmuştur. Çünkü yasak, kendisinden men edileni bozmak demektir.
Fakihlerin çoğu ise; bunun vacip olmayacağını ve namazın sıhhat şartı da olmadığını ifade etmişlerdir. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve Rey ashabı söylemiştir. Çünkü omuzlar başlı başına avret olmadıkları için durum, bedenin diğer yerinde de aynıdır.