İmama uyan (cemaat), şayet imamın kıraatini işitiyorsa bu durumda kıraat etmesi gerekmez. İmam Ahmed, Sevri, İmam Malik, İshak ve Rey ashabına göre kıraat etmesi müstehap olmaz. Bu, aynı zamanda İmam Şafü’nün iki görüşünden de birisini oluşturmaktadır. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (Araf Suresi: 204) İmam Ahmed der ki: İlim adamları bu ayetin namaz hakkında söz konusu olduğuna dair görüş birliğine varmışlardır.
Çünkü ayet-i kerime, genel ifade ile gelmiş, bu genelliği de namazı içermektedir. Ebu Hureyre hadisinde: “Kur’an okundu mu, sessiz olup dinleyiniz.” şeklinde gelmiştir. Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sesli okuduğu bir namazda, namazını bitirince: Ben namazda okurken sizden biriniz de benimle birlikte okudu mu?” diye sordu. Bir adam, evet ben Ey Allah’ın elçisi! deyince; “Ben de niçin benim okumama karışılıyor diyordum!” buyurdu. Bunu duyan sahabeler Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sesli okuduğu namazlarda onunla beraber okumalarına son verdiler.”
Çünkü bu, bir icma halini almış oldu. İmam Ahmed şöyle demiştir: İslam ehlinden olup da; “İmam sesli olarak kıraat ettiğinde, arkasından bir kimsenin okumaması halinde namazı yeterli gelmez.” diyen bir kimseyi hiç işitmedik. Devamla şöyle dedi: İşte Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), onun ashabı ve tabiin ortada… Hicaz ehlinden İmam Malik ortada, Irak ehlinden Sevri ortada, Şam ehlinden Evzâî ortada ve Mısır ehlinden Leys ortada… Onlardan hiçbirisi de; “İmamı sesli olarak okuduğu halde, arkasında bulunan kişinin okumaması durumunda onun namazı batıl olur.” dememişlerdir. Nitekim bu kıraat, namaza sonradan yetişen kişiye de vacip değildir; dolayısıyla başkasına da vacip olmaz.
İmam Şafü’ye ait olan diğer görüşüne gelince; İmam sesli kıraat ettiği zaman arkasına uyan da okur. Buna benzer bir açıklama Leys, Evzâî ve Ebu Sevr’den de gelmiştir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu gelen kavlinin umumu buna işaret etmektedir: “Fatiha okumayanın namazı yoktur.” Buharî ve Müslim ittifak etmiştir.
Bunun, uyan (cemaat) hakkında olmayacağı şeklinde cevap verilmiştir. Güzel olanı ise; imam sustuğu ve cehri olarak okumadığı vakit okumaktır. Bu ise ilim adamlarının çoğunluğunun görüşüdür. Çünkü haberlerin umumu, kıraatin tüm namaz kılanlar hakkında söz konusu olduğunu gerektirmektedir. Zikri geçen delillerce de tahsis edilmiştir ki bu da cehri olarak okuma halidir. Bunun dışında ise umum üzere kalır.
Sevri, İbn Uyeyne ve Ebu Hanife ise -geçenlere dayanarak- uyan kişinin (cemaatin), hiçbir durumda okumayacağını belirtmişlerdir. Buna verilecek cevap ise; söz konusu gelen tahsis ifadesinin “cehri okuma” durumuyla alakalı olmuş olacağıdır. Allah, en iyisini bilir.