Burunla birlikte secde yapmak vaciptir. Çünkü geçen hadis-i şerifte:
“Eliyle burnunu da işaret etti…” ifadesi geçmektedir.
Burunla birlikte secde etmek vacip değildir. Bu da İmam Şâfiî, Ebû Sevr ve Ebû Hanîfe’nin iki arkadaşının (Ebû Yûsuf ve Muhammed’in) görüşüdür. Çünkü hadiste:
“Yedi aza üzerine secde etmekle emrolundum.” buyurulmuştur.
Ebû Hanîfe’den rivayet edildiğine göre; burun olmaksızın sadece alnın değmesiyle de secdenin yeterli olacağını belirtmiştir. İbn Münzir ise bunun üzerine şöyle der:
“Bu görüşe sahip olan başkasını duymuş değilim.”
Herhâlde alın ile burnun aynı azadan sayıldığını kabul etse gerek… Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), alnı izah ederken eliyle de burnuna işaret etmiştir. Nitekim bir azanın, bir kısmıyla da olsa secde edilmesi, o secde için yeterli sayılır.
Bu görüş, az önce geçen sahih hadise ve icmâya terstir; onun için de doğru değildir.
Kişi secde yaparken mutedil olmalıdır. Enes hadisinde şöyle geçer:
“Secdenizi mutedil (düzgün) yapınız. Sizden kimse kollarını köpeğin açıp yaydığı gibi yaymasın.”
Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Secdede iken kollarını yanlarına değdirmekten ve dizlerini de karnına değdirmekten uzak durur; çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) böyle yapardı.
Ayak parmaklarının kıble yönüne doğru çevrilmiş olması müstehaptır. Ebû Humeyd hadisinde şöyle geçmektedir:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), secde ettiğinde kollarını yere yaymadan ve birbirine de yanaştırmadan koyar, ayaklarının parmaklarını da kıbleye doğru getirirdi.”
Bir rivayet ise şöyledir:
“Secde ettiğinde, dizlerini karnından uzak tutacak şekilde açardı…”