"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rükû yaparken elleri kaldırmak

Rükû yaparken elleri kaldırmak: İftitah tekbirinde elleri kaldırdığı gibi, rükû yaparken de ellerini kaldırır. Tekbir almasıyla ellerini kaldırırken, aynı şekilde tekbirin bitişiyle de ellerin kaldırma işi bitmiş olur. Bu, İbn Mübarek, İmam Şâfiî, İshak ve iki görüşünden birisine göre İmam Mâlik’in kabul ettiği görüştür. Bu minvalde İbn Ömer’den gelen hadis bulunmaktadır.

Vâil b. Hucr hadisinde ise şöyle geçmektedir:
“Allah’ın Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), rükûya varmak istediği zaman ellerini elbisesinden çıkarır ve onları kaldırırdı. Başını rükûdan kaldırmak istediği zaman ise tekbir getirir. ‘Semiallahu limen hamideh’ dediği zaman da ellerini kaldırırdı…”

Mâlik b. Huveyris’ten şöyle nakledilmiştir:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), namaza kalktığı vakit tekbir alıp iki elini kulakları hizasına kadar kaldırırdı. Rükû için tekbir aldığında da iki elini kulakları hizasına kadar kaldırırdı. Rükûdan başını kaldırdığında ise ‘Semiallahu limen hamideh’ der ve aynısını yapardı.”

Sahabeden daha birçok kişi bunu rivayet etmiş olduğundan dolayı bu hadis, râvilerinin çokluğu ve senedinin sahihliği açısından içerisinde şüphe barındırmayan mütevatir gibi bir durum arz etmiş olmaktadır. Sahabe-i kiram ve tâbiîn de bununla bizzat amel etmiş, bu hadisle amel etmeyen kimselere de karşı çıkmışlardır.

Sevrî ve Ebû Hanîfe ise: “Sadece namaz için tekbir alırken ellerini kaldırır,” demişlerdir. Çünkü İbn Mes’ûd’dan nakledildiğine göre, o şöyle demiştir:
“Sizlere Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kıldığı namazın aynısını göstereyim mi? O, namaz kıldı mı sadece bir kere ellerini kaldırırdı.”

el-Berâ b. Âzib’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), namaza başlarken ellerini kulakları hizasına yakın kaldırır, sonra namazı bitirinceye kadar bir daha ellerini kaldırmazdı.

Hanefîler: “Bu iki hadisle amel etmek daha evlâdır; çünkü İbn Mes’ûd, sürekli olarak Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte bulunmuş olan fakih ve âlim bir şahsiyet olmasının yanında, O’nun durumunun zâhirini ve iç yüzünü de çok iyi bilirdi. Dolayısıyla durumu bunun gibi olmayan diğer rivayetlerin önüne geçmiş olmaktadır.” demişlerdir.

Bu her iki hadisin zayıf olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Şayet bu iki hadis sahih olmuş da olsalar, şu beş nedenden dolayı ellerin kaldırılmasıyla ilgili gelen hadisler, bu iki hadise tercih edilmektedir:

Bir defa ellerin kaldırılmasıyla ilgili gelen bu hadisler daha sahih ve râvîleri de daha adaletli kimselerdir.
Bu hadislerin râvîleri daha fazladır.
Bu râvîler sabitelerini ortaya koymuş kimselerdir. Sabit olan kişi ise daha fazla ilmi olması hasebiyle sözüyle öne geçirilir.
Bu râvîler, naklettikleri rivayetleri fasıla fasıla ayırmışlardır. Hâlbuki diğerleri sadece umum ifade ederek nakilde bulunmuşlardır. Bu durumda, nas ve hususiyet açısından onların ele aldıkları rivayetleri öne geçirmek vacip olur.
Ellerin kaldırılmasıyla ilgili gelen hadislerle, sahabe ve tâbiînin selefi bizzat amel etmişlerdir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ruku-etmek/,https://kutsalayet.de/ruku-yaparken-mustehap-olanlar/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız