Vücut üzerinde bir necaset bulunur da suyun yokluğu veya suyu kullanması hâlinde zarar görme korkusu taşıyorsa ve bu sebeplerden dolayı suyla yıkamaktan aciz kalırsa, bu kişi namaz için teyemmüm alır ve bu teyemmümle namazını eda eder. Bu, Hasan’dan nakledilmiştir. Çünkü “Temiz toprak bir Müslüman’ın abdest suyudur.” ve “Yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı.” hadislerinin genel anlamı, bu uygulamaya cevaz verir. Bu durum, vücutta bir temizlikle ilgili olduğu için namazla ilişkilidir ve bu yönüyle hades (abdestsizlik) gibi değerlendirilerek teyemmüm caiz olur.
Evzai ve Ebu Sevr’den nakledildiğine göre, bu kişi toprağa mesh eder ve bu şekilde namazını kılar. Çünkü necasetin temizliği sadece necaset mahallinde olur; vücudun başka bir yerinde değil. Guslün teyemmümden farklı olduğu yönünde cevap verilmiştir. Çünkü hadesin temizlenmesi başka bir yerde de yapılabilir; örneğin, ayağında yara bulunan bir kimsenin o bölgeye teyemmüm etmesi gibi.
Fakihlerin çoğu ise şöyle demiştir: Bu kimse, içinde bulunduğu duruma göre namazını kılar. Çünkü şeriat sadece hades sebebiyle teyemmüme izin vermiştir, necasetin temizliği ise bu kapsama girmez. Üstelik necasetin yıkanmasındaki amaç onu ortadan kaldırmaktır, bu da teyemmüm ile gerçekleşmez. Bu duruma ise, yukarıdaki hadislerin genel anlamı ve hadesten taharet kapsamında değerlendirildiği şeklinde cevap verilmiştir.