Mezhebimizin meşhur görüşüne göre, teyemmüm almış bir kişi suyu kullanmaya güç bulması halinde —namaz içerisinde de olsa, dışında da olsa— teyemmümü bozulmuş olur. Çünkü bu temizliğini iptal etmesi sebebiyle namazı da geçersiz hale gelir. Bu durumda, eğer hadesi varsa su ile abdest alır, cünüp ise gusleder. Sevri ve Ebu Hanife de bu görüştedir. Çünkü Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “On sene dahi su bulunmasa, temiz toprak bir Müslüman’ın abdest suyudur. Suyu bulduğu zaman derisini o suyla ıslatsın. Çünkü bu daha hayırlıdır.” Bu hadisin anlamı şunu göstermektedir: Su bulunduğunda, artık toprakla temizlenme geçerli sayılmaz; suyun deriyle buluşması gerekir. Çünkü teyemmüm, zaruri bir temizliktir ve zaruret ortadan kalktığında teyemmüm de sona erer.
İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr ise şöyle demişlerdir: Şayet bu kimse namazda ise, namazına devam eder. Çünkü suyu kullanmaya gücü yoktur, buna muktedir değildir. Onlara göre bu muktedirlik, namazını iptal edecek bir şeydir ve amellerin iptal edilmesi, “Amellerinizi iptal etmeyin.” (Muhammed Suresi: 33) ayetiyle yasaklanmıştır.
Onların “buna muktedir değildir” sözüne şöyle cevap verilmiştir: Bu doğru değildir. Çünkü su yakındadır, kullanılabilecek durumdadır ve kullanacağı araç-gereçler de mevcuttur. Bu hususta herhangi bir engel de söz konusu değildir. “Namazını iptal etmesi yasaktır” sözlerine karşı ise, namazı iptal edenin kendisi değil, temizliğin sona ermesi olduğu ifade edilmiştir.