Birinci Şart: Namaz vaktinin girmiş olması.
Bunu, İmam Malik ve İmam Şafii söylemiştir. Zira teyemmüm, zaruri bir temizliktir. İstihazeli kadının temizliği gibi, vaktinden önce teyemmüm alması caiz değildir.
Ebu Hanife ise vaktinden önce alınan teyemmümün caiz olduğunu belirtir. Çünkü teyemmüm, namaz için mübah kılınmış bir temizlik olduğundan diğer temizlikler gibi namazdan önce alınmasına da cevaz vermiştir. Bu kıyaslarının, istihazeli kadının temizliği örneği ile çeliştiği ve teyemmümün diğer temizliklerden ayrılacağı, çünkü bu tür temizliklerin zaruri olmadığı şeklinde cevap verilmiştir.
İkinci Şart: Suyu aramak.
İmam Ahmed’den gelen meşhur görüş ile Şafii mezhebi buna kail olmuşlardır. Çünkü Allah’u Teala: “(…) su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin.” (Maide Suresi: 6) buyurmuştur. Bulup arama olmaksızın bu işin gerçekleşmeyeceği anlaşılmaktadır. Bilmediği için, yakınında suyun bulunması imkan dahilinde olabileceğinden, yetersiz bir anda kıbleyi aramak gibi suyun da varlığını araması için gayret göstermesi gerekir.
İmam Ahmed’den rivayet edildiğine göre; suyu araması şart değildir. Bu, aynı şekilde Ebu Hanife’nin de mezhebini oluşturur. Çünkü yakınında suyun olup olmadığını bilmemektedir. Öyleyse bu kimsenin durumu, arayıp da bulamayan kimsenin durumuna benzemektedir.
Üçüncü Şart: Suyu aradıktan sonra yetersiz kalınması.
Bunun şart oluşu noktasında bir ihtilaf yoktur. Çünkü Allah’u Teala: “(…) su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin.” buyurmuştur ve suyun bulunamamasını da şart koşmuştur.
Suyu talep etmenin ve yetersiz kalınmanın şart olması, sadece suyun olmaması özrü sebebiyle teyemmüm alan kimse hakkında şart koşulandır. Buna göre cünüp olan kimse bazı azalarını yıkayacak kadar su bulmuş olsa, bu yerleri için suyu kullanması gerekir ve diğer kalan yerleri için de teyemmüm alır. Bu, İmam Şafii’nin iki görüşünden birisidir. Çünkü o, teyemmüm için suyun olmayışını şart koşar, burada ise (kısmen de olsa) bulmuş durumdadır ve şartın bir kısmını yerine getirmeye güç yetirmiştir. Onun için tesettürü yerine getirmede ve necasetin giderilmesinde olduğu gibi, bunun da yerine getirilmesi gerekmektedir.
Nitekim Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular:
“Size bir şey emrettiğim zaman, gücünüzün yettiği kadar onu yerine getirin.” (Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.)
İmam Malik, Rey ashabı ve ikinci görüşüne göre İmam Şafii ise; bu kimse teyemmüm alır ve (yıkamayacak kadar az olan) o suyu terk eder. Çünkü bu su ile temizlik gerçekleşmez, bu nedenle de kullanılması gerekmez, demişlerdir.
Abdesti olmayan bir kimse, küçük abdestinde kendisine yetecek kadar su bulacak olursa, bu durumda bunu kullanması gerekir mi? Bunun hakkında ise iki görüş vardır:
Bunu kullanması gerekir, cünüp konusunda buna dair bilgiler zikredilmişti.
Kullanması gerekmez. Çünkü abdestte tertibe uymak şart olduğu için, bazı azalarını yıkar ve bazılarını da yıkamazsa -cenabetin tersine- bu fayda sağlamaz.