Suyun kesilmesi ya da şehirde mahsur kalmaları gibi mukim iken suyun bulunmaması halinde, teyemmüm alıp namazın kılınması gerekir. Bu, İmam Malik, Sevri, Evzai ve İmam Şafii’nin görüşüdür. Nitekim Ebu Zerr’in naklettiği rivayetin genel anlamı bunu ifade etmektedir. Naklettiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
“On sene dahi su bulunmasa temiz toprak bir Müslüman’ın abdest suyudur. Suyu bulduğu zaman derisini o suyla (ıslatıp) ellesin. Çünkü bu daha hayırlıdır.”
Ebu Hanife ise kendisinden gelen bir rivayette; bu durumda (teyemmüm ile) namaz kılamaz. Çünkü Yüce Allah teyemmümün cevazı için yolculuğu şart kılmıştır. Dolayısıyla başkası için caiz değildir.
Bu görüşe, ayet-i kerimedeki yolculuğun genellikle (bu anlama gelen diğer hususlar) hakkında da söz konusu olabileceği şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü genelde suyu bulmak imkansızdır. Yolculuğun zikredilmesi ve rehin konusundaki katibin bulunmaması hususu, bu noktada şart değildir. Hüccet de olmuş olsa, mantuk (söylenen söz) bunun önüne geçer.
Mukim iken teyemmüm eder, ardından namazını kılar ve sonra da suyu bulacak olursa, o zaman namazını iade edecek mi? Bunun hakkında iki rivayet yer almaktadır:
İade eder. Bu, İmam Şafii’nin görüşüdür. Çünkü bu, bir mazeret ve nadir vuku bulan bir durumdur. Dolayısıyla kaza etmesi gerekmez.
İade etmez. Bu ise İmam Malik’in kabul ettiği görüştür. Çünkü bu kimse emredileni yerine getirmiş olduğundan, artık uhdesinden çıkmıştır. Bir de meşru yolla, namazı meşru bir teyemmüm ile gerçekleştirmiştir, hadisin genel manası da buna delalet etmektedir.