Kafirler iki kısımdır: Kitap ehli ve diğerleri. Şayet Ehli Kitap olan Yahudi ve Hıristiyanlardan iseler, necaset olmadığına dair bilgi sahibi olduğumuzda bunların yiyecekleri ve içecekleri (bize) mübahtır ve kaplarında bulunanlardan yemek de serbesttir. Çünkü Yüce Allah: “Kitap ehlinin yiyecekleri size helaldir.” (Maide Suresi: 5) buyurmuştur. Peki, kaplarını kullanmak mekruh olur mu? Bu hususta iki rivayet yer almaktadır:
Geçen ifadelerden de anlaşılacağı üzere mekruh değildir.
Ebu Salebe el-Haşeni’den gelen rivayete göre ise mekruhtur. Kendisi: “Ey Allah’ın Resulü! Biz, Ehli Kitabın yaşadığı topraklarda bulunuyoruz. Onların kaplarında bulunanlardan yiyebilir miyiz?” diye sordum. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Başkasını bulursanız, o kaplardan yemeyiniz. Bulamazsanız şayet, o zaman onları güzelce yıkayınız ve onlardan yiyiniz.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Yasaklama şeklinin en asgari olanı, mekruhluktur. Çünkü kitap ehli, pisliklerden sakınmayan kimselerdir.
Elbiselerine gelince; üst tarafı örten giysiler gibi (pisliğe değip de) kullanmadıkları ya da avret bölgesinin üstünde kalan giysiler temizdir ve giyilmesi neticesinde pis olmazlar. Ama avret mahallerine değen pantolon, don vb. gibi alt kısma ait giysiler hakkında iki görüş bulunmaktadır:
Bunlar giyildiği halde namaz kılınmışsa, o namaz iade edilir. Çünkü kitap ehli necasetten kaçınmayan kimselerdir. Açık olan görüş, necasetin çıkış yeri olan bölgenin, elbisesini pisletmiş olacağıdır. Bu yüzden Ebu Hanife ve İmam Şafii, izar ve pantolon giymeyi kerih görmüşlerdir.
Namazı iade etmek gerekmez. Çünkü aslolan (bu elbiselerin) temiz olduğudur ve şüpheyle temizliğin gitmeyeceğidir.
İkincisi; Şayet kitap ehli olmayan meclisi, putperest vb. gibi kafirlerin ise; elbiselerinin durumu, Kitap ehlinin elbiselerinin durumu gibidir. Ama kaplarına gelince; onların kaplarını kullanmanın caiz olmayacağı söylenmiştir. Çünkü onlara ait kaplar leş ve pisliklerden hali değildir. Bu, İmam Ahmed’in kabul ettiği zahir görüştür.
Necasetine dair kesin bir şey görülmediği takdirde, onların hükmünün tıpkı ehli kitabın hükmü gibi olacağı, dolayısıyla kap ve elbiselerini kullanmanın mübah sayılacağı da söylenmiştir. Bunu, Ebu’l Hattab söylemiştir. Aynı zamanda, İmam Şafii’nin mezhebidir. Çünkü bu noktada müşriklerin (su içtikleri) kırbaları ile ilgili hadis bulunmaktadır. Taharet, aslı itibariyle temizdir ve bu temizliği, şüphe yok etmez.
Onlara ait elbiselerle namaz kılmaya ise Sevri ve Rey ashabı cevaz vermiştir. Çünkü aslolan, bu giysilerin temiz olduğudur ve pis olduğuna dair hüküm tercih edilemez.
İmam Malik şöyle demiştir: “Her halükarda bu elbiseler giyilebilir. Şayet bunlarla namaz kılmışsa ve vakit de çıkmamışsa namazı iade eder.”
İbn Kudame şöyle der: Kafirlerin dokuduğu elbiseyle namazın mübah olduğu noktasında, ilim ehli arasında bir ihtilaf bilmiyoruz. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabının giydikleri elbiseler, kafirlerin dokuduğu giysilerden oluşmaktaydı.