Ve en güzel olanı doğrularsa.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve (ve) saddaka (doğruladı) bi’l-husna (en güzeli)
Mukatil Tefsiri
Yani Allah’ın vaadini tasdik eder ve Allah yolunda verdiği malın yerine ahirette daha hayırlısının verileceğine inanırsa. Müfessire göre burada “el-hüsnâ”, Allah’ın kuluna vereceği güzel karşılık ve vaadidir.
Taberi Tefsiri
Müfessirler “en güzel olanı doğrulamak” ifadesinin anlamı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazıları bunun, kişinin Allah yolunda verdiği mala karşılık Allah’ın kendisine bedel vereceğini tasdik etmesi olduğunu söylemiştir. İbn Abbas’tan gelen birçok rivayette bu ifade “Allah’tan gelecek karşılığa inanmak” şeklinde açıklanmıştır. İkrime de bunu “Allah’ın ona karşılık vereceğine inanmak” diye tefsir etmiştir. Ebû Sâlih yoluyla gelen rivayette İbn Abbas, “Allah’ın karşılık vereceğine kesin inanmak” demiştir. Mücahid de “karşılık” anlamını vermiştir. Başka bir grup ise bunun Allah’ın birliğini tasdik etmek olduğunu söylemiştir. Ebû Abdurrahman’dan, “Allah’tan başka ilah yoktur sözünü tasdik etmek” açıklaması nakledilmiştir. Dahhâk de aynı şekilde “Allah’tan başka ilah yoktur sözünü tasdik etmek” demiştir. İbn Abbas’tan gelen başka bir rivayette de bu ifade “Allah’tan başka ilah yoktur sözünü tasdik etmek” şeklinde açıklanmıştır. Başka bir grup ise bunun cenneti tasdik etmek olduğunu söylemiş; Mücahid’den, “cenneti tasdik etmek” açıklaması rivayet edilmiştir. Diğer bir görüşe göre de bunun anlamı Allah’ın vaadini tasdik etmektir. Katâde, “Allah’ın kendi üzerine vaat ettiği güzel vaadi tasdik etti ve Allah’ın vaat ettiği bu vaade göre amel etti” demiştir. Ma‘mer yoluyla Katâde’den gelen rivayette de, “Mümin, Allah’ın güzel vaadini tasdik etti” denilmiştir.
Taberî’ye göre bu görüşlerden ayetin zahirine en uygun olanı, bunun Allah’ın infaka karşılık vereceğini tasdik etmek anlamında olduğudur. Çünkü Allah hemen önce malını veren kimseden söz etmiştir; bu kimse malını Allah’ın razı olduğu yolda harcamakta ve Allah’ın bu harcamaya karşılık vereceğini ummaktadır. Bu sebeple ardından gelen ifade, onun Allah’ın kendisine karşılık vereceği vaadini tasdik etmesi anlamına daha uygundur. Ayrıca Resûlullah’tan gelen rivayet de bu anlamı desteklemektedir. Ebü’d-Derdâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Güneşin battığı hiçbir gün yoktur ki onun iki yanında iki melek bulunmasın ve Allah’ın bütün yaratıkları, insanlar ve cinler dışında, onların sesini işitmesin: Allah’ım, infak edene karşılık ver; tutup vermeyene ise telef ver.” Bunun üzerine Allah bu anlamda şu ayetleri indirmiştir: Kim verir, sakınır ve en güzel olanı doğrularsa, biz onu kolay olana kolaylaştıracağız; kim de cimrilik eder, kendisini ihtiyaçsız görür ve en güzel olanı yalanlarsa, biz onu zor olana kolaylaştıracağız.
Bu ayetin Ebû Bekir hakkında indiği de rivayet edilmiştir. Âmir b. Abdullah b. Zübeyr’den nakledildiğine göre Ebû Bekir Mekke’de İslam uğruna köle azat ederdi; Müslüman olan yaşlı kadınları ve zayıf kadınları azat ederdi. Babası ona, “Ey oğlum! Seni zayıf kimseleri azat ederken görüyorum. Keşke seninle birlikte duracak, seni koruyacak ve senden saldırıları uzaklaştıracak güçlü erkekleri azat etseydin” dedi. Ebû Bekir ise, “Babacığım, ben sadece Allah katında olanı istiyorum” dedi. Bu rivayeti aktaran kişi, ailesinden bazı kimselerin kendisine bu ayetin onun hakkında indirildiğini haber verdiğini söylemiştir: Kim verir, sakınır ve en güzel olanı doğrularsa, biz onu kolay olana kolaylaştıracağız.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…