Onların üzerlerine kapatılmış bir ateş vardır.
Diyanet Vakfı
19, 20. ayetlerimizi inkar edenler ise işte onlar soldakilerdir. Cezaları, kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir.
Kurtubi Tefsiri
Üzerlerinde de kapıları sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.
“Âyetlerimizi” yani Kur’ân-ı Kerîm’i
“inkâr edenler ise onlar Meş’eme sahiblerinin ta kendileridir.” Yani kitaplarını sol taraflarından alacak olanlardır. Bu açıklamayı Muhammed b. Ka’b yapmıştır. Yahya b. Sellam dedi ki: “Çünkü bunlar bizzat kendilerine uğursuz kimselerdir. ” İbn Zeyd dedi ki: “Çünkü bunlar Âdem (aleyhisselâm)’ın sol tarafından yaratılmışlardır.” Meymun (b. Mihran) da, “çünkü onların bulunacakları yer sol taraftır”, diye açıklamıştır.
Derim ki: Bütün bu görüşleri şöyle bir açıklama bir arada kapsar: Meymene sahibleri cennetliklerdir, Meş’eme sahibleri de cehennemlik olanlardır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Ashabu’l-Yemin ne şerefli ashabu’l-Yemindir. Dikensiz Arabistan kirazı altında…” (el-Vakıa, 56/27-28) diye buyurduktan sonra:
“Ashabu’ş-Şimal ne bedbaht ashahu’ş-Şimal’dir! Beyinlerine kadar işleyen bir sıcaklıkta (olacaklardır)” (el-Vâkıa, 56/41-42) diye buyurmaktadır. Benzeri diğer âyetler da (bunu açıklamaktadır).
“Mu’sadetun” “Kapatılmış ve kilitlenmiş” demektir. Şair şöyle demiştir:
“Devem Mekke’nin dağlarına özlem duyuyor,
Fakat onun karşısında San’a kapıları kapalı ve kilitli bulunuyor.”
İçinde ne olduğu bilinmeyen, müphem, belirsiz, diye de açıklanmıştır. Dilciler: “Evsadtu’l-bâbe ve evsadtuhu” “Kapıyı kilitledim” derler (yani fiili ilk harfini “vav”lı ya da hemzeli olarak kullanırlar.) Bu fiili: “Evsadtu” “Kilitledim” diyerek kullananlara göre isim, “El-visâdu” gelir. Bunu “Âsedtuhu” diye kullananların kullanışına göre de isim “El-isâdu” …diye gelir.
Ebû Amr, Hafs, Hamza, Yakub, el-Kisai’den eş-Şeyzeri, burada ve
“el-Hümeze” (104/8. âyeti kerîme)de “Mu’sadetun” şeklinde hemzeli, diğerleri ise hemzesiz okumuşlardır. Bu iki okuyuş da iki ayrı söyleyiştir. Ebû Bekr b. Ayyaştan şöyle dediği nakledilmiştir: Bizim (bu lâfzı) “hemzeli” olarak; “Mu’sadetu” diye okuyan bir İmâmımız vardır. Onun bu okuyuşunu duyduğum vakit kulaklarımı tıkamak istiyorum.