Onlar üzerinde zorlayıcı değilsin.
Diyanet Vakfı
21, 22, 23, 24, 25, 26. O halde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkar edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Kurtubi Tefsiri
Üzerlerine musallat olan bir zorba değilsin.
“Üzerlerine musallat olan bir zorba değilsin.” Yani onlara musallat kılınmış birisi değilsin ki, onları öldüresin. Daha sonra bu âyet-i kerimeyi kılıç âyeti (cihadı emreden âyet) neshetmiştir.
Harun el-A’ver,
“bir zorba” anlamındaki lâfzı “ti” harfini üstün olarak; “Bimusaytar” diye okumuştur. “El-musaytarun”
“Egemen, olanlar” (et-Tur, 52/37) âyetinde de böyle okumuştur. Bu Temimlilerin söyleyişidir.
es-Sıhah’ta şöyle denilmektedir: “El-musaytır (sin ile)” ile “El-musaytır” Bir şey üzerinde onu kontrol etmek, durumlarını görüp gözetlemek, amelini yazmak üzere musallat olan” demektir. Bunun asıl kökü “Satır”dan gelmektedir. Çünkü satır’ın ihtiva ettiği anlamlardan birisi de belirli bir sınırı aşmamasıdır. Buna göre kitab da “satır satır yazılmış” (anlamında): “Mustar”dır. Bu işi yapan kimse; “Mustar” ile “Mûsaytır” anılır. “Seytarte aleynâ” “Bizim üzerimizde egemen oldun, musallat oldun” denilir. Yüce Allah da: “Leste aleyhim bimusaytır”
“Üzerlerine musallat olan bir zorba değilsin” diye buyurmaktadır. “Setarahu” “Onu yere yıktı” anlamındadır.