O gün birtakım yüzler eğilmiş olacaktır.
Diyanet Vakfı
2, 3, 4, 5, 6, 7. O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.
Kurtubi Tefsiri
Yüzler vardır ki; o gün, korkulu ve zelildir.
İbn Abbâs dedi ki: Bu kimselere dair haber ona gelmediğinden ötürü yüce Allah ona bunlara dair haber vererek:
“Yüzler vardır ki; o gün”, yani kıyâmet gününde
“korkulu ve zelildir” diye buyurmaktadır. Süfyan dedi ki: Azâb dolayısıyla zelildir, demektir.
Oldukça zayıf görünümlü ve hareketsiz olan kimseye “hâşi’: korkulu ve zelil” denilir. Nitekim; Bir kimse zillet gösterip başını eğecek olursa “namazında huşu’ gösterdi” denilir, “Haşea’s-savt” “Ses gizlendi” demektir. Yüce Allah da: “Vehaşeati’l-Esvâtu li’r-Rahmâni”
“Rahmân’ın huzurunda sesler kısılmış olacak” (Tâ-Hâ, 20/108) diye buyurmaktadır.
“Yüzler” ile kastedilen yüzlerin sahibi kimselerdir.
Katade ve İbn Zeyd: Ateş içerisinde
“korkulu ve zelildir”, diye açıklamışlardır. Maksat, kâfirlerin tümünün yüzleridir. Bu açıklamayı Yahya b. Sellam yapmıştır.
Yahudi ve hrıstiyanların yüzlerinin kastedildiği de söylenmiştir ki, bu da İbn Abbâs’ın görüşüdür.