"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Müddessir 16

Hayır, çünkü o ayetlerimize karşı inatçıdır.

Diyanet Vakfı
Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.

Kurtubi Tefsiri
Asla! Çünkü o âyetlerimize karşı çok İnatçıdır.

“Asla!” Nimetlere karşı nankörlük etmekle birlikte böyle bir şey asla olmayacaktır. el-Hasen ve başkaları şöyle demiştir: Yani üstelik o kendisini cennete sokmamı ümit ediyor. Çünkü el-Velid şöyle diyordu: Eğer Muhammed doğru söylüyor ise cennet ancak benim için yaratılmıştır. Yüce Allah ise onun bu görüşünü reddetmek ve onu yalanlamak üzere “asla” diye buyurmaktadır. Yani Ben ona fazlasını vermeyeceğim. Ondan dolayı ölüp gidinceye kadar mal ve evladının sürekli olarak eksilmekte olduğunu gördü.

Yüce Allah’ın;

“Sonra… umar” âyetindeki: Sonra” atıf anlamındaki “sonra” değildir. Bu taaccüb ifade etmek içindir. (Bu yönüyle) yüce Allah’ın:

“Karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’ındır, Sonra da var olanlar -buna rağmen- Rabblerine ortaklar koşarlar” (el-En’am, 6/1) âyetine benzemektedir. Bu da senin birisine -yaptıklarına hayret edip şaşırırcasına-: Ben sana verdim, sonra da sen benden uzak duruyorsun, demeye benzer.

Ben, bütün bunları kendisinden sonra gelenler arasında bırakacağımı umar, diye de açıklanmıştır. Çünkü o şöyle diyordu: Muhammed’in arkası gelmeyecek yani o ebterdir ve ölümü ile birlikte kimse ondan sözetmeyecek. Kendisi, kendisine ihsan edilen bunca rızkın ölümü ile kesilmeyeceğini zannediyordu. Bir diğer görüşe göre anlam: Sonra küfrüne rağmen o kendisine yardım edeceğimi umar, demektir.

“Asla” lâfzı ise arttırılmasına dair ümidini kesmek içindir. Dolayısıyla bundan önceki âyetler ile alakalıdır.

“Asla!” lâfzının; Gerçekten, şüphesiz ki, muhakkak ki” anlamında olduğu da söylenmiştir. O takdirde bu ibtidâ (yeni bir cümle başı) olur.

“Çünkü o” yani el-Velid

“âyetlerimize” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a ve onun getirdiklerine

“karşı çok inatçıdır.”

“(…..) İnad etti”; ism-i fail olarak: İnatçı” denilir. Tıpkı: Oturdu” fiilinden ism-i failin: Oturan” diye gelmesi gibidir. Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır.

“Nun” harfi kesreli olarak-: Hakkı bildiği halde hakka muhalefet edip, onu reddetti” demektir. Böyle bir kimseye denilir, aynı zamanda “yoldan uzaklaşan, maksattan başka tarafa sapan deve” demektir. Çoğulu da; şeklinde gelir. Tıpkı: Rüku eden” lâfzının çoğulunun diye gelmesi gibi. Ebû Ubeyde, el-Hârisî’nin şu beyitini zikretmektedir:

“Bindiğim vakit orta yere koyun beni

Çünkü ben yaşlıca birisiyim, inatçı bineklerle baş edemem.”

Ebû Salih ‘dedi ki: Bu “uzaklaşan, uzaklara giden” demektir. Şair de şöyle demiştir:

“Bizi uzakça bir ayrılığın birbirimizden ayırdığını görüyorum,

Ayrılık gerçekten çok uzaklaştırıcıdır.”

Katade, biterek inkâr eden, Mukâtil yüz çeviren, İbn Abbâs, bilerek çokça inkâr eden diye açıklamışlardır. Düşmanlığını açığa vuran diye de açıklanmıştır.

Yine Mücahid’den şöyle dediği nakledilmiştir: Bu kimse, haktan uzak duran, ona karşı inat eden, ondan yüz çeviren demektir.

Hepsinin de anlamı birbirine yakındır. Araplar bir kimse serkeşlik edip, haddini aştığı vakit: Adam inat etti” derler. Başka develerle karışmayıp, bir kenarda uzak duran deveye de: denilir. Bir kimse tek başına bir yere konaklıyor ve diğer insanlarla karışmıyor ise ona; denilir. Büyüklenmekten ve zorbalıktan dolayı dik kafalılık eden” demektir. Kanı dinmeyen damar” demektir. Bütün bunlar aynı (anlama yapılmış) bir kıyastır. Daha önce de İbrahim Sûresi’nde (14/14. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Çok inatçı”nın çoğulu; …diye gelir. Ekmek” lâfzının çoğulunun diye gelmesi gibi.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/muddessir-15/,https://kutsalayet.de/muddessir-17/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız