O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız?
Diyanet Vakfı
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Kurtubi Tefsiri
O halde; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
“Yeşil yastıklara… yaslanarak” âyetinde geçen:
“Yastıklar” uyumak üzere yatağın (ya da döşemenin) üzerine atılan bir örtü demektir. İbn Abbâs dedi ki: Bu, döşemenin ve yaygının artan (sarkan) kısımlarıdır. Yine ondan nakledildiğine göre bunlar artan kısımları üzerine yaslandıkları örtülerdir. Katade de böyle demiştir.
el-Hasen ve el-Kurazî, bunlar yaygılar demektir; İbn Uyeyne de: Bunlar oturmak üzere verdeki yastıklardır; diye açıklamışlardır, İbn Keysan İse, bunlar yüz yastıklarıdır demiştir. el-Hasen de böyle açıklamıştır. Ebû Ubeyde: Bunlar örtünün kenarı demektir.
el-Leys de: Bunlar yere serilen bir çeşit yeşil örtüdür, demiştir. Yüksek döşekler oldukları da söylenmiştir. Enlice herbir örtüye Araplarca: denildiği de söylenmiştir. İbn Mukbil şöyle demiştir:
“Biz (hasımların topraklarına) öyle inenleriz ki ayaklarımız çiğner geçer,
(Kadınların) çeşitli örtüleri ile genişçe örtülerin yere düşenlerini.”
Bunlar birbirlerine yakın görüşlerdir.
es-Sıhah’ta. şöyle denilmektedir: “Yatak ve döşek örtüleri yapmakta kullanılan yeşil kumaşlaradır. Bunun tekili; …diye gelir,
Said b. Cübeyr ile yine İbn Abbâs: Bu cennet bahçeleri, demektir demişlerdir. Bu kelimenin türemesi: Yükseldi, yükselir” fiilindendir. Kuşun havada kanatlarını hareket ettirmesine (çırpmasına); denilmesi de buradan gelmektedir. Bundan dolayı erkek deve kuşuna “refref” dedikleri de olur. Çünkü o önce kanatlarını çırpar, sonra koşar. “Kuş üzerine konmak maksadıyla belli bir şeyin etrafında kanat çırptı” demektir. Çadırların kıvrımlarına, gömleğin yan taraflarına ve ondan sarkan bölümlere de böyle denilir. Tekili: …diye gelir.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın vefatı ile ilgili haberde de şöyle denilmektedir: Üzerindeki örtüyü (refref i) kaldırdı, hışırtısı olan bir yaprakmış gibi yüzünü gördük. Kıldan olan çadırın kenarını kaldırdı demek isteniyor.
Bir görüşe göre bu kelimenin aslı, parlak ve taze bitki halini anlatmak için kullanılan: Bitki taze ve parlak oldu, olur” ifadesidir. Bu açıklamayı es-Sa’lebî nakletmiştir.
el-Kutebî de şöyle demektedir: Nimetten ve tazelikten ötürü suyu çokça olan ve âdeta neredeyse sallanacak hale gelen herbir şeyin bu halini anlatmak için denilir. Bu açıklamayı da el-Herevî nakletmektedir.
Refref in sahibi üzerine bindiği takdirde kanat çırparak onu tıpkı bir salıncak gibi sağa ve sola, yukarıya ve aşağıya hareket ettiren ve böylelikle eşi ile birlikte kendisiyle zevk alıp neşelendiği bir araç olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı et-Tirmizî el-Hakîm, Nevadiru’l-Usûl adlı eserinde zikretmiş olup, biz de bunu et-Tezkire adlı eserimizde kaydettik.
et-Tirmizi (el-Hakim) şöyle demiştir: O halde refref (yeşil yastıklar) daha önce sözü geçen döşemelerden daha üstündür. Bundan önceki iki cennette yüce Allah bu döşemeleri sözkonusu ederek:
“Astarları kalın ipekten döşemelere yaslanmışlar olarak” (54. âyet) diye buyurmuş, burada İse: “Yeşil yastıklara yaslananlar olarak” diye buyurmuştur. Refref öyle bir şeydir ki, Allah dostu onun üstüne kuruldu mu onu uçurur, yani tıpkı salıncak gibi istediği tarafa şu tarafa, bu tarafa uçurur. Bunun aslı da yüce Allah’ın huzurunda refref etmekten gelir. Miraç hadisinde bize rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Sidre-i Müntehâ’ya ulaştığında ona refref gelip, Hz. Peygamberi Cibril’in elinden aldı ve onu Arş’ın dayanağına kadar uçurdu. Hz. Peygamberin şöyle buyurduğu zikredilmektedir: “Beni yukarı aşağı uçurdu gitti ve nihayet beni Rabbimin huzurunda durdurdu.” Daha sonra ayrılma zamanı gelince, yine onu alıp yükselterek, alçaltarak uçurdu ve sonunda Cebrâîl’e (Allah’ın salat ve selamlan üzerine olsun) teslim etti. Cebrâîl o sırada ağlıyor ve yüksek sesle hamdediyordu. Refref yüce Allah’ın huzurundaki hizmetçilerden birisidir. Yakınlık ve yakınlaşmak konumunda özel işlerle görevlidir. Tıpkı Burak’ın peygamberlerin bindiği ve bu iş için o yerde özel olarak görevli olan bir binek olması gibi. Yüce Allah’ın şu yakınlaştırılmış iki cennet ehline müsahhar kıldığı bu refref onların yaslandıkları yer ve onların döşekleridir. Allah’ın dostunu o nehirlerin kıyılarına aktıkları yerlere, dilediği yere, iyi ve güzel eşlerinin çadırlarına alır, götürür.
Daha sonra yüce Allah:
“Ve güzel döşemeler” diye buyurmaktadır. Sözü edilen: “Serilen nakışlı örtüler”dir. Nakışların yaratıcısı olan yüce Allah onların güzel olduklarını söylemektedir. O halde bu örtülerin kendileri hakkında ne düşünülebilir?
Osman (radıyallahü anh), el-Cahderî, el-Hasen ve başkaları “yastıklar” anlamındaki lâfzı şeklinde munsarıf olmayan bir çoğul olarak okumuşlardır. Aynı şekilde “döşemeler” anlamındaki âyeti da diye çoğul okumuşlardır ki; birincisi ‘in, ikincisi; çoğuludur.
” Yastık” lâfzı çoğul için kullanılan bir isimdir. ” Döşeme” ise çoğula delalet eden ve ( yli)’e mensub olan bir isimdir.
Bir başka açıklamaya göre bunların tekilleri; şeklinde gelir. birincisinin, ikincisinin çoğulunun çoğuludur.
el-Ferrâ’nın dediğine göre: “Kalın yaygılar” demektir. İbn Abbâs ve başkalarından gelen rivâyete göre ise bunlar oturmaya mahsus yastıklardır. el-Hasen yerdeki sergiler ve yaygılardır derken, Mücahid kalın ipektir demiştir. el-Kutebî de şöyle demiştir; Araplara göre işlemeli herbir örtüye; denilir, Ebû Ubeyd dedi ki; Bu isim, işlemenin yapıldığı bir yere mensubtur. İyice ve sağlamca dokunmuş herbir işleme de ona nisbet edilir. Şair Zu’r-Rimme söyle demiştir;
“Sanki el-Ruf bahçelerine giydirmiş gibi
Abkar işlemelerinden örtüler ve perdelerle yaygılarla süslemiş gibi.”
Denildiğine göre “Abkar” Yemen taraflarında bir kasaba olup, orada nakışlı, işlemeli yaygılar dokunur.
İbnu’l-Enbârî dedi ki: Bu hususta asıl olan, “abkar” denilen yerin cinlerin kaldığı bir kasaba olup üstün ve değerli olan herşey oraya nisbet edilir.
el-Halil dedi ki: Üstün nefis, değerli ve kıymetli erkekler, kadınlar ve başka türden olan herşey Araplarca “abkarî” diye adlandırılır. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın Ömer (radıyallahü anh) hakkında söylediği: “İnsanlar arasında onun kuyudan su çektiği gibi çeken üstün, dahi birisini görmedim” Buhârî, III, 1329, 1340, 1345, VI, 2575, 2718; Müslim, IV. 1862; Tirmizi, IV, 541; Müsned. II. 39. 99, 104, 107, 450. âyetinde de bu kökten gelen lâfız kullanılmış bulunmaktadır.
Ebû Amr b. el-Alâ’ya, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in: “Onun çektiği gibi su çeken üstün ve dahi birisini görmedim” sözü hakkında kendisine soru sorulmuş ve şu cevabı vermiştir: (Bu lâfız) bir kavmin başkanı ve onların üstün ve değerlileri demektir. Şair Züheyr de şöyle demiştir:
“Üzerlerinde abkarî cinleri bulunan atlarla ki
Bir gün (istediklerine) nail olmaya ve üstünlük sağlamaya lâyıktırlar.”
el-Cevherî dedi ki: “el-abkarî” Arapların cin topraklarından olduğunu iddia ettikleri bir yerin adıdır. Şair Lebid de şöyle demiştir:
“Olgun yaşlılar ve gençler ki, abkar cinleri gibidirler.”
Daha sonra mahareti, güzel sanatı ve gücüne hayran kaldıkları herbir şeyi bu lâfza nisbet ederek “abkarî” diye kullandılar. Bu ise hem tekil, hem olarak kullanılır. Hadîs-i şerîfte de O abkarî (seccade) üzerinde secde ederdi.” Beyhakî, es-Sünenu’l-Kübra, 11, 436. denilmektedir. İşte bu da boyaların ve nakışların bulunduğu bu bildiğimiz yaygılardır. Öyle ki Araplar abkarî bir zulüm” tabirini kullanmış ve güçlü bir kimseye de: “Bu bir kavmin abkarîsidir” demişlerdir. Hadîs-i şerîfte de: “Ben onun kuyuda su çektiği gibi su çeken bir abkari (güçlü, kuvvetli, dahi) bir kimse görmedim.” denilmiştir.
Daha sonra yüce Allah onların örflerinden bildikleri şekilde onlara hitab ederek: “Ve güzel döşemelere” diye buyurmaktadır. Bazıları lâfzını diye okumuşlarsa da bu hatadır, çünkü mensub isim nisbeti olduğu gibi bırakılarak çoğul yapılmaz. Kutrub ise şöyle demiştir: Bu mensub bir isim değildir. ” Koltuk ve koltuklar” ile Buht devesi ve buht develeri” kelimelerine benzer.
Ebû Bekr’in rivâyetine göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):
“Yeşil yastıklara ve güzel döşemelere yaslanarak” âyetini; diye okumuştur. Bunu da es-Sa’lebî zikretmiştir, ” Yeşil” lâfzındaki “dat” harfinin ötreli kullanılması ise çok azdır.