"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rahman 36

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız?

Diyanet Vakfı
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Kurtubi Tefsiri
O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?

“Üzerinize ateş alevi ve bir duman salınır.” Yani eğer sizler çıkacak olursanız, üzerinize bir ateş alevi salınır ve kaçmanızı engelleyecek azâb sizi yakalar. Âyetin kaçmakla ilgili olmadığı, aksine yüce Allah’ın bununla isyankârları cehennem ateşi ile azaplandıracağını haber vermekte olduğu da söylenmiştir.

Şöyle de açıklanmıştır: Sizler Rabbinizin nimetlerini yalanlayacak olursanız, o vakit üzerinize bu yalanlamanızın bir cezası olmak üzere ateş alevi ve bir duman salınır.

İnsanların ve cinlerin etrafının melekler ile ve çok büyük bir ateş parçası ile kuşatıldıktan sonra kendilerine:

“Ey cin ve İnsan toplulukları…” diye seslenileceği de söylenmiştir. İşte yüce Allah’ın;

“Üzerinize ateş alevi… salınır” âyeti bunu anlatmaktadır. İbn Abbâs ve başkalarının açıklamasına göre: “Dumanı olmayan alev” demektir. en-Nehhâs da; bu alevi bulunmayan dumandır, diye açıklamıştır. Umeyye b. Ebi’s-Salt’ın, Hassan (radıyallahü anh)’a hicvederken kullandığı ifade de bu kabildendir. es-Sa’lebî el-Maverdî’nin Tefsirlerinde de aynı şekilde Umeyye b. Ebi’s-Salt diye zikredilmiştir. Ancak es-Sıhah ile İbnu’l-Enbarî’nin el-Vakfiı ve’l-İbtidâ adlı eserlerinde Umeyye b. Halef diye geçmektedir. Sözü edilen hicivde Umeyye şöyle demektedir:

“Benden Hassan’a, Ukaz’a doğru şu mesajı ulaştıracak var mı?

Senin baban bizim aramızda bir demirci değil miydi?

Şarkıcı cariyeler arasında, kendisini koruyacak gücü de yoktu.

Yemen tarafından (idi ve) o körüğü tutup dururdu da

Kesintisiz olarak ateşin alevini üflüyordu.”

Hassan (radıyallahü anh) da ona şu şekilde cevab vermişti:

“Hicvettim seni ben, sen de zilletle ona karşı boyun eğdin,

Ateş alevi gibi yanan bir kafiye ile ve zilletle.”

Ru’be de şöyle demiştir:

“İndirdiğimiz darbelerden ötürü onların aşırı hararetleri var,

Bir de alevler yakıp duran savaşın ateşi,”

Mücahid dedi ki Ateş alevi”; ateşten ayrı yeşil aleve denilir, ed-Dahhâk da şöyle demiştir: Odundan çıkana değil, alevden çıkan dumana denilir. Said b. Cübeyr de böyle açıklamıştır.

“ateşin ve dumanın biraradaki ismi” olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı Ebû Amr yapmış olup, el-Ahfeş de bunu kimi Araplardan diye, nakletmiştir.

İbn Kesîr “şın” harfini esreli olarak; diye okumuş, diğerleri ise ötreli okumuşlardır, Her İkisi de ayrı söyleyişlerdir, tıpkı inek sürüsüne denilmesi gibi.

“Ve bir duman” anlamındaki âyet genel olarak; şeklinde ref ile ve: “Alev” lâfzına atıf ile okunmuştur. Ancak İbn Kesîr, İbn Muhaysın, Mücahid ve Ebû Amr “ateş” anlamındaki lâfza atıf ile; şeklinde cer ile okumuşlardır,

el-Mehdevî dedi ki: (……..)’ın “hem ateş, hem de dumanı” birarada ifade ettiğini söyleyenlerin görüşüne göre “duman” anlamındaki lâfzı kesreli okumaları açıkça anlaşılan bir şekildir. Ancak bunu “dumanı olmayan alev” diye açıklayanların “bir duman” anlamındaki lâfzı cer ile okumaları uzak bir ihtimaldir. Böyle bir okumanın uygunluğu ancak bir mevsufun hazfedilmiş olduğu takdiri ile uygun düşebilir. Sanki: “Üzerinize ateş alevi ve” bir miktar “bir duman salınır” denilmiş gibidir. Bu durumda “bir miktar” anlamındaki lâfız; “(……..): Alev” lâfzına atfedilmiş gibi olur. “Dumandan” cümlesi de “bir miktar” anlamındaki lâfzın sıfatı olur. “Bir miktar” anlamındaki lâfız da hazfedilmiş bulunmaktadır. Yüce Allah’ın âyetinde ayrıca; (………..) edatının hazfedilmesi ise daha önce; “Ateşten” lâfzında ayrıca zikredilmiş olduğundan dolayıdır. Nitekim Arapların: ” Sen kime misafir olursan ben de (ona) misafir olurum” derken ” Ona” lâfzını hazfetmeleri gibi. Bu açıklamaya göre “bir duman” anlamındaki lâfız hazfedilmiş ile cer edilmiş olur,

Mücahid, Humeyd, İkrime ve Ebû’l-Âl-iye’den “nun” harfi kesreli olarak; (okudukları zikredilmiştir ki, bunlar iki ayrı söyleyiştir. Nitekim “alev” anlamındaki lâfız da) ile şekillerinde söylenebilir. Bu kesreli okuyuş aynı zamanda tabiat ve asıl anlamına da gelir. Mesela: “Filan kişi soyu şerefli ve asaletli kimse” demektir.

Müslim b. Cündüb’den ise ref ile: ” diye okuduğu rivâyet edilmiştir. Hanzala b. Murre b. en-Numan el-Ensarî’nin de “ateş” lâfzına atıf ile meo rur olarak diye okuduğu rivâyet edilmiştir. Bununla birlikte kesreli olarak: okuyuşunun; ( U-Zlyin çoğulu olması mümkündür. ) Zor” lâfzının çoğulunun diye gelmesi gibi.

(diye ref ile okunması ise “alev” anlamındaki lâfza atf ile gelir, el-Hasen’den;diye her iki harfin de ütreli okuduğu rivâyet edilmiştir ki; bu da çoğuludur. Bunun aslının) diye olması da mümkündür. Daha önce yüce Allah’ın:

“Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.” (en-Nahl, 16/16) âyetinde açıklandığı üzere “vav” hazfedilmek suretiyle kısaltılmış da olabilir.

Abdurrahmân b. Ebi Bekre’den “nûn” harfi üstün, “ha” harfi ötrdi ve “şın’ harfi de şeddeli olarak” ” Kökünü keseriz” anlamında; ” Kökünü kesti, keser, kesmek”ten gelen bir fiil olarak okuduğu rivâyet edilmiştir. Yüce Allah’ın: ” Hani o zaman onun izniyle onları öldürüyordunuz,” (Al-i İmrân, 3/152) âyetinde de bu anlamda kullanılmıştır. (Bu âyetin böylece okunması halinde): “Azâb ile öldürürüz” demek olur.

Birinci kıraat olan:

“Ve bir duman” lâfzı ise, başlarının üzerine akıtılacak eritilmiş bakır anlamındadır. Mücahid ve Katade böyle açıklamıştır. Bu açıklama İbn Abbâs’dan da rivâyet edilmiştir. Yine İbn Abbâs’dan ve Said b. Cübeyr’den rivâyet edildiğine göre burada bu lâfız, alevi bulunmayan duman demektir, (el-Halil)’in açıklamasının anlamı da budur. Bu anlamıyla Arap dilinde bilinen bir lafızdır. Nitekim Ca’deoğullarının Nabiğası şöyle demiştir:

“Taneden (veya susam yağından) yakılan kandilin ışığı gibi aydınlatıyor,

Allah’ın kendisinde hiçbir duman kılmadığı.”

el-Esmaî dedi ki: Ben bedevi bir Arabın -beyitte geçen-: (………)’in Şam’da “dumanı bulunmayan susam yağına” denildiğini söylediğini duydum.

Mukâtil dedi ki: Bunlar eritilmiş bakırdan beş tane ırmaktır. Hepsi de Arş’ın altından ve cehennemliklerin başları üzerine akar. Bu üç ırmak, gece miktarındadır, iki ırmak da gündüz miktarındadır,

İbn Mes’ûd dedi ki: Nûhâs (eritilmiş bakır) ile el-mühi (eritilmiş bakır) aynı şeylerdir.

ed-Dahhâk ta: Bu kaynatılmış zeytinyağının tortusudur. el-Kisâî de: Oldukça şiddetli bir rüzgarı olan ateşe denilir, demiştir.

“Size yardım da olunmaz.” Birbirinize yardımcı olamazsınız. Maksat cinler ile İnsanlardır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/rahman-35/,https://kutsalayet.de/rahman-37/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız