"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kamer 49

Şüphesiz biz her şeyi kaderle yarattık.

Diyanet Vakfı
Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.

Kurtubi Tefsiri
Çünkü Biz herşeyi bir takdir ile yarattık.

2- “Herşey” ile İlgili Kıraatler ve Buna Dair Nahiv Açıklamaları:

“Çünkü Biz herşeyi” âyetindeki: “…i” lâfzı genel olarak nasb ile okunmuştur. Ancak Ebû’s-Semmal mübteda olarak ref” ile (……..) diye okumuştur. Nasb ile okuyanlar bir fiil takdirine göre böyle okurlar. Kûfelilerin tercihi de budur. Çünkü: ” Çünkü, muhakkak” bir fiil ister. O bakımdan böyle bir fiil takdiri daha uygundur. Ayrıca

“herşeyi” lâfzının nasb ile okunması yüce Allah’ın mahlukatı hakkında umumiliğe daha çok delalet etmektedir. Zira hazfedilmiş fiili açıklayan:

“…i yarattık” fiilini hazfedip, birinci fiili de açığa çıkartacak olursak, o vakit ifade: “muhakkak Biz herşeyi bir kader ile yarattık” şeklinde olur. Bu durumda da:

“…i yarattık” lâfzının

“şey”in sıfatı olması uygun düşmez. Zira sıfatın mevsuftan önceki lâfızlarda ameli sözkonusu değildir. Kendisinden önceki lâfızlarda amel edenin tefsiri de olması sözkonusu olmaz.

3- Eşyanın Takdiri ile İlgili Ehî-i Sünnetin Kanaati:

Ehl-i sünnetin kabul ettiği görüş şudur: Yüce Allah, herşeyi takdir etmiştir. Yani onların miktarlarını, hallerini ve zamanlarını var edilmeden önce bilmiştir. Sonra da bunlardan ezeli ilmindeki şekli ile var olacağını bildiği şeyleri var etmiştir. İster yüce alemde, ister alt herşey, alemde yüce Allah’ın ilim, kudret ve iradesi ile sadır olar. Yaratıkların bunda herhangi bir etkisi yoktur. Mahlukatın meydana gelen bu olaylarda bir çeşit kesb (kazanmak), çaba, nisbet ve izafeden öte herhangi bir katkıları olamaz. Bütün bunlar da yüce Allah’ın onlara bu işi kolaylaştırması, O’nun kudreti, tevfiki ve ilhamı ile gerçekleşir. O her türlü eksiklikten münezzehtir, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, O’nun dışında yaratıcı yoktur. Tıpkı Kur’ân-ı Kerîm ve sünnetin açıkça ifade ettiği gibi. Durum Kaderiyyenin ve ameller bizim, eceller ise bizden başkasının elindedir, diyenlerin söyledikleri gibi değildir.

Ebû Zerr (radıyallahü anh) dedi ki: Necranlıların heyeti Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın huzuruna gelerek şöyle dediler: Ameller bizim, eceller ise bizden başkasının elindedir. Bunun üzerine bu âyet-i kerimeler, yüce Allah’ın:

“Çünkü Biz herşeyi bir takdir ile yarattık” âyetine gelinceye kadar indi. Bu sefer onlar: Ey Muhammed! Bizim günah işleyeceğimizi yazdığı halde bize azap mı edecek dediler? Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Kıyâmet gününde sizler Allah’ın hasımları olacaksınız” diye buyurdu. Bazı yönleriyle farklı benzer rivâyetler: Ta beri, Tefsir, XVII, 109, 110, 111; İbn Hihban, Sahih, XIV, 6; Tirmizi, IV, 459, V, 398; İbn Mace, 1, 32; Müsned, II, 476.

4- Kadere Îman Etmeyenler, Kaderi Yalanlayanlar:

Ebuz-Zübeyr, Cabir b. Abdullah (radıyallahü anh)’dan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki; “Bu ümmetin mecusileri yüce Allah’ın kaderlerini yalanlayan kimselerdir. Bunlar hastalanacak olursa onlara ziyarete gitmeyiniz, ölürlerse cenazelerinde bulunmayınız. Onlarla karşılaşacak olursanız, onlara selam vermeyiniz.” Bu hadisi İbn Mace, Sünen’inde rivâyet etmiştir. İbn Mace, I, 35; İbn Ömer’den benzer bir rivâyet: Ebû Davudi, IV, 222.

Yine İbn Mace, İbn Abbâs ve Cabir’den şöyle dediklerini rivâyet etmektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Ümmetimden iki sınıf insan vardır ki onların İslam’dan herhangi bir payları yoktur. Bunlar mürcie ile Kaderiyyedir. ” ibn Mace, I, 28; Tirmizi, IV, 454.

en-Nehhâs senedini kaydederek dedi ki: Bize İbrahim b. Şerik el-Kuft anlattı, dedi ki: Bize Ukbe b. Mukrem ed-Dabbi anlattı, dedi ki: Bize Yûnus b. Bukeyr, Said b. Meysere’den anlattı. O Enes’ten dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Hayır da, şer de bizim elimizdedir, diyen Kaderiyyenin benim şefaatimden herhangi bir payları yoktur. Ben de onlardan değilim, onlar da benden değildir. ” Deylemi. Firdevs, III, 23S.

Müslim’in Sahih’indeki rivâyete göre İbn Ömer Kaderiyye mensuplarıyla ilişkisinin olmadığını belirtmiştir. Kâfirden başkasından ise beri olunmaz. Daha sonra bu hususu şu sözleriyle pekiştirmiştir: Abdullah b. Ömer’in adına yemin ettiği zat hakkı İçin, eğer onlardan herhangi birisinin Uhud dağı kadar altını bulunup da bunu infak edecek olursa, kadere îman etmediği sürece Allah ondan kabul etmeyecektir. ” Müslim, I, 37; Tirmizî, V, 6; Ebû Davud, V, 223.

Bu da yüce Allah’ın münafıklar hakkındaki şu âyetine benzemektedir:

“Harcamalarının kendilerinden kabul edilmesini engelleyen sadece şudur: Onlar Allah’a ve Rasûlüne kâfir olmuşlardır…” (et-Tevbe, 9/54) Bu da açıkça anlaşılan bir husustur.

Ebû Hüreyre dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kadere îman üzüntü ve kederi giderir.” İbn Hacer el-Askalani, Lisanu’l-Mizan, II, 12 de bu hadisin es-Seri b. Âsım b. Sehf’in ortaya çıkarttığı “helalar’dan biri olduğunu söylemektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kamer-48/,https://kutsalayet.de/kamer-50/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız