Gözlerimizin önünde akıyordu — nankörlüğe uğrayan için bir karşılık olarak.
Diyanet Vakfı
İnkar edilmiş olana (Nuha) bir mükafat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Kurtubi Tefsiri
Korumamız altında akıyordu. Nankörlük ile karşılanana mükâfat olmak üzere.
“Korumamız altında” görmemiz ve gözetimimiz ile
“akıyordu.” Bizim korumamız ve muhafazamız altında, diye de açıklanmıştır. Bu daha önce Hud Sûresi’nde (Hud, 11/37. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. İnsanların uğurladıkları kimseye: “Allah’ın gözü üzerinde olsun” demeleri de bu kabildendir. Onun koruması ve muhafazası altında git, anlamındadır.
Vahyimizle diye de açıklandığı gibi, yerden kaynayan pınarlarla, diye de açıklanmıştır. O gemiyi korumakla görevli meleklerden dostlarımızın gözleri ve gözetimi altında, diye de açıklanmıştır. Esasen yüce Allah’ın yaratmış olduğu herbir şeyin O’na izafe edilmesi de mümkündür.
Bir diğer açıklama da: O gemi Bizim dostlarımız ile akıp gidiyordu, şeklindedir. Nitekim haberde: “Gözlerimizden birisi hastalandı da sen onun ziyaretine gitmedin” Bu lafızla değil de, aynı manada bir ibarenin geçtiği uzunca bir kudsi hadis için bk. Müslim, IV, 1990; İbn Hibban, Sahih, I, 503, 111, 224, XVI, 366; İshak Iı. Rahcveyh, Müsned,l-3. I, 115; Beyhaki, Şuabu’t-îman, VI, 534. denilmiştir. (Dostlarımızdan biri hastalandı demek olur.)
“Nankörlük ile karşılanana mükâfat olmak üzere.” Yani Biz bunu Nûh’a kavminin eziyetlerine karşı sabrettiği için bir sevab ve bir mükâfat kıldık. Kendisine karşı nankörlük edilen odur. Buna göre “kimseye” lâfzındaki “lam” mef’ûlün leh lamıdır, “Bile bile inkar olunan kimse” demek olduğu da söylenmiştir. Buna göre: “Kimse”den kasıt, Nûh (aleyhisselâm)’dır. Bundan kastın yüce Allah olup,
“mükâfat” (anlamı verilen ceza)nın da “ikab” anlamında olduğu da söylenmiştir. Biz bunu onların yüce Allah’ı inkar etmelerine bir ceza olarak verdik, demek olur.
Yezid b. Ruman, Katade, Mücahid ile Humeyd; şeklinde “keP’ ve “he” harflerini üstün olarak okumuşlardır ki, şu anlama gelir: Suda boğmak yüce Allah’ı inkar eden kimselere bir ceza idi. Suda boğulmaktan Uc b. Anek’ten başkası kurtulmadı. Su onun beline kadar geliyordu. Kurtuluşunun sebebine gelince, Nûh (aleyhisselâm)’ın gemi yapımı için Hind çınarına ihtiyacı oldu. Bu keresteyi taşımaya imkanı olmadı. bu keresteyi ona Şam’dan taşıyıp getirdi. Yüce Allah da onun bu davranışını mükâfatlandırarak suda boğulmaktan kurtardı.