Ve insana ancak çalıştığı vardır.
Diyanet Vakfı
Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
Kurtubi Tefsiri
İnsan için kendi çalıştığından başkasının olmadığını;
“İnsan İçin kendi çalıştığından başkasının olmadığını” âyeti ile ilgili olarak İbn Abbâs’tan rivâyet edildiğine göre yüce Allah’ın:
“îman edenlerin soyları da îman ile kendilerine uyanların Biz evlatlarını da kendilerine katarız.” (et-Tur, 52/21) âyeti neshetmiştir. Kıyâmet gününde küçük çocuk babasının terazisine konulur ve yüce Allah babaları evlatlar hakkında, evlatları da babalar hakkında şefaatçi kılar. Buna da yüce Allah’ın:
“Babalarınız ve oğullarınızdan size faydaca hangisinin daha yakın olduğunu bilemezsiniz.” (en-Nisa, 4/11) âyeti delil teşkil etmektedir.
Tevil ehlinin çoğunluğu ise: Bu âyet muhkemdir. Kimsenin ameli kimseye fayda vermez, demişler ve kimsenin bir başkasının yerine namaz kılamayacağını icma ile kabul etmişlerdir.
Malik ölenin yerine oruç tutmayı, haccetmeyi ve sadaka vermeyi câiz kabul etmemiştir. Ancak o şöyle demektedir: Eğer kişi kendisinin yerine haccedilmesini vasiyet ettikten sonra ölürse, onun yerine haccedslmesi câiz olur.
Şâfiî ve başkaları ölenin yerine nafile hac yapmayı câiz kabul etmişlerdir. Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyet edildiğine göre o, kardeşi Abdu’r-Rahmân’ın yerine itikafa girmiş ve onun adına köle azad etmiştir. Sa’d b. Ubade’nin de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Annem vefat etti, onun yerine sadaka vereyim mi? Peygamber: “Evet” diye buyurmuştur. Sa’d: Hangi sadaka daha, faziletlidir? diye sormuş, Peygamber; “Su içirmek” diye cevab vermiştir Müsned, VI, 7.
Bütün bu hususlar yeterli açıklamalarıyla birlikte daha önce el-Bakara (2/285-286, âyetler, 2. başlık ve devamında), Al-i İmrân (3/97, âyet, 7. başlıkta) ve el-A’raf Sûresi’nde (7/50. âyet, 2, başlıkta) geçmiş bulunmaktadır,
Şöyle de denilmiştir: Yüce Allah:
“İnsan için kendi çalıştığından başkasının olmadığını” diye buyurmuştur, Arap dilinde “insan İçin” anlamındaki lâfzın başına gelen cer edalı olan “lam”ın anlam itibariyle mülkiyet ve gereklilik ifade etmektir. O halde insana yaptığından başka bir şey(in karşılığını vermek) gerekmez. Bir başkası onun adına sadaka verecek olursa, o kimsenin lehine herhangi bir mükâfatın gerekmesi sözkonusu değildir. Yüce Allah’ın amelde bulunmaksızın küçük çocukları cennete koymak suretiyle lütufta bulunmadığı gibi. Mükâfat olarak vermesi gerekmeyen bir hususu o kimseye lütfetmesi hali bundan istisna teşkil eder.
er-Rabİ’ b. Enes dedi ki:
“İnsan için kendi çalıştığından başkasının olmadığını” âyetinde kastedilen kâfirdir. Mü’mine gelince, ona hem yaptığının karşılığı vardır, hem de başkasının onun için yaptığının karşılığı verilecektir.
Derim ki: Bir çok hadis bu görüşe ve mü’mine başkası tarafından onun için işlenen salih amelin sevabının ulaşacağına delil teşkil etmektedir. Bu tür hadislerden, onlar üzerinde dikkatle düşünecek kimseler için çok miktarda geçmiş bulunmaktadır. Müslim’in kitabının baş taraflarında Abdullah b. el-Mubarek’ten nakledildiği üzere sadaka hususunda görüş ayrılığı yoktur. Sahih’te de şöyle denilmektedir: “İnsan öldü mü ameli de kesilir. Üç şey müstesna…” Bunlar arasında: “Yahut kendisine dua eden salih bir evlat” da zikredilmektedir. Müslim, III, 12Ş5; Ebû Dâvûd, Ill: 117; Müsned, II, 372
Esasen bütün bunlar da yüce Allah tarafından bir lütuftur. Tıpkı amellerin kat kat mükâfatlandırmasının da O’ndan bir lütuf olması gibi. Yüce Allah mü’minlerin lehine tek bir iyiliği on katından yediyüz katına, bir milyon haseneye kadar mükâfatlandırır. Nitekim Ebû Hüreyre’ye şöyle sorulmuş: Sen Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın: “Muhakkak Allah bir tek haseneye karşılık bir milyon hasene mükâfat verir.” dediğini duydun mu? O da: Ben onu şöyle buyururken dinledim; “Muhakkak Allah bir tek haseneye karşılık iki milyon hasene mükâfat verir. ” Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, X, 145
İşte bu Allah’ın bir lütfudur. Adalet ise; “İnsan için kendi çalıştığından başkasının olmamasını” gerektirir.
Derim ki: Yüce Allah’ın:
“İnsan için kendi çalıştığından başkasının olmadığı” âyeti özel olarak günah hakkında sözkonusu olabilir. Buna delil de Müslim’in Sahih’inde yer alan Ebû Hüreyre’nin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan şöyle buyurduğuna dair yaptığı rivâyettir: “Aziz ve celil olan Allah buyurdu ki: Kulum, içinden bir iyilik yapmayı kararlaştırıp da onu işlemeyecek olursa. Ben onu onun lehine bir iyilik olarak yazarım. Şayet onu işleyecek olursa, onu o kimsenin lehine on haseneden yediyüz katına kadar yazarım. Şayet bir kötülük işlemeyi kararlaştırmış olduğu halde işmeyecek olursa, o kötülüğü onun aleyhine yazmam, O kötülüğü işleyecek olursa, Ben de onu tek bir kötülük olarak yazarım.” Müslim, I, 117; Tirmizî, V, 2Ğ5; Nesâî, es-Sünenu’l-Kübra, VI, 3-İ4. Ebû Bekr el-Verrak dedi ki: “Çalıştığından başkası” niyet ettiğinden başkası demektir. Bunu da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kıyâmet gününde insanlar niyetlerine göre diriltilirler.” İbn Mace, II, 1414; Müsned, II, 392. âyeti açıklamaktadır.