"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Necm 37

Ve vefalı olan İbrahim’in?

Diyanet Vakfı
36, 37. Yoksa, Musanın ve ahdine vefa gösteren İbrahimin sahifelerinde yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi?

Kurtubi Tefsiri
Yoksa ona: Mûsa’nın ve ahdine bağlı İbrahim’in sahifelerinde olan haber verilmedi mî?

“Yoksa ona Mûsa’nın” sahifelerinde

“ve ahdîne bağlı İbrahim’in sahifelerinde olan haber verilmedi mi?” Nitekim el-Ala Sûresi’nde de:

“İbrahim’in sahifeleri ile Mûsa’nın (sahifeleri)nde…” (el-Ala, 87/19) diye buyurulmaktadır.

Yani hiçbir kimse diğerinin yerine sorumlu tutulmaz. Nitekim: “Yük taşıyıcı hiçbir kimsenin başkasının yükünü yüklenmeyeceğini” diye buyurmaktadır. Özellikle İbrahim ile Mûsa’nın sahifekrınin sözkonusu edilmesinin sebebi, Nûh ile İbrahim (ikisine de selam olsun) arasındaki dönemde bir kimsenin kardeşinin, oğlunun ve babasının işlemiş olduğu suçlar dolayısıyla sorumlu tutulması idi. Bu açıklamayı el-Huzeyi b. Şurahbil yapmıştır.

“Yüklenmeyeceğini” âyetindeki: lâfzı şeddelisinden hafifletilmiş şeddesiz hale getirilmiştir, “Şey”den hedef olarak cer konumundadır, yahut: ” O” takdiri ile ref konumunda olabilir.

“Ahdine bağlı” anlamındaki lâfzı Said b. Cübeyr ile Katade :diye şeddesiz olarak okumuşlardır. Bu da sözünde ve amelinde doğru olan demek olur. Bu okuyuş da anlam itibariyle cemaatin okuduğu: d/i) şeddeli okuyuşuna racidir. Yani o Allah’ın kendisine farz kılmış olduğu bütün hususları yerine getirmiş, onlardan herhangi bir şeyi eksik bırakmamıştı. el-Bakara Sûresi’nde yüce Allah’ın:

“Hani Rabbi İbrahim’i birtakım kelimelerle imtihan etmişti. O da bunları eksiksiz yerine getirmişti.” (el-Bakara, 2/124) âyeti açıklanırken (3. başlıkta) bu husus geçmiş bulunmaktadır.

” Ahdine bağlı kalmak” eksiksiz yerine getirmek demektir.

Ebû Bekr el-Verrak: İddia ettiği kabul ettiğini belirttiği şartın gereğini yerine getirdi, diye açıklamıştır. Çünkü yüce Allah kendisine: “Teslim ol” demesine karşılık, kendisi:

“Âlemlerin Rabbine teslim oldum.” (el-Bakara, 2/131) diye cevab vermişti. Yüce Allah, ondan iddiasının doğruluğunu ortaya koymasını isteyince malında, evladında ve canında onu sınamış ve bütün bunları eksiksiz yerine getirdiğini görmüştü. İşte yüce Allah’ın:

“Ve ahdine bağlı İbrahim’in…” âyeti bunu anlatmaktadır. Yani o Allah’a teslim olduğunu ileri sürmüş, sonra da bu iddiasının doğruluğunu ortaya koymuştu.

Bir diğer açıklamaya göre o, her gün günün ilk saatlerinde dört rekat ile amelini eksiksiz tamamlardı. Bunu el-Heysem, Ebû Umame’den o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan diye rivâyet etmiştir.

Sehl b. Sa’d es-Saidî de babasından şunu rivâyet etmektedir: “Ben size yüce Allah’ın can dostu İbrahim’i “ahdine bağlı” diye neden adlandırdığını haber vermeyeyim mi? Buna sebeb onun her sabah ve her akşam:

“Akşamladığınız zaman ve sabahladığınızda Allah’ın şanı ne yücedir!” (er-Rum, 30/17) diyor olması idi.

Ayrıca bunu Sehl b. Muaz, Enes’den, o babasından, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan diye rivâyet etmiştir. Zikredilen Kivilerin doğru şekli şudur: “Sehl b. Muaz b. Enes babasından (yani: Sehl, babası Muaz b. Enes’den), o Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den…1” (Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, XX 192) Muhtemelen baskıyı hazsrlayanlsr “Sehl b. Muaz”dan sonra gelen “İbn Enes” iba resindeki İbn’e tekabül eden “r>er ve “nun” harflerini sehven “an” diye okumuşlardır

“Ahdine bağlı” lâfzının, kendisi ile birlikte gönderilen risaleti eksiksiz olarak yerine getiren anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu da yüce Allah’ın:

“Yük taşıyıcı hiçbir kimsenin başkasının yükünü yüklenmeyeceğini”

âyetinde ifade edilmiştir.

İbn Abbâs dedi ki: İbrahim (aleyhisselâm) döneminde önce kişiyi başkasının günahı dolayısıyla sorumlu tutuyorlardı. Öldürme ve yaralamalarda bir kimsenin velisi olanı, velayeti altında bulunan kimsenin işlediği cinayetten dolayı sorumlu tutuyorlardı. O bakımdan kişi babası, oğlu, kardeşi, amcası, dayısı, amcasının oğlu, yakın akrabası, eşi, kocası ve kölesi dolayısıyla öldürülebiliyordu. İbrahim (aleyhisselâm) onlara yüce Allah’tan: “Yük taşıyıcı hiçbir kimsenin başkasının yükünü yüklenmeyeceğini” tebliğ etti.

el-Hasen, Katade ve Said b. Cübeyr yüce Allah’ın:

“Ahdine bağlı” âyeti hakkında şöyle demişlerdir: O emrolunduğu şeylerin gereğince amel etti ve Rabbinin kendisine gönderdiği risaleti (mesajları) tebliğ etti. Bu daha güzel bir açıklamadır, çünkü genel bir ifadedir.

Aynı şekilde Mücahid de, Allah’ın kendisine Farz kıldığı hususlarda

“ahdine bağlı” diye açıklamıştır. Ebû Malik el-Ğıfari dedi ki; Yüce Allah’ın:

“Yük taşıyıcı hiçbir kimsenin başkasının yükünü yüklenmeyeceğini” âyetinden itibaren

“şimdi Rabbinin nimetlerinin hangisini şüphe ile karşılarsın.” (en-Necm, 53/55) âyetine kadar olan bütün âyetler, İbrahim ile Mûsa’nın sahifelerinde yer almıştır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/necm-36/,https://kutsalayet.de/necm-38/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız