Az verip sonra vazgeçeni?
Diyanet Vakfı
Azıcık verip sonra vermemekte direneni?
Kurtubi Tefsiri
Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı?
Yüce Allah, putlara ibadet etmek hususunda müşriklerin bilgisizliklerini açıkladıktan sonra
“şimdi gördün mü yüz çevireni ve az bir şey verip, sımsıkı tutanı…” âyetleri ile onlardan belirli bir kimseyi yaptığı kötü İşleri ile birlikte sözkonusu etmektedir.
Mücahid, İbn Zeyd ve Mukâtil şöyle demişlerdir: Bu âyetler el-Velid b. el-Muğirc hakkında inmiştir. Önceleri Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a uyarak dinine girmiş, fakat müşriklerden birisi onu ayıplayarak şöyle demişti: Sen ne diye büyüklerimizin dinini terkedip, onların sapık olduklarını söylemeye, cehenneme gideceklerini iddia etmeye koyuldun? Allah’ın azabından korktum, dedi. Bunun üzerine o şahıs ona: Eğer malından kendisine bir şeyler verecek ve şirkine geri dönecek olursa, onun yerine Allah’ın azabını üstleneceği taahhüdünde bulundu, el-Velid’e bu şekilde sitemde bulunan şahıs, ona taahhüd ettiği malın bir bölümünü verdi, daha sonra cimrilik ederek geri kalanını vermedi. Bunun üzerine yüce Allah bu âyet-i kerimeyi indirdi.
Mukâtil dedi ki: el-Velid önce Kur’ân’ı övdü, sonra bu işten vazgeçince yüce Allah’ın:
“Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı” âyeti indi. Diliyle hayır adına az bir şeyler verdikten sonra bundan vazgeçerek bir daha böyle bir şey yapmayanı (gördün mü), demektir. Yine ondan gelen rivâyete göre o, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a îman ettiğini söyledikten sonra yüz çevirmiştir. Bunun üzerine:
“Şimdi gördün mü yüz çevireni” âyeti inmiştir.
İbn Abbâs, es-Süddî, el-Kelbî ve el-Müseyyeb b. Şerik de şöyle demişlerdir: Âyet Osman b. Affan (radıyallahü anh) hakkında inmiştir. O sadakalar verir, hayır yollarında malını harcardı. Süt kardeşi Abdullah b. Ebi Şerh ona: Senin bu yaptığın nedir? Bu gidişle fazla zaman geçmeden hiçbir şeyin kalmayacak, dedi. Bunun üzerine Osman (radıyallahü anh) şöyle cevab verdi: Benim küçük büyük günahlarım var. Ben bu yaptığımla yüce Allah’ın rızasını istiyor, beni affedeceğini ümit ediyorum. Bu sefer Abdullah ona şöyle dedi: Sen bana yükü ile birlikte dişi deveni ver, buna karşılık ben de senin günahlarını yükleneyim. Bunun üzerine Osman (radıyallahü anh) ona istediğini verdi ve bu taahhüdüne karşılık da ona şahit tuttu. Diğer taraftan daha önce vermiş olduğu sadakaların bir bölümünü vermez oldu. Bunun üzerine yüce Allah:
“Şimdi gördün mü yüz çevireni ve az bir şey verip sımsıkı tutanı” âyetini indirdi. Osman da bunun üzerine eskisinden daha iyi ve daha güzel bir şekilde infaka koyuldu. Bunu el-Vahidî ve es-Sa’lebî zikretmişlerdir.
Yine es-Süddi şöyle demektedir: Âyet Sehmli el-As b. Vail hakkında inmiştir. O Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın söylediklerini uygun buluyordu.
Muhammed b. Ka’b el-Kurazî dedi ki: Âyet Ebû Cehil b. Hişam hakkında inmiştir. O şöyle demişti: Allah’a yemin ederim, Muhammed ancak üstün ahlaki değerlerin yerine getirilmesini emrediyor. İşte yüce Allah’ın:
“Ve az bir şey verip, sımsıkı tutanı” âyeti buna işaret etmektedir.
ed-Dahhak dedi ki; Burada sözü edilen kişi en-Nadr b. el-Haris’tir. O dininden dönmesi üzerine muhacirlerden bir Fakire beş deve vermiş ve dininden dönmesinin günahını yükleneceğini taahhüd etmişti.
” Sımsıkı tutan” lâfzı; mastarından gelmektedir. Bir kuyu kazdıktan sonra kazmasına devam etmeye imkan vermeyen bir taşa ulaşan kimse hakkında:denilir. Araplar daha sonraları bunu, veren ve verdiğini tamamlamayan kimse ile bir şey isteyip onu sonuna kadar elde edemeyen kimse, hakkında kullanmış oldular. el-Hutaya da şöyle demiştir:
“Az bir şeyler verdi, sonra verdiğini tuttu (vazgeçti)
İnsanlar arasında iyiliği karşılıksız yayan kimse öğülür.”
el-Kisaî ve başkaları da şöyle demişlerdir: “Kazan kimse sert bir taşa vardı, yahut bir dağa ulaştı.” Bundan dolayı da kazmasına imkan kalmadı demektir. ” Kazıp da sert bir yere ulaştı” demektir. Kazmaktan dolayı parmakları bitkin düsen kimsenin bu halini anlatmak için: denilir. “Eli hiçbir şey yapamayacak kadar bitkin düştü” demektir. ” Bitkinin verimi azaldı” demektir.
“Yerin mahsulünü vermesi gecikti” demek olup, ism-i faili …diye gelir. Bu açıklamalar İbn Zeyd’den nakledilmiştir. ” Ben adamı o şeyden geri çevirdim” demektir. “O adamın hayrı azaldı” anlamındadır.
Yüce Allah’ın:
“Ve az bir şey verip, sımsıkı tutanı” âyeti, o verdiği az şeyin de sonunu getireni, anlamındadır.