Öyleyse bu, çok çarpık bir bölüştür.
Diyanet Vakfı
O zaman bu, insafsızca bir taksim!
Kurtubi Tefsiri
O takdirde bu, insafsızca bir paylaştırmadır.
“O takdirde bu” paylaştırma
“insafsızca bir paylaştırmadır.” Adaletten uzaktır, zalimcedir, doğru olamaz, haktan sapmıştır.
“Verdiği hükümde zalimlik etti” demektir. ” Hakkını eksiltti, hakkını ona tam vermedi, eksiltir, vermez” denilir. -el-Ahfeş’den-. Bazen bu fiil hemzeli olarak kullanılarak: ” Hakkını eksiltti, eksiltir” denilir. Daha sonra el-Ahfeş şu beyiti zikretmektedir:
“Uzak dursan bizden, biz de seni(n payını) eksik veririz ve eğer aramızda kalırsan,
Senin payın eksik verilir, burnun da yere sürtülmüş olur.”
el-Kisaîdedi ki: Bir kimse zulmettiği, haksızlık yaptığı, hakkını eksik verdiği zaman: denildiği gibi, da denilir. Şair şöyle demiştir:
“Esedoğulları hükümleriyle zalimlik ettiler, hakkı eksik verdiler,
Çünkü onlar; başı kuyruk gibi değerlendiriyorlar.”
Yüce Allah’ın:
“İnsafsızca bir paylaştırmadır” âyeti haksızca ve zalimcedir, demektir. ” İnsafsızca, haksızca, zalimce” lâfzı vezninde olup, -vezin itibariyle-: ” Tuba” ile: ” Gebe” kelimeleri gibidir. “Dat” harfini esreli okumaları ise “ye” harfi dolayısıyladır. Çünkü Arapçada sıfat olarak: vezninde bir kelime yoktur. Bu vezin “şi’ra” ve “difla” gibi isimlere ait bir bina (bir kalıb)dır. el-Ferrâ” da şöyle demektedir: Bazı Araplar; ile hemzeli olarak (………) da derler,
Ebû Hatim, Ebû Zeyd’den naklettiğine göre; o Arapların bu kelimeyi hemzeli okuduklarını işitmiştir.
Başkası da şöyle demiştir: İbn Kesîr de bu şekilde okumuştur. O böylelikle bu kelimeyi sıfat değil de: “Hatırlamak, öğüt vermek” gibi bir mastar olarak kabul etmiş olmaktadır. Zira sıfatlar arasında “fi’la” vezninde bir kelime olmadığı gibi, bunun aslı da “fu’la” olamaz. Zira bu kelimede kalbi (harfin harekesinin değiştirilmesini) gerektiren bir husus yoktur. Bu Arapların: “Ona zulmettim” ifadelerinden alınmıştır. O halde âyet: Bu haksızca, zalimce bir paylaştırmadır, demek olur, Bunların aynı anlamda iki ayrı söyleyiş oldukları da ileri sürülmüştür. Yine bu kelimenin bu iki şeklin dışında; şeklindeki kullanımları da nakledilmiştir.
el-Müerric dedi ki: Araplar: kelimesinde “dat” harfini ötreli kullanmayı hoş görmemişler ve -aslı itibariyle “vav”lı olmakla birlikte- “ye’: harfinin “vav”a dönüşmesini istemediklerinden “dat” harfini kesreli okumuşlardır. Tıpkı; ” Beyaz” lâfzının çoğulunda demeleri gibidir. Halbuki bunun asli: şeklindedir. Tıpkı: ” Kırmızılar, sanlar yeşiller” lâfızlarında olduğu gibi. Bu fiilin: şeklinde kullanıldığını kabul edenlere göre de isim: şeklinde: ” Şura” gibi gelir.