"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zariyat 42

Üzerine geldiği hiçbir şeyi bırakmadı ki onu çürümüş hale getirmemiş olsun.

Diyanet Vakfı
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Kurtubi Tefsiri
O neye uğradıysa mutlaka onu ufaltıp kül gibi koyuyordu.

“O neye uğradıysa, mutlaka onu ufaltıp kül gibi koyuyordu.” Yani çer-çöp olmuş’bir şey gibi bir hale getiriyordu. Nitekim bitki kuruyup dağılacak olursa denilir. İbn Abbâs dedi ki: Yok olup çürümüş bir şey gibi yapıyordu, demektir. Mücahid de böyle açıklamıştır. Şairin şu beyitinde de bu anlamda kullanılmıştır:

“Zaman gözlerimi kör ettiği vakit ve ben

Çürümüş ve ufalıp, dağılmış bir kemik gibi kaldığımda, terkettin beni.”

Katade dedi ki: Bu dövülen, ezilen kuru bitki demektir. Ebû’l-Aliye ve es-Süddî de şöyle demiştir: Oldukça ince taneli toprak gibi anlamındadır. Kutrub da: ” Kül” demektir, diye açıklamıştır. Yeman dedi ki: Bu davarların dudaklarıyla (ağızlarının kenarıyla) bir kenara attıkları otlar demektir. Kelime, aslı itibariyle kemiğin çürümesini anlatmak üzere kullanılan: ” Kemik çürüdü” ifadesinden alınmıştır. Bu kökten olmak üzere “Kemik çürüdü, çürür”; “O: Çürümek” denilir. Bu durumda olana da: denilir. Şair der ki:

“Ona muhalefet etmenin (sözünde durmamanın) akıbetlerinin bir yergi sebebi ve

Kemikler çürümüş halde iken bile aleyhine kalacağım gördü.”

şeklinde gelir. Bu âyetin bir benzeri de önceden de geçtiği gibi:

“Rabbinin emri ile herşeyi helâk eder” (el-Ahkaf, 46/25) âyetidir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/zariyat-41/,https://kutsalayet.de/zariyat-43/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız