De ki: “Ey kendilerine karşı aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
Diyanet Vakfı
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allahın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları mağfiret eder.” Muhakkak O, çok çok mağfiret edendir, rahmet edendir.
“De ki: Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!” âyetinde yer alan:
“Ey kullarım” âyetinde arzu edilirse “ya” hazfedilebilir. Çünkü nida hazf yerlerindendir.
en-Nehhâs dedi ki: Bu hususta gelmiş en değerli rivâyetlerden birisi de Muhammed b. İshak’ın Nafî’den, onun İbn Ömer’den, onun Ömer’den şöyle dediğine dair yaptığı şu rivâyettir: Biz hicret etmek üzere karar verince, ben ile Hişam b. el-As b. Vail es-Sehmî ile Ayyaş b. Ebi Rabia b. Utbe ile sözleştim ve buluşma yerimiz Ğıfaroğulları suyu olsun, dedik. Ayrıca şunu da söyledik: Bizden geciken olursa, onun alıkonulmuş olduğunu bileceğiz, diğerleri yollarına devam etsin. Sabah ben ile Ayyaş b. Utbe buluştuk, Hişam ise yanımıza gelemedi. Onun fitneye (azâb ve işkenceye) maruz kaldığını öğrendik. O da bu fitneye boyun eğdi. Medine’de iken şöyle diyorduk: Bunlar aziz ve celil olan Allah’ı tanıdılar, Rasûlü (salat ve selam ona)ne îman ettiler. Sonra da başlarına gelen bir bela dolayısıyla fitneye düştüler (dinlerinden döndüler). Onların tevbelerinin kabul edilebileceği görüşünde değiliz. Kendileri de kendi kendilerine böyle diyorlardı. Fakat yüce Allah Kitabında:
“De ki: Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” âyetinden
“…büyüklük taslayanlara cehennemde yer mi yok?” âyetine kadar olan bölümleri indirdi. Ömer dedi ki: Ben bunları kendi ellerimle yazdıktan sonra Hişam’a gönderdim. Hişam dedi ki: Âyetler bana ulaşınca, onları alıp Zu Tuva’ya çıktım ve şöyle dedim: Allah’ım, Sen bu buyrukları anlamamı sağla. Anladım ki bu âyetler bizim hakkımızda inmiştir. Sonra geri döndüm, deveme bindim, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a kavuştum.
Said b. Cübeyr’den de İbn Abbâs’tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Müşriklerden bir topluluk çokça kişi öldürmüş, çokça zina etmişlerdi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a ya şöyle dediler, yahutta ona şöylece haber gönderdiler: Senin kendisine davet ettiğin şey, hiç şüphesiz güzel bir şeydir. Tevbe edersek, tevbemiz kabul olur mu dersin? Bunun üzerine aziz ve celil olan şu:
“De ki: Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım…” âyetini indirdi. Bunu Buhârî bu manada rivâyet etmiştir. Buhârî, IV, 1811; Müslim, I, 113, Nesâî, VII, 86 Bu el-Furkan Sûresi’nin sonlarında (25/68-69- âyetlerin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
Yine İbn Abbâs’tan gelen rivâyete göre bu âyet-i kerîme Mekkeliler hakkında inmiştir. Onlar şöyle demişlerdi: Muhammed putlara tapan, Allah’ın haram kıldığı canı öldüren kimsenin günahının bağışlanmayacağını söylüyor. Peki nasıl hicret edelim? Nasıl müslüman olalım? Biz hem Allah ile birlikte başka ilâha ibadet ettik, hem Allah’ın haram kıldığı canı öldürdük. Bunun üzerine yüce Allah bu âyet-i kerimeyi indirdi. Ebû Davud, IV, 104-105.
Bir başka açıklamaya göre bu âyet-i kerîme ibadet hususunda kendi aleyhlerine aşırıya gitmiş ve cahiliye döneminde işlemiş oldukları birtakım günahlar dolayısıyla bu ibadetlerinin kabul olunmayacağından korkmuş birtakım müslümanlar hakkında inmiştir.
Yine İbn Abbâs ve Atâ şöyle demiştir: Âyet-i kerîme Hamza (radıyallahü anh)’ın katili Vahşi hakkında inmiştir. Çünkü Allah’ın onun müslüman olmasını kabul etmeyeceğini zannetmişti. İbn Cüreyc’in Atâ’dan, onun İbn Abbâs’tan rivâyetine göre ise İbn Abbâs şöyle demiştir: Vahşi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a gelerek: Ey Muhammed, ben sana himaye istiyerek geldim. Allah’ın kelamını dinleyinceye kadar beni himayene al, dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben seni himayesiz olarak görmek isterdim. Fakat madem benden himaye isteyerek geldin, Allah’ın kelamını dinleyinceye kadar seni himayeme alıyorum” dedi. Vahşi dedi ki: Ben Allah’a ortak koştum, Allah’ın haram kıldığı canı öldürdüm, zina ettim. Allah benim tevbemi kabul eder mi? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem);
“Onlar ki Allah ile birlikte başka bir ilâha ibadet etmezler. Hak ile olması dışında Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı nefsi de öldürmezler, zina da etmezler” (el-Furkan, 25/68) âyet-i kerimesi sonuna kadar nazil oluncaya kadar sustu. Sonra bu âyeti Vahşi’ye okudu. Vahşi ben burada bir şart koşulduğunu görüyorum, belki ben salih bir amel işlemeyeceğim, Allah’ın kelamını dinleyinceye kadar ben senin himayende kalmaya devam ediyorum. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme indi:
“Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez. Ondan başkasını da dilediğine bağışlar” (en-Nisa, 4/48 ve 116) âyeti indi. Onu çağırttırdı ve ona bu âyeti okudu. Bu sefer şöyle dedi: Belki ben mağfiret etmeyi dilemeyeceği kimselerdenim. Onun için Allah’ın kelamını dinleyinceye kadar senin himayende kalıyorum, dedi. Bu sefer:
“Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” âyeti nazil oldu. Bunun üzerine: Evet şimdi oldu, ayrıca herhangi bir şart koşulduğunu görmüyorum, dedi, sonra da müslüman oldu. Beyhaki, Şuabu’l-Îman, V, 424.
Hammâd b. Seleme, Sabit’ten, o Şehr b. Havşeb’den, o Esma’dan rivâyet ettiğine göre Esma Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i: “De ki: Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları mağfiret eder” ve bunlara aldırış etmez “Muhakkak o çok çok mağfiret edendir, rahmet edendir” âyetini (“ve aldırış etmez'” ilavesiyle birlikte) okurken dinledim.
İbn Mes’ûd’un Mushafında ise “Allah dilediği kimseler için bütün günahları mağfiret eder” şeklindedir.
Ebû Cafer en-Nehhâs dedi ki: Bu iki okuyuş da (Esma’nın naklettiğiokuyuş ile Abdullah b. Mesud’un mushafındaki okuyuş) tefsiri açıklamaya göredir. Yani Allah dilediğinin günahını bağışlar. Yüce Allah da kime bağışlamayı dileyeceğini bilmiştir. Bu ise tevbe eden veya küçük günah işlemekle birlikte büyük günahı bulunmayan kimsedir. Bununla tevbe eden kimseyi kastettiği de daha sonra gelen: “Size azâb gelmezden önce Rabbinize dönün” âyeti göstermektedir. O halde tevbe eden kimseye bütün günahları bağışlanacaktır. Buna da yüce Allah’ın:
“Muhakkak Ben tevbe eden… kimseye de çok çok mağfiret ediciyim” (Ta-Ha, 20/82) âyeti delâlet etmektedir. Bunda açıklanamayacak bir taraf yoktur.
Ali b. Ebî Tâlib dedi ki: Kur’ân-ı Kerîm’de şu:
“De ki: Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” âyetinden daha geniş bir âyet-i kerîme yoktur. Bu husus daha önceden el-İsra Sûresi’nde (17/84. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
Abdullah b. Ömer de dedi ki: Kur’ân-ı Kerîm’de en çok ümit verici âyet-ı kerîme bu âyet-i kerimedir. İbn Abbâs ise onların bu sözlerine cevab vererek şöyle demektedir: Kur’ân-ı Kerîm’de en ümit verici âyet-i kerîme yüce Allah’ın:
“Doğrusu Rabbin zulümlerine rağmen insanlara yine de mağfiret edendir” (er-Rad, 13/6) âyetidir. Bu husus daha önceden er-Rad Sûresinde (belirtilen âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“Ümit kesmeyin” anlamındaki âyet: şeklinde “nun” harfi esreli olarak okunduğu gibi, üstün olarak da okunmuştur. Buna dair açıklama daha önceden el-Hicr Sûresi’nde (15/55. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.