Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlar — işte onlar takva sahipleridir.
Diyanet Vakfı
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.
Kurtubi Tefsiri
Doğruyu getiren ve onu doğrulayan ise, onlar sakınanların ta kendileridir.
“Doğruyu getiren” âyeti mübteda olarak ref konumundadır, haberi ise:
“Onlar sakınanların ta kendileridir” âyetidir. Doğruyu getirip onu tasdik edenin kimliği hususunda farklı görüşler vardır. Ali (radıyallahü anh) şöyle demiştir:
“Doğruyu getiren kişi” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dır.
“Onu doğrulayan” ise Ebû Bekir (radıyallahü anh)’dır.
Mücahid de şöyle demiştir: Kasıt Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Ali (radıyallahü anh)’dır.
es-Süddî der ki: Doğruyu getiren kişi Cebrâîl (aleyhisselâm), onu tasdik eden kişi de Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’dır.
İbn Zeyd, Mukâtil ve Katade şöyle demişlerdir:
“Doğruyu getiren” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem),
“onu doğrulayan” ise mü’minlerdir. Buna da yüce Allah’ın:
“Onlar sakınanların ta kendileridir” âyetini delil göstermişlerdir. Nitekim yüce Allah:
“Takva sahibleri için bir hidayettir” (el-Bakara, 2/2) diye buyurmuştur.
en-Nehaî ve Mücahid de şöyle demişlerdir:
“Doğruyu getiren ve onu doğrulayan” kıyâmet gününde Kur’ân-ı Kerîm ile gelerek: İşte sizin bize verdiğiniz budur, biz de onun içindekilere tabi olduk, diyecek olan mü’minlerdir. Bu durumda: “…an” bu açıklamaya göre; çoğul anlamında olur. Tıpkı: “(……): Kimse(ler)” lâfzının çoğul anlamında olması gibi. Şöyle de açıklanmıştır: Burada ism-i mevsulden ismin uzunluğu dolayısıyla “nun” hazfedilmiştir.
en-Nehaî bunu tekil olduğu şeklinde yorumlamış ve şöyle demiştir:
“Doğruyu getiren” Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’dır. Bu durumda onun haberi de çoğul olur. Nitekim tazim edilen kimse hakkında: “O yaptılar, Zeyd şunu şunu yaptılar” denilmesi gibi.
Bir başka açıklamaya göre: Bu yüce Allah’ı tevhide davet eden herkes hakkında umumidir. İbn Abbâs ve başkaları böyle açıklamışlardır, Taberî de bunu tercih etmiştir.
İbn Mes’ûd’un kıraatinde: “Doğruyu getirenler ve onu söyleyerek doğru söyleyenler” şeklindedir. Bu ise tefsiri bir kıraattir. Ebû Salih el-Kufî’nin kıraatinde ise “Doğruyu getiren ve o doğruyu söyleyerek doğru söyleyen” diye (dal harfini) şeddesiz olarak, onu getirdiğini söylemekle doğru söyleyen, anlamında okumuştur. Yüce Allah’a itaatte doğru söylemiş, demek olur.
Bakara Sûresi’nde (2/17. âyetin tefsirinde): mevsul ismi hakkında açıklamalar ve bunun hem tekil, hem çoğul için kullanılabileceğine dair ifadeler geçmiş bulunmaktadır.