Kuşları da toplu hâlde. Hepsi ona yönelirdi.
Diyanet Vakfı
18, 19. Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi Ona yönelmiştir.
Kurtubi Tefsiri
Toplanıp gelen kuşları da (emrine verdik). Her birisi ona dönücü idi.
“Toplanıp gelen kuşları da” âyeti daha önce geçen “dağları” âyetine atfedilmiştir. el-Ferrâ” dedi ki: Bu âyet: “Kuşlar da toplanırdı” diye okunsa yine câiz olur. Çünkü burada fiil zahir değildir.
İbn Abbâs dedi ki: Dâvûd (aleyhisselâm) tesbih etti mi dağlar ona cevab verir. Kuşlar onun etrafında toplanır ve onunla birlikte teşbih ederlerdi. İşte kuşların onun yakınında toplanmaları, onların haşredilmeleri (toplanıp gelmeleri)dır. Buna göre anlam şöyle olur: Biz kuşları onunla birlikte tesbih etmeleri için onun etrafında topluca bir araya gelmelerini sağlayarak müsahhar kıldık.
Şöyle de açıklanmıştır: Yani Biz onunla birlikte tesbih etmeleri için kuşları toplasın diye rüzgarı müsahhar kıldık, yahutta meleklere kuşları toplamalarını emrettik. Müslim, II, 698.
“Her birisi ona” yani Davud’a
“dönücü idi.” İtaat ederdi. Bu da ona gelir, onunla birlikte teşbih ederlerdi, demektir. Buradaki “he” (ona) zamirinin yüce Allah’a ait olduğu da söylenmiştir.