Söylediklerine sabret. Güç sahibi kulumuz Dâvûd’u hatırla. O çokça dönen biriydi.
Diyanet Vakfı
(Resulüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davudu, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allaha yönelirdi.
Kurtubi Tefsiri
Onların dediklerine sabret ve güçlü kulumuz Davud’u hatırla! Çünkü o, (Allah’a) çokça dönen birisi idi.
“Onların dediklerine sabret!” âyeti ile yüce Allah kendisi ile alay etmeleri üzerine peygamberine (salat ve selam ona) sabretmesini emretmiştir. Bu âyet-i kerîme kılıç (cihadı emreden) âyeti ile neshedilmiştir.
“Ve güçlü kulumuz Davud’u hatırla!” Yüce Allah kâfirlere dair haberleri, onların ayrılık çıkarmalarını, kendilerinden önceki kavimlerin helâk edilmesi hatırlatılarak azarlanmalarını söz konusu ettikten sonra, bu âyeti ile yüce peygamberine onların verdikleri eziyetlere sabretmesini emretmekte ve daha önce sözü edilen bütün hususlarla onları teselli etmiş bulunmaktadır.
Bundan sonra da Dâvûd ve peygamberlerin kıssalarını sözkonusu etmeye geçmektedir ki, Peygamber onların sabırlarını hatırlayarak teselli bulsun, âhirette bunun için Davud’a ve diğer peygamberlere verilenlerin kat kat fazlasının verileceğini bilsin.
Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Onların söylediklerine sabret ve onlara peygamberlerin kıssalarını hatırlat ki, bu senin peygamberliğinin doğruluğuna açık ve kesin bir delil olsun.
“Güçlü” âyeti ibadette güç sahibi demektir. O bir gün oruç tutar, bir gün orucunu açardı. Bu ise orucun en ağır ve en faziletli şeklidir. Gecenin yarısını namazla geçirir, düşmanla karşılaştığında kaçmazdı. Yüce Allah’a duada güç sahibi idi.
“Kulumuz” âyetiyle kul olarak bu şekilde onun Allah’a izafe edilmesi, onun şerefini açıkça ortaya koymak içindir.
(“Güçlü” anlamı verilen): lâfzı, şeklinde de kullanılır. Nitekim: “Kusur” anlamındaki lâfzın,şeklinde kullanılabileceği gibi. Şair şöyle demektedir:
“Önceden bükülmezdi o fakat bükülür oluverdi.”
“Güçlü adam” ifadesi de buradan gelmektedir. “Güçlendi” anlamındadır. Şair de şöyle demiştir:
“O çok kuvvetli kişi yaya kiriş takarsa,
Atışını yapar böbreklere isabet ettirir ve onlar da lezzetli olurlar.”
Şair şunu demek istiyor:
Yüce Allah, buluttaki yaya kiriş takarsa, develerin böbreklerine atış yapar ve bu yağla develeri semirtir. Bundan da maksat yağmurdan oluşan bitkileri otlayarak semirdiklerini anlatmaktır.
“Çünkü o (Allah’a) çokça dönen birisi idi.” ed-Dahhak: Çokça tevbe eden birisi idi, demektir, diye açıklamıştır. Başkasından gelen rivâyete göre ise o günahını hatırladığında yahut hatırına geldiği her seferinde bundan ötürü Allah’tan mağfiret dilerdi. Nitekim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben bir gün ve gecede yüce Allah’tan yüz defa mağfiret dilerim.” Tirmizi, V, 383; Müsned, V, 394.
” Döndü, döner” denilir. Nitekim şair de şöyle demiştir:
“Ayrılıp giden herkes elbette döner,
Fakat ölüp ayrılan asla dönmez.”
Dâvûd (aleyhisselâm) her hususta yüce Allah’a itaate ve rızasına dönen birisi idi. O bakımdan, kendisine uyulmaya layık bir kimsedir.