Bunlar ise sadece tek bir çığlık bekliyorlar, onda hiç gecikme yoktur.
Diyanet Vakfı
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.
Kurtubi Tefsiri
Bunlar devenin iki sağımlığı kadar dahi gecikmesi olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.
“Bunlar… bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar” âyetinde geçen: ” Bakmak, gözetlemek”;”Beklemek” anlamındadır. Yüce Allah’ın:” Bizi bekleyin, nurunuzdan aydınlanalım” (el-Hadid, 57/13) âyetinde de böyledir.
“Bunlar”dan kasıt Mekke kâfirleridir.
“Bir çığlıktan başkası” âyetinde kastedilen ise kıyâmet için sûr üfürüşüdür. Yani bunlar Bedir’de o yarayı aldıktan sonra geriye sadece kıyâmetin çığlığını bekliyorlar.
Şöyle de açıklanmıştır: Şu anda aralarından hayatta olanlar artık sadece sûra üfürmek demek olan o çığlığı bekliyorlar. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Onlar birbirleri ile çekişirlerken, kendilerini alacak bir tek çığlıktan başkasını gözlemiyorlar. (O zaman) onlar ne bir tavsiyede bulunabilirler.” (Yasin, 36/49)
Bu âyet, kıyâmet ve ölümün oldukça yakın olduğunu haber vermektedir.
Şöyle de açıklanmıştır: O önceki kâfirlerin dinlerini takib eden bu ümmetin son zamanlarındaki kâfirler, ancak tek bir çığlıktan ibaret olan o sûra üfürmeyi bekliyorlar.
Abdullah b. Amr dedi ki: Semada meydana gelen bir çığlık mutlaka yüce Allah’ın yeryüzündekilere gazabı ile olur.
“Devenin iki sağımlığı kadar dahi gecikmesi olmayan” âyetindeki: “Tekrarlanma” demektir. Bu açıklama İbn Abbâs’tan gelmiştir. Mücahid ise dönüşü olmayan, Katade ikinci defa meydana gelmesi sözkonusu olmayan, es-Süddî ise ayılısı olmayan, diye açıklamıştır.
Hamza ve el-Kisaî “fe” harfini ötreli olarak: diye okumuş, diğerleri ise üstün olarak okumuşlardır.
el-Cevherî dedi ki: Bu iki söyleyişi ile bu kelime, iki sağımlık arasındaki süre demektir. Çünkü (deve) önce sağılır, sonra da memelerine süt gelmesi için kısa bir süre yavrusunun onu emmesine müsade edilir, sonra tekrar sağılır. Mesela: “Onun yanında ancak iki sağımlık arası kadar bir süre durdu” denilir. Hadîs-i şerîfte de: “Hasta ziyareti dişi devenin iki sağımlığı arası süre kadardır. ” (Bezzar, Müsned, II, 255, aynı lâfızlarla değil de: “Ecri en büyük hasta ziyareti en kısa tutulmalıdır” manasına el-Kudai, Müsnedu’ş-Şihab, II, 218’de Bezzar’ınkine yakın lâfızlarla.)
Yüce Allah’ın:
“Devenin iki sağımlığı kadar dahi gecikmesi olmayan” âyetinde “fe” harfi hem üstün, hem ötreli olarak okunur. Yani onun bir beklemesi, dinlenmesi ve kendine gelmesi sözkonusu değildir, demektir. “Fe” harfi esreli olarak: “İki sağımlık arası memede toplanan süt” anlamındadır. Önceki harfi esreli olduğundan dolayı “vav”, “ye”ye dönüşmüştür, el-Aşa bir ineği anlatırken şöyle demektedir:
“Nihayet memesinde bir süt toplandı mı,
Eğer süt emecek olsa, ciğer paresini emzirmek için geliverir.”
Çoğulu: şeklinde, bunun da çoğulu: …diye gelir. Tıpkı: “Karış’ın çoğulunun: diye gelmesi gibi. Daha sonraki çoğulu ise: şeklinde getirilir. İbn Hemmam es-Selulî dedi ki:”Bize dünyayı yerdiler, onlar ise ondan süt emip duruyorlar,İki sağımlık arasında her süt biriktikçe; hatta süt vermeyen memelerdeki çıkıntıları bile (emmeye çalışırlar).” aynı zamanda “bulutta toplanan su” anlamına da gelir. Böyle bir bulut zaman zaman yağmur yağdırır. ” Sağımlık aralarında dişi devenin memesinde süt birikti, birikmek” demektir. Bu durumda olan dişi deveye de: “denilir. Bu açıklama Ebû Amr’dan alınmıştır. Çoğulu ise: …diye gelir.
el-Ferrâ”, Ebû Ubeyde ve başkaları: ” Devenin iki sağımlığı” âyetinin “fe” harfi üstün olarak okunursa, kendilerine gelecekleri bir dinlenme vakti demektir. Tıpkı hastanın ve baygın kimsenin ayılması gibi. Ötreli okunması ise “beklemek” anlamındadır. Her ikisinin aynı anlamda olup “iki sağımlık arası” demek olduğu da az önce geçmiş bulunmaktadır.
Derim ki: Anlatılmak istenen, bu sürenin arada kesinti olmaksızın devam edip gittiğidir. Ebû Hüreyre rivâyetle dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizlere -bir grub ashabı ile birlikte iken- anlattı… Bu hadiste şunlar da yer almaktadır: “Yüce Allah İsrafil’e birinci defa sûra üfürmesini emreder. Ona: Korku ve dehşet üfürüşünü üfür, der. Göklerdekiler ve yerdekiler -Allah’ın diledikleri müstesnâ-dehşete kapılırlar. Sonra ona emir verir, o da bunu uzatıp sürdürür ve devam ettirir. Yüce Allah da: “Bunlar devenin iki sağımlığı kadar dahi gecikmesi olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar” diyerek bu hadisi zikretmektedir. Bu hadisi Ali b. Mabed ve başkaları eserlerinde zikrettikleri gibi biz de bunu “et-Tezkire” adlı eserimizde zikretmiş bulunuyoruz.