"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Sad 12

Onlardan önce Nuh kavmi, Âd, kazıklı Firavun yalanladı.

Diyanet Vakfı
12, 13. Onlardan önce Nuh kavmi, ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.

Kurtubi Tefsiri
Onlardan önce Nûh’un kavmi, Âd ve kazıklar sahibi Fir’avun yalanladılar.

“Onlardan önce Nûh’un kavmi… yalanladılar” âyetini yüce Allah Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın gönlünü hoş etmek ve onu teselli etmek için zikretmiş bulunmaktadır. Yani, ey Muhammed, bunlar senin kavminden olup daha önce peygamberlerine karşı grublar halinde çıkmış, o güruhlardan bir ordudur. Onlardan öncekiler bunlardan daha güçlü idiler, ama yine de helâk edildiler.

Yüce Allah

“kavm” kelimesini müennes olarak zikretmiştir. Arap dilbilginleri bu hususta iki farklı görüşe sahiptirler. Birincisine göre bu lâfzın müzekker olarak da, müennes olarak da kullanılması mümkündür. İkinci görüşe göre bu lâfız olarak müzekkerdir, müennes olarak değerlendirilmesi câiz değildir. Ancak aşiret ve kabile anlamında kullanılırsa, bu durumda lafızda manaya dikkat çekmek maksadı ile gizli anlamın hükmü ağırlık kazanır. Yüce Allah’ın şu âyetinde olduğu gibi:

“Hayır, gerçekten o bir öğüttür. Kim dilerse ondan öğüt alır.” (el-Muddessir, 74/54-55) Burada görüldüğü gibi “ondan öğüt alır” anlamındaki âyette zamir müzekker olarak gelmiş ve şeklinde müennes zamir olarak gelmemiştir. Çünkü onda gizli olan müzekker anlam olduğundan müzekker gelmiştir, lâfız müennes gelmesini gerektirse dahi.

Yüce Allah bu buyruklarda Fir’avun’u

“kazıklar sahibi” olmakla nitelendirmektedir. Bunun anlamı hakkında farklı görüşler vardır. İbn Abbâs: Sapasağlam yapılar sahibi, anlamındadır derken, ed-Dahhak şöyle demiştir: Onun bina ve yapıları pek çoktu. Binaya “evtad (kazıklar)” da denilebilir.

Yine İbn Abbâs’tan, Katade ve Atâ’dan şöyle dedikleri zikredilmiştir: Onun kazıkları, alanları, oyun yerleri vardı. Bunlar üzerinde onun için öoyunlar oynanırdı.

Yine ed-Dahhak’tan: Güç ve şiddetlice yakalama sahibi diye açıkladığı da rivâyet edilmiştir.

el-Kelbî ve Mukâtil de şöyle demişlerdir: O insanları kazıklarla azaplandırırdı. Birisine kızdı mı onu sırtüstü yatırır, yere çaktığı dört kazığa bağlar, üzerine ölünceye kadar akrep ve yılanları salardı.

Yine denildiğine göre o, işkence yaptığı kimseleri dört direk arasında bağlardı. Onun herbir el ve ayağını demirden bir kazığın çakılmış olduğu bir direğe bağlayıp ölünceye kadar bırakırdı.

Bir diğer açıklamaya göre

“kazıklar sahibi” pekçok asker ve ordu sahibi demektir. Burada askerlere

“kazıklar” ismi verilmiştir. Çünkü onlar kazığın çadırı güçlendirdiği gibi, saltanatını güçlendiriyorlardı.

İbn Kuteybe dedi ki: Araplar: “Onlar kazıkları oldukça sağlam bir güce sahibtirler” diyerek her zaman güçlü olduklarını anlatmak isterler. Bunun aslı ise, kıl çadırlardan herhangi bir çadırın kazıklarla sağlamlaşması ve kazıklarla ayakta durmasından gelmektedir. el-Esved b. Ya’fur der ki:

“Orada yaşayışın türlü nimetleriyle kaldılar,

Kazıkları sapasağlam bir mülkün gölgesinde.”

“Kazıklar” lâfzının tekili “te” harfi esreli olarak: şeklinde gelir. Üstün olarak da bir söyleyişi vardır.

el-Esmaî dedi ki: ” Sağlam kazık” denilir, tıpkı: ” Oldukça uğraştıran bir iş” denildiği gibi. Sonra da şu beyiti zikretmektedir:

“(O develer) su başında sağlam çakılmış bir kazık buldular,

Onlara verdiği sözde durmamazlık etmezdi.”

(el-Esmaî devamla) dedi ki: Burada adamı “cizl; develere taşınmak üzere dikilen kazık”a benzetmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sad-11/,https://kutsalayet.de/sad-13/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız