Dediler ki: “Biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azap dokunur.”
Diyanet Vakfı
(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
Kurtubi Tefsiri
Dediler ki: “Gerçekten biz sizi uğursuz belledik. Şayet vazgeçmezseniz sizi elbette taşlarız ve hiç şüphesiz size bizden çok acıklı bir azâb dokunur.”
Kasaba halkı onlara dediler ki:
“Gerçekten biz sizi uğursuz belledik.”
Uğursuzluğunuzun bize zarar vereceğinden korktuk. Mukâtil dedi ki: Üç yıl süre ile onlara yağmur yağdırılmadı. Bu sizin uğursuzluğunuzdan dolayıdır, dediler. Denildiğine göre elçiler on yıl süre ile o kasaba halkını korkutup uyarmayı sürdürdüler.
“Şayet” bizi korkutup uyarmaktan
“vazgeçmezseniz, sizi elbette taşlarız.”
el-Ferrâ”, sizi elbette öldürürüz, diye açıklamıştır. el-Ferrâ” der ki: Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bütün
“recm: taşlamak” tabirleri öldürmek anlamındadır. Katade de: Bu âyet asıl anlamı ile taşa tutmak anlamında kullanılmıştır. Size hakaret edip sövüp sayacağız diye de açıklanmıştır. Bu anlamdaki bütün bu açıklamalar daha önceden (Hud, 11/91’in tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“Ve hiç şüphesiz size bizden çok acıklı bir azâb dokunur.” Bunun öldürme olduğu söylendiği gibi, can yakıcı işkenceler olduğu da söylenmiştir. Bir başka açıklamaya göre öldürmeden önce derinin yüzülmesi, azaların kesilmesi, asılmak gibi can yakıcı işkencelerdir.