Yeryüzünde büyüklük taslamaları ve kötü düzenleri yüzünden. Oysa kötü düzen sadece sahibini sarar. Onlar, öncekilerin sünnetinden başka bir şey mi bekliyorlar? Sen Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın, Allah’ın sünnetinde bir sapma da bulamazsın.
Diyanet Vakfı
Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Halbuki kişi kazdığı kuyuya kendi düşer. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) başkasını mı bekliyorlar? Allahın kanununda asla bir değişme bulamazsın, Allahın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın.
Kurtubi Tefsiri
Yeryüzünde büyüklenerek ve kötü düzenler kurarak.. Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır. Acaba onlar geçmiş olanların sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar? Sen Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın sünnetinde asla bir değiştirme bulamazsın.
“Yeryüzünde büyüklenerek” îmana karşı büyüklük göstererek
“ve kötü düzenler kurarak” yani kötü amellerinin düzeni olarak… Bu ise küfür ve zayıfları aldatmaktır. Kendilerine uyanların sayısı artsın diye onları imandan alıkoymaktır.
“O ümmetlerin birinden” âyetinde “biri” anlamındaki lâfzın müennes gelmesi “ümmet” lâfzının müennes oluşundan dolayıdır. Bu açıklamayı el-Ahfeş yapmıştır.
Hamza ve el-Ahfeş de: kötü düzenler kurarak… Kötü düzen ise ancak sahiblerini kuşatır” diye (kötü anlamındaki) ilk kelimeden i’rabı hazfedip ikincisinde i’rablı okumuşlardır.
ez-Zeccâc der ki: Böyle bir okuyuş lahndir (yanlış okumadır). Bunun lahn oluş sebebi ise bu kelimeden i’rabın hazfedilmesidir. el-Müberred ise böyle bir şeyin konuşmada da, şiirde de câiz olmayacağını iddia etmiştir. Çünkü i’rabın harekelerinin hazfi câiz değildir. Zira bu harekeler anlamlar arasındaki farkı ortaya çıkarmak için gelmişlerdir. Bazı nahivciler ise üstün değerine ve konumuna rağmen el-A’meş’in bu şekilde okumasını çok büyük bir iş kabul etmiş ve şöyle demiştir: O bu kelime üzerinde vakıf yapardı, yanlışlık ondan bunu rivâyet edenindir. Buna delil ise sakin okuduğu kelimede anlamın tamam oluşudur. İkincisinde ise anlam tamam olmadığından dolayı (rivâyet edenlerin) ittifakı ile i’rablı okumuştur. Diğer taraftan ikincisinde hareke, birincisinden daha da ağırdır. Çünkü ikinci hareke iki kesre arasında bir ötredir. Bazı nahivciler de bu hususta Hamza’nın lehine Sîbeveyh’in görüşünü ve onun ve başkalarının şu beyiti zikretmiş olduğunu delil göstermişlerdir:
“Eğrildiklerinde: Arkadaş doğrult derim.”
Bir başka şair de şöyle demektedir:
“İç, bugün Allah’a karşı bir günaha girme endişesi,
Taşımadan ve içmeye davet edilmesen bile.”
Ancak bunun delil olacak tarafı yoktur. Çünkü Sîbeveyh böyle bir şeyi câiz kabul etmiş değildir. O sadece bazı nahivcilerden bunu nakletmiştir. Kimi ilim adamı, ilim adamlarından bazısı, birisi diye nakledilen bir rivâyette delil olacak bir taraf yoktur. O bunu sadece istisnai ve şiir zaruretine bir örnek olmak üzere zikretmiştir. Kaldı ki bu hususta ona muhalefet de edilmiştir. ez-Zeccâc’ın iddiasına göre Ebû’l-Abbas (bu mısraı) ona şöylece zikretmiştir:
“Eğrildiklerinde: Arkadaş doğrult, derim.”
Yine o:
“İç, bugün günaha girme endişesi taşımadan.”
Diye emir olarak vasıl elifi ile nakletmiştir. Bütün bunları en-Nehhâs zikretmiştir.
ez-Zemahşerî şöyle demektedir: Hamza: “Kötü düzen” lâfzını hemzesi sakin olarak okumuştur. Buna sebeb ise onun harekeleri ağır bulmasıdır. Bu harekeyi gizlice (ihtilas) çıkartmış olup da onun sakin okuduğu sanılmış yahut ta hafif bir vakıf yaptıktan sonra; Ancak… kuşatır” diye okumaya başlamış olabilir. İbn Mes’ûd ise; “Kötü bir düzen (kurarak)” diye okumuştur.
el-Mehdevî de şöyle demektedir: Yüce Allah’ın:
“Kötü düzenler” âyetinde hemzeyi sakin okuyanlar, orada vakıf takdirine göre okumuşlar, sonra da vakıf kaidesine uygun olarak vasıl ile okumuş yahut da kesreler ile “ye”lerin arka arkaya gelişi dolayısıyla hemzeyi sakin olarak okumuş olabilirler.
Şairin şu mısraında olduğu gibi:
“İç, bugün günaha girme endişesi taşımadan.”
el-Kuşeyrî de şöyle demektedir: Hamza: “Kötü düzenler” âyetini hemzeyi sakin olarak okumuştur. Bazıları onun bu okuyuşunu hatalı bulmuşlar, bazıları da: İfade burada tamam olduğundan dolayı vakıf yapmış ve bu noktada ravi hata etmiş olabilir, demişlerdir. Ancak bu onun dere ile okumasında da bu şekilde rivâyet edilmiştir. Daha önce benzeri hususlarda açıklamalarımız geçmiş bulunmaktadır. Orada şöyle demiştik: İstifaza (çok kalabalık sayıdaki kimseler yoluyla) yahut da tevatür yoluyla Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın okuduğu sabit olan bir kıraat şeklinin câiz olması kaçınılmaz bir şeydir. Onun lahn olduğunu söylemek câiz olamaz. Bu hususta hata diyenlerin maksadı -(hata dedikleri şekil) fasih olsa bile- başka bir kıraatin ondan daha fasih oluşundan dolayıdır.
“Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır.” Yani şirkin akıbeti ancak şirk koşanların başına iner. Bunun Bedir’de öldürüleceklerine bir işaret olduğu da söylenmiştir. Şair de şöyle demektedir:
“Ölümü bertaraf ettiler, o da çekildi,
Bir arşın kadar, halbuki daha önce iniyordu.”
Görüldüğü gibi burada bu fiil “inmek” anlamında kullanılmıştır. Bu da Kutrub’un görüşüdür.
el-Kelbî ise bu “kuşatıyor” anlamındadır, demiştir. “Kuşatmak” demektir. Mesela, “Onu filan şey kuşattı” denilir.
İbn Abbâs’tan rivâyete göre Ka’b kendisine şöyle demiş: Ben Tevrat’ta şu ifadeyi görüyorum: “Kim kardeşine bir çukur kazarsa, içine düşer.” İbn Abbâs da şu cevabı vermiş: Aynısını ben sana Kur’ân’da gösterebilirim. Ka’b nerede? diye sormuş, İbn Abbâs: Yüce Allah’ın:
“Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır” âyetini oku, demiştir.
Arapların darb-ı mesellerinde de “kim kardeşine bir kuyu kazarsa, içine kendisi başaşağı düşer.” denilmektedir.
ez-Zührî’nin rivâyetine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sakın kötü düzen kurma! Kötü düzen kuran hiçbir kimseye de yardımcı olma. Çünkü yüce Allah: “Kötü düzen ise ancak sahiblerini kuşatır” diye buyurmaktadır. Hiçbir zaman haddi aşma, haddi aşan kimseye de yardımcı olma. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Kim (ahdini) bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur.” (el-Feth, 48/10);
“Sizin taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir” (Yûnus, 10/23) diye buyurmaktadır.” İbnu’l-Mübarek, Zühd, I, 252. Hikmet sahiblerinden birisi de şöyle demiştir:
“Ey yaptıklarında zalim olan kişi,
Zulüm zalimlik edene geri döndürülür.
Ne zamana kadar ve ne vakte kadar,
Musibetleri sayıp durursun da, nimetleri unutursun?”
Hadiste de: “Kötü düzen ve aldatma cehennemdedir” denilmektedir. Buradaki “cehennemdedir” ifadesi âhirette bunları yapanları cehennem ateşine sokar, demektir. Çünkü bu, kâfirlerin huylarındandır. Hayırlı mü’minlerin huyundan değildir. Bundan dolayı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hadisin devamında şöyle demiştir: “Kötü düzen, aldatmak ve hainlik mü’minin ahlakından değildir.”
İşte bu ifadeler bu kötü huya sahib olmaktan ve imanın şerefli ahlakının sınırları dışına çıkmaktan en ileri derecede sakındırmaktadır.
“Acaba onlar geçmiş olanların sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar.”
Yani onlar ancak önceki kâfirlerin tepesine inmiş azâbı gözetlemektedirler.
“Sen Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın ve sen Allah’ın sünnetinde asla bir değiştirme bulamazsın.” Yani yüce Allah kâfirlere azâb göndermiştir. Bunu kâfirler hakkındaki bir sünneti kılmıştır. O bu azaba hak kazananları benzeri ile azablandırır. Kimse bunu değiştiremez, kimse bu azâbı kendisinden uzaklaştırıp başkasının başına gelmesini sağlayamaz.
Sünnet yol demektir, çoğulu sünen gelir. Al-i İmrân Sûresi’nde (3/137. âyetin tefsirinde) buna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Yüce Allah sünneti kendisine izafe etmiş bulunmaktadır. Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “(Bu) senden önce gönderdiğimiz peygamberler için de uyguladığımız sünnettir.” (el-İsra, 17/77) Burada da sünneti belli bir topluluğa izafe etmiştir, çünkü durum her iki taraf ile alakalıdır. Bu, ecel gibidir, kimi zaman yüce Allah’a izafe edilir, kimi zaman da topluluğa izafe edilir. Yüce Allah:
“Allah’ın belirlediği ecel elbette gelicidir.” (el-Ankebut, 29/5) diye buyurduğu gibi, bir başka yerde de:
“Onların ecelleri geldiğinde” (en-Nahl, 16/61) diye buyurmaktadır.