Bu da mı bir nimet? İsrailoğullarını köleleştirdin de bunu başıma kakıyorsun?
Diyanet Vakfı
O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
Kurtubi Tefsiri
“Sen İsrailoğullarını köleleştirdiğin için bunu nimet diye başıma kakıyorsun.”
“Sen İsrailoğullarını köleleştirdiğin için bunu nimet diye başıma kakıyorsun.” Bu âyetin anlamı hususunda tefsir âlimleri farklı görüşlere sahiptir. es-Süddî, et-Taberîve el-Ferrâ’ dedi ki: Bu âyet Mûsa (aleyhisselâm)’ın, üzerindeki nimeti ikrar etmek üzere söylediği sözlerdir. Şöyle demiş gibidir; Evet, senin beni beslemiş olman, benim üzerimde -başkalarını köleleştirip, beni köleleştirmemek bakımından- bir nimettir. Fakat bu benim risaletimin gereklerini yerine getirmeme mani değildir.
Şöyle de açıklanmıştır: bu Mûsa (aleyhisselâm)’ın reddetmek maksadıyla söylediği bir sözdür. Yani sen küçükken beni besleyip, büyütmüş olmanı başıma mı kakıyorsun? Aynı zamanda sen bütün İsrailoğullarını köleleştirmiş, onları öldürmüş bulunuyorsun. Yani bu bir nimet değildir, çünkü yapman gereken senin onları öldürmemen ve onları köleleştirmemendi, onlar benim kavmimdir. Peki, şimdi nasıl olur da sen özellikle bana yapmış olduğun iyiliği hatırlatabiliyorsun?
Bu anlamdaki açıklamayı Katade ve başkaları yapmıştır.
Şöyle de açıklanmıştır: Burada istifham (soru) takdiri söz konusudur. Yani senin bu dediğin bir nimet midir? Bu açıklamayı da el-Ahfeş ve yine el-Ferrâ’ yapmış, ancak en-Nehhâs ve başkaları kabul etmemiştir. en-Nehhâs dedi ki: Böyle bir takdir câiz değildir, çünkü istifham için gelen hemze yeni bir mana ortaya çıkarmaktadır. Bunun hazfedilmesi ise ifadede; “…mi…”, yoksa bulunmadıkça imkansızdır. Şairin şu mısraında olduğu gibi:
“Sen bu mahalleden öğleden sonra mı gidersin, yoksa erken mi?”
Bu hususta el-Ferrâ”nın söylediği dışında nahiv bilginleri arasında bir görüş ayrılığı olduğunu bilmiyorum. O: İstifham hemzesinin şek ifade eden fiillerde hazfedilmesi caizdir deyip, “Zeyd’in gidici olduğunu zannediyor (mu)sun?” ifadesinin; “Zannediyor musun?” anlamında olduğunu nakletmiştir. Ali b. Süleyman da bu hususta şöyle derdi: O bunu avamın konuşmalarından almıştır.
es-Sa’lebı dedi ki; el-Ferrâ’ ile bunun inkâr için söylendiğini kabul edenler bu âyetin anlamının: “Bu da bir nimet midir?” diye istifham yollu olduğunu söylemişlerdir. Bu da bu bakımdan:
“Bu muymuş benim Rabbim?” (el-En’am, 6/76);
“Onlar ebedi mi kalacaklar?” (el-Enbiya, 21/34) buyruklarına benzer. Şair de şöyle demiştir:
“Beni teskin ettiler ve: Korkma ey Huveylid dediler,
Ben o yüzleri tanımayarak: Bunlar onlar(mı)dır, dedim.”
el-Ğaznevîde soru hemzesinin terkedileceğine şahit olmak üzere şu beyitleri zikretmektedir:
“O ayrılış günü duruşunu unutamıyorum onun,
Göz kapaklarında, gözyaşları parıldıyorken.
Binekler duruyorken onun şu sözlerim de:
Beni böyle (mi) bırakıyor ve gidiyorsun?”
Derim ki: en-Nehhâs’ın dediğinin aksine burada “Mi, yoksa” bulunmamakla birlikte istifham hemzesi hazfedilmiştir.
ed-Dahhâk dedi ki: Bu ifade azarlama üslubu ile söylenmiştir. Azarlama ise soru ile de olabilir, soruşuz da olabilir. Anlam da şudur: Eğer sen İsrailoğullarını öldürmeye kalkışmamış olsaydın, beni annem-babam büyütecekti. Senin benim üzerimde ne gibi bir nimetin olabilir ki? Sen bana hiç de başa kakmaman gereken bir şeyi hatırlatarak minnet ediyorsun.
Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Sen, benim kavmimi hakir ve küçük düşürmüşken kavmi küçük düşürülmüş bir kimse zelil olurken beni besleyip büyütmüş olmayı nasıl minnet konusu yapabilirsin?,
“Köleleştirdiği için” âyeti “nimef’den bedel olarak ref mahallindedir. Şu anlamda nasb mahallinde de olabilir: “Çünkü sen İsrailoğullarını köleleştirdin, yani onları köle edindin.” ile aynı anlamda olmak üzere: Onu köleleştirdim denilir. Bunu el-Ferrâ’ söylemiş ve şu beyiti zikretmiştir:
“Kavmim ne diye köleleştiriyor beni, halbuki aralarında pek çoktur,
Diledikleri kadar pek çok develeri ve köleleri vardır.”