Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakarla geçip giderler.
Diyanet Vakfı
(O kullar), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.
Kurtubi Tefsiri
Ve onlar ki; yalan şahitlik yapmazlar. Lağve rastladıklarında da şereflice yüz çevirip geçerler.
Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:
1- Yalan Şahitlik ve Yalana Şahit Olmak:
Yüce Allah’ın;
“Ve onlar ki yalan şahitlik yapmazlar” âyeti şu demektir: Onlar yalan ve batılın bulunduğu yerde hazır olmazlar ve bunu da müşahede edip seyretmezler.
“Zûr (yalan)” Değiştirilmiş ve allanıp, pullanmış batıl olan herbir şeydir. Bunun en büyüğü ise Allah’a ortak koşmak ve Allah’a ortak koşulanları lazim etmektir. ed-Dahhak, İbn Zeyd ve İbn Abbâs böylece tefsir etmişlerdir.
İbn Abbâs’dan gelen bir rivâyete göre de bu müşriklerin bayramları demektir.
İkrime dedi ki: Cahiliye döneminde “zurv diye adlandırılan bir oyundur.
Mücahid: Bu şarkıdır demiştir. Muhammed b. el-Hanefiyede böyle demiştir.
İbn Cüreyc: Yalandır demiştir. Bu Mücahid’den de rivâyet edilmiştir.
Ali b. Ebi Talha ile Muhammed b. Ali şöyle demişlerdir; Âyet yalan şahitlikte bulunmazlar anlamındadır. Yoksa buradaki “şehadet” müşahede etmekten, görmekten gelmemektedir.
İbnu’l-Arabî dedi ki; Bunun yalan olduğu görüşü elbetteki doğrudur, çünkü bütün bunlar aslında yalana racidir. Bunun cahiliye dönemindeki bir oyunun ismi olduğunu söyleyenlere gelince, eğer bu oyunda kumar ya da bir cahillik yahutta küfre raci’ herhangi bir husus varsa haramdır. Bunun şarkı olduğu görüşüne gelince, şarkı bu sınıra kadar varmaz.
Derim ki: Kimi şarkıları dinlemek harama kadar ulaşabilir. Bu ise güzel görülen suretlerin nitelendirildiği, şarap ve buna benzer tasvirlerin yapıldığı, insan tabiatını harekete getiren ve itidal sınırlarının dışına çıkartanyahuttainsanın içinde gizli bulunan lehve düşkünlük ve sevgiyi harekete getiren şiirler bu kabildendir. Birilerinin şu beyitlerinde olduğu gibi:
“Altın sarısı renkli, zannedersin ki,
Ateş onıyı gözlerinin kıvılcımından, alınıp yakılır.
Korkuttular beni onun(la düşüp kalkmaktan ötürü) rezil olurum diye,
Keşke sözünde dursa da varsın rezil olayım.”
Özellikle başka bir kaç yerde de açıkladığımız üzere bu şarkılarla beraber şu günlerde olduğu gibi, kavallar ve tefler de eşlik edecek olursa…
Burada yalan şahitlikten söz edildiğini söyleyenlerin görüşlerine gelince, bu da bir sonraki başlığın konusunu teşkil etmektedir.
2- Yalan Şahitliğin Hükmü:
Ömer b. el-Hattâb (radıyallahü anh) yatan şahitlikte bulunan kimseye kırk celde vurur, onun yüzünü karalar, saçını traş eder ve çarşı-pazarlarda dolaştırırdı.
İlim adamlarının çoğunluğu da şöyle demiştir: Bir daha ebediyyen şahitliği kabul edilmez, Tevbe etse ve halini düzeltecek olsa da işi Allah’a kalmıştır.
Şöyle de denilmiştir: Eğer bu kişi tanınmış ileri gelen bir şahsiyet değilse, halini düzeltirse daha önceden el-Hac Sûresi’nde (22/30-31. âyet, 5 ve 6. başlıklarda) geçtiği üzere şahitliği kabul edilir. Bu husus oradan tetkik edilebilir.
“Lağve rastladıklarında da şereflice yüz çevirip, geçerler” âyetinde geçen “lağv”e dair açıklamalar daha önceden (el-Bakara, 2/22Ş) geçmiş bulunmaktadır. Lağv düşük seviyeli her türlü söz ya da fiildir. Bunun kapsamına şarkı, boş işlerle oyalanmak (lehv) ve bunun dışında buna yakın herşey dahildir. Yine bunun kapsamına müşriklerin akılsızca işleri, mü’minleri eziyet etmeleri, kadınlardan söz etmek ve bunun dışındaki diğer münkerler de dahildir.
Mücahid dedi ki: Bunlara eziyet edilecek olursa, affederler demektir. Yine ondan rivâyet olunduğuna göre; nikâh (cima)’dan söz edecek olurlarsa, bundan kinaye yoluyla sözederler, demektir.
el-Hasen dedi ki: Lağv, bütün masiyetler demektir. Bu da oldukça kapsamlı bir açıklamadır.
“Şereflice” yani onu reddederek, ondan razı olmayarak, yüz çevirerek, o hususta yardımcı olmayarak ve bu işi işleyenlerle oturmaksızın (uzaklaşırlar), demektir. Yani onlar asla batıla girmeyen şerefli kimseler gibi geçer, giderler. Mesela; denilir ki, bu da: “Kendisini küçük düşüren, değerini zedeleyen hususlardan kendisini uzak tuttu, ona yaklaşmadı” demektir.
Abdullah b. Mes’ûd’dan rivâyete göre o bir şarkı sesi işitmiş, hemen çabucak oradan ayrılıp gitmiştir, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a bu davranışının haberi ulaşınca: “İbnu Ummi Abd kerim (şerefli bir kimse) olmuştur” diye buyurdu İbn Kesîr, Tefsir, III, 330.
Lağve rastlayınca oradan şereflice yüz çevirip geçmek demek, iyiliği emredip münkerden alıkoymak demektir.