O, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine istiva etti. Rahman’dır; O’ndan haberdar olana sor.
Diyanet Vakfı
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arşa istiva eden (ona hükmeden) Rahmandır. Bunu bir bilene sor.
Kurtubi Tefsiri
O, göklerle yerî ve aralarında olanları altı günde yaratan, sonra Arş üzere İstiva edendir, Rahmân’dır. Sen bunu bir bilene sor!
“O, göklerle yeri ve aralarında olanları altı günde yaratan, sonra Arş üzere istiva edendir” âyetine dair açıklamalar daha önceden el-A’raf Sûresi’nde (7/54. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“O” ism-i mevsûlü daha Önce geçen “hayvan sıfatı olarak cer mahallindedir.
“Aralarında olanları” diye (tesniye zamiri) kullanılıp, “Aralarında” diye (müennes ve çoğul zamiri) kullanılmaması şundan dolayıdır: Yüce Allah bununla iki sınıfı, iki türü ve İki şeyi kastetmiştir, el-Kutâmî’nin şu beyitinde olduğu gibi:
“Üzmüyor mu seni Kays’ın ipleri ile Tağlib’in;
Ve her ikisinin kesilerek birbirinden ayrılmış olması.”
Şair burada görüldüğü gibi “Tağlib’in ipleri de” demek istediğinden “ipler” çoğul olmakla birlikte, ayrıldıklarını haber veren fiilde tesniye zamiri kullanmıştır. Çünkü o bununla iki şey ve iki türü anlatmak istemiştir.
“Rahmân’dır. Sen bunu bir bilene sor.” ez-Zeccâc dedi ki: Âyet, sen O’nun hakkında soru sor, demektir. Bu açıklamayı dil bilginlerinden bir topluluk da nakletmiş bulunmaktadır. Buradaki “be” harfi cerri “…den, dan” anlamındadır. Nitekim yüce Allah:
“İsteyen biri inecek azâbı istedi” (el-Meâric, 70/1) diye buyurmaktadir. Buradaki be harfi cerrinin “an” anlamında kullanıldığını kahul edecek olursak, meal: Soran bir kişi gerçekleşecek bir azâb hakkında soru sordu, anlamında olur.
Şair de şöyle demektedir:
“Ey Malik’in kazı niye at(lı)lara sormadın,
Eğer bilmiyor isen; bilmediğin şey hakkında.”
Alkame b. Abdede şöyle demiştir;
“Şayet sizler bana kadınlar hakkında soru soruyorsanız gerçekten ben,
Kadınların ilaçlarını çok iyi bilirim, tabibim.”
Burada görüldüğü gibi şairler: “Kadınlar hakkında” ve; Bilmediklerin hakkında” demek istemişlerdir.
Ancak Ali b. Süleyman bunu kabul etmeyerek şöyle der: Nazar ehli “be” harfi cerrinin, “an” anlamında olmasını kabul etmezler. Çünkü o takdirde Arapların lâfızları kullandıkları anlamlan bozmak söz konusudur. Çünkü ifadesi, eğer sen filan kimse ile karşılaşacak olursan, senin onunla karşılaşmanla birlikte bir de karşına arslan çıkar, anlamında olur. O halde burada âyet; “Sen sorunu bu hususta bilgisi olan, haberdar bir kimseye sor” demek olur. İbn Cübeyr de böyle demiştir.
Burada “el-Habir” yüce Allah’tır. Buna göre “habîr: bilen” lâfzı, “sor” fiili ile mef’ûlün bih olarak nasbedilmiştir,
Derim ki: ez-Zeccâc’ın açıklaması güzel bir şekilde yorumlanabilir. O da buradaki “el-habîr: Bir bilen”İn Allah’tan başka bir kimse olmasıdır, yani sen O’nun hakkında (an harfi cerri ile) bir bilen kimseye sor. Yani onu bilen birisine, yani O’nun sıfat ve isimlerini bilen birisine soru sor, demektir.
Anlamın; “Sen onun için bilen birisine sor,” şeklinde olduğu da söylenmiştir. Bu durumda “he” zamirinden hal olarak nasbedilmiştir; el-Mehdevî dedi ki; Burada “bir bilen” lâfzının hal olması uygun değildir. Zira halin hem soran kimse için, hem de sorulan kimse için olması mümkündür. Failden hai olması da doğru olamaz. Zira bilen bir kimsenin ayrıca başkasına sormaya ihtiyacı yoktur. Mef ulden de hal olamaz, çünkü hakkında soru sorulan kişi er-Rahmân olandır ve o da ebediyyen bilendir, haberdar olandır. Hal çoğunlukla değişikliğe uğrayan ve bir yerden bir yere intikal eden şeylerde söz konusudur. Şu kadar var ki; bunun, -mesela:
“Halbuki o… doğrulayan gerçeğin ta kendisidir.” (el-Bakara, 2/91) âyetinde olduğu gibi- tekid edici bir hal olarak kabul edilmesi hali müstesnadır; o takdirde câiz olur.
“Rahmân” lâfzının merfu olarak gelmesi üç türlü açıklanabilir: Evvela
“istiva edendir” âyetindeki zamirden bedel olabilir. Diğer taraftan
“o Rahmândır” anlamında merfu gelmiş olabilir. Ayrıca mübteda olarak merfu gelmiş olabilir, onun haberi de:
“Sen bunu bir bilene sor” anlamındaki âyettir. Bununla birlikte; “Hayy olan, ölmeyen, Rahmâna tevekkül et” anlamında sıfat olarak mecrur olması da mümkündür. Medh olmak üzere nasb ile gelmesi de mümkündür.