Allah her türlü canlıyı sudan yarattı; içlerinden kimileri karada sürünür, kimisi iki ayağı üzerinde yürür, kimisi dört ayaklıdır. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz O her şeye gücü yeter.
Diyanet Vakfı
Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür… Allah dilediğini yaratır; şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
Kurtubi Tefsiri
Allah, bütün canlıları sudan yarattı. Onlardan bazısı karnı üzerinde yürür, bazısı İki ayak üzere yürür, bazısı dört ayak üzere yürür. Allah dilediğini yaratır. Muhakkak Allah, herşeye güç yetirendir.
“Allah, bütün canlıları sudan yarattı” anlamındaki âyeti Yahya b. Vessâb, el-A’meş, Hamza ve el-Kisaî izafet yaparak; “Allah herşeyin… yaratıcısıdır” diye okumuşlardır, Diğerleri de: “… yarattı” diye fiil olarak okumuşlardır. Denildiğine göre: Her iki kıraatin de mana itibariyle anlamı doğrudur. Yüce Allah, iki hususu haber vermiş olmaktadır. Bununla ilgili olarak: İki kıraatten biri diğerinden daha sahihtir, demeyi gerektirecek bir durum yoktur.
Bir diğer açıklamaya göre “yarattı” ifadesi özel bir şey için kullanılır. “Yaratıcı” da genel anlamda kullanılır. Nitekim yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:
“Yaratıcıdır, bari'(yoktan var eden)dir.” (el-Haşr, 59/24) Özel yaratmayı ifade etmek üzere de:
“Hamd gökleri ve yeri yaratan… Allah’ındır.” (el-En’âm, 6/1) diye buyurmuştur.
“Sizi tek bir candan yaratan…O’dur.” (el-A’raf, 7/189) âyeti da böyledir. O halde: “Allah bütün canlıları sudan yarattı” âyetinin da böyle olması gerekir.
Canlı (demek olan; ed-dâbbe): Yeryüzünde hareket eden herbir canlı için kullanılır. “Hareket etti, debelendi, hareket etti, debelenir, hareket edici” denilir. Sondaki “he” (yuvarlak te) mübalağa İçindir. Buna dair açıklamalar da daha önceden el-Bakara Sûresi’nde (2/164. âyet, 8. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.
“Sudan” âyetinin kapsamına cinler ve melekler dahil değildir. Çünkü bizler onları görmediğimiz gibi, sudan yaratıldıkları da sabit olmamıştır. Hatta sahih hadiste şöyle denilmektedir: “Melekler nurdan yaratılmışlardır, cinler de nârdan (ateşten) yaratılmışlardır.” Müslim, Zühci 60; Müsned, VI, 153 Bu hadis daha önceden de geçmiş bulunmaktadır. (Bk. el-Hicr, 15/27. âyetin tefsiri)
Müfessirler derler ki: “Sudan” âyeti ile kastedilen nutfeden yaratıldıklarıdır. en-Nekkaş der ki: Bununla erkeklerin menileri kastedilmiştir. Aklî ilimlerle uğraşanların çoğunluğu (Cumhûrun-nazara) derler ki; Bu âyetle yüce Allah’ın yaratmış olduğu herbir canlıda bir su bulunduğunu kastetmektedir. Âdem (aleyhisselâm)ı su ile çamurdan yarattığı gibi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın Bedir gazvesinde, kendisine: Sîz kimlerdensiniz? diye soran yaşlı adama: “Biz su’danız.” İbn Hişâm, es-Sîretu’n-Nebeviyye, II, 195 cevabını verdiği hadiste buna göre açıklanır.
Bazıları da şöyle açıklamışlardır: Burada cin ve melekler müstesna değildir. Aksine herbir canlı sudan yaratılmıştır. Ateş de sudan yaratıldığı gibi, rüzgar da sudan yaratılmıştır. Zira yüce Allah’ın kâinatta ilk yarattığı şey sudur. Daha sonra da ondan herbir şeyi yaratmıştır.
Derim ki: Bu açıklamanın doğruluğuna yüce Allah’ın:
“Onlardan bazısı karını üzerinde yürür” âyeti delil teşkil etmektedir. Karın üzerinde yürümek yılanlar ve balıklar ile onlara benzer kurtçuk ve diğerleri hakkındadır. İki ayak üzerinde yürümek insan ile yürümesi halinde kuşlar için söz konusudur. Dört ayak üzerinde yürümek de diğer canlılar içindir. Ubeyy’in Mushaf ında da: Aralarından daha fazlası üzerinde yürüyenler de vardır” fazlalığı da bulunmaktadır. Bu fazlalık yengeç ve yeraltında bulunan çeşitli haşeratın tümünü kapsamaktadır. Ancak bu icmâ’ ile sabit olmuş Kur’ân ifadesi değildir. Bununla birlikte en-Nekkaş şöyle demektedir: Yüce Allah’ın âyetinde “dört ayak” üzerinde yürüyenler söz konusu edilmekle daha fazla ayak üzerinde yürüyenlerin söz konusu edilmesine gerek duyulmayarak yetinilmiştir. Çünkü bütün hayvanların aslında esas dayandıkları dört ayaktır. Bunlar da onun yürümesinin esasını teşkil ederler. Bazılarında ayakların çokluğu yaratılışındaki bir fazlalıktır. O hayvan yürürken onların hepsine ihtiyaç duymaz.
İbn Atiyye der ki: Görünen şu ki, bu çok sayıdaki ayak boşuna yaratılmış değildir. Aksine hayvanın bir yerden bir yere gitmesinde onlara gerek duyulur. Hepsi de hayvanın hareketi halinde hareket ederler.
Kimisi de şöyle demiştir: Âyet-i kerîmede dört ayak üzerinde yürümenin söz konusu olmadığını belirten bir ifade yoktur. Zira âyette aralarında dört ayaktan fazlası üzerinde yürüyenleri yoktur, denilmemiştir. İfadede hazfedilmiş sözler olduğu da söylenmiştir: “Onların arasından da dört ayaktan daha fazlası üzerinde yürüyenleri de vardır.” Tıpkı Ubeyy’in Mushaf’ında olduğu gibi. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
“Dâbbe (canlı)” kelimesi aklı eren ve ermeyen bütün varlıkları kapsar. Bu bakımdan akıl sahibi olan varlık, akıl sahibi olmayan varlıklarla birlikte bulunduğundan dolayı galib getirilmiştir (tağlîb.) Çünkü muhatab olan ve kendisinden ibadet etmesi istenilen odur. Bundan dolayı yüce Allah (akıl sahibi varlıklar için kullanılan zamir olan);
“Onlardan bazısı” ile:
“Yürür” diye buyurmuştur. Yüce Allah, bu farklılıkları söz konusu etmekle yaratıcının varlığını isbata işaret etmektedir. Yani eğer bütün bunları mutlak hür irade ve tercih sahibi bir yaratan olmasaydı, bunların arasında böyle farklılıklar olmazdı. Aksine hepsi tek bir tür olurdu, bu da yüce Allah’ın şu âyetini andırmaktadır:
“Hepsi bir su ile sulanır. Yine de onlardan bir kısmını lezzetlerinde, bir kısmından üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunlarda da aklını kullananlar için âyetler vardır.” (er-Ra’d, 13/4)
“Allah dilediğini yaratır, muhakkak Allah herşeye güç yetirendir.” Dilediği herşeyi yaratma kudretine sahiptir.