Lut’a da hüküm ve ilim verdik. Onu, çirkin işler yapan bir şehirden kurtardık. Onlar yoldan çıkmış kötü bir toplumdu.
Diyanet Vakfı
Luta gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.
Kurtubi Tefsiri
Lût’a da hikmet ve ilim verdik. Onu kötülükleri işleyen o ülkeden kurtardık. Çünkü onlar kötü bir kavim idiler, hem fasıktılar.
“Lût’a da hikmet ve ilim verdik.” Bu âyette
“Lût” kelimesi ikinci fiilin delil olduğu gizli bir fiil ile nasb edilmiştir ki; Biz Lût’a verdik, ona verdik, takdirindedir. Bir başka açıklamaya göre; Lût’u da hatırla şeklindedir.
Hikmetten kasıt peygamberlik, din İşlerini bilmek ve davalılar arasında kendisi ile hüküm verilen şey demektir.
“İlim” ise kavrayış diye açıklanmıştır ki, anlam birdir.
“Onu kötülükleri İşleyen o ülkeden kurtardık.” Sedum ülkesini kastetmektedir. İbn Abbâs dedi ki: Bunlar yedi kasaba idiler. Cibril (aleyhisselâm) bunların altısını altüst etti, bir tanesini ise Lût ve aile halkı için bıraktı. Buranın ismi ise Zeğar idi, bunda pek çok mahsûller yetişirdi. Bu Serat sınırına kadar Filistin kasabalarından birisidir. Hicaz denizi sınırına kadar da bunun pek çok köyleri, kasabaları vardır.
Onların işledikleri kötülükler hususunda iki görüş vardır. Birisi önceden geçtiği gibi Lût kavminin işidir, diğeri ise yüksek sesle yellenmektir. Yani onlar oturup kalktıkları yerlerde ve meclislerinde bu şekilde hareket ediyorlardı. Yüksek sesle yellenmek ile parmak uçlarıyla çakıl taşları atmak olduğu da söylenmiştir ki, ileride gelecektir,
“Çünkü onlar kötü bir kavim idiler, hem fâsıktılar.” Allah’a itaatin dışına çıkan kimselerdi, Fâsıklık, önceden geçmiş olduğu gibi sınırın dışına çıkıştır,