Kaf. Ha. Ya. Ayn. Sad.
Diyanet Vakfı
Kaf. Ha. Ya. Ayn. Sad.
Kurtubi Tefsiri
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd
“Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.” Sûrelerin başlarında (bu kabilden bulunan harflere dair) açıklamalar önceden (el-Bakara, 2/1. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
İbn Abbâs “Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd” ile ilgili olarak şunları söylemiştir: “Kâf harfi “Kâff”den, “ha” harfi “Hacirden, “ya” harfi “Hakîrr”den, “ayn” harfi “Halîm”den, “Sâd” harfi de ” Sâdık”dandır. Bunu İbn Aziz el-Kuşeyrî, İbn Abbâs’tan nakletmektedir. Anlamı da şudur: O mahlukatına kâfi gelendir, kullarına hidâyet verendir. O’nun kudreti onların ellerinin üzerindedir. Onları bilendir, vaadinde sadık olandır. es-Sa’lebî bunu el-Kelbî, es-Süddî, Mücahid ve ed-Dahhak’tan nakletmektedir. Yine el-Kelbî şöyle demiştir: “Kâf” Kerîm, Kebir ve Kâfi’den. “Ha” harfi Hâdi’den, “ya” harfi Rahîm’den. “Ayn” harfi Alîm ve Azîm’den. “Sad” harfi Sâdık’tan gelir. Anlam birdir.
Yine İbn Abbâs’tan şöyle dediği nakledilmektedir: Bu, yüce Allah’ın isimlerinden bir isimdir. Ali (radıyallahü anh)dan da: Bu yüce Allah’ın ismidir, dediği nakledilmiştir. O Ey Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd, bana mağfiret buyur, dermiş. Bunu da el-Gaznevî zikretmektedir.
es-Süddî der ki; Bu yüce Allah’ın kendisi zikredilerek, kendisine dua edildiğinde îstenenleri bağışladığı, duaları kabul ettiği İsm-i A’zam’ıdır.
Katade ise bu, Kur’ân’ın isimlerinden bir isimdir, demiştir. Bunu da Abdu’r-Rezzak, Ma’mer’den, o da Katade’den nakletmektedir.
Bunun sûrenin ismi olduğu da söylenmiştir. el-Kuşeyrî’nin harflerin baş tarafları ile ilgili olarak tercih ettiği görüş budur. Buna göre şöyle denilmiştir: İfade yüce Allah’ın:
“Kâf, Hâ, Ya, Ayn, Sâd” âyeti ile tamam olmaktadır. Bu âdeta sûrenin ismini bildirmek gibidir. Nitekim: Filan kitap yahut filan bölüm, dedikten sonra maksada geçmen de buna benzemektedir.
İbn Ca’fer bu harfleri mukatta’ olarak (kopuk kopuk) okumuştur. Diğerleri ise vasl ile okumuşlardır. Ebû Amr ise “he” harfini imâle ile “yâ” harfini de üstün ile okumuştur. İbn Âmir ve Hamza ise aksi şekilde okumuştur, el-Kisaî, Ebû Bekr ve Halef ise hepsini imale ile okumuşlardır. Medineliler, Nâfi’ ve başkaları ise ikisi arasında okumuşlardır. Diğerleri ise fetha ile okumuşlardır.
Hârice’den gelen rivâyete göre el-Hasen “kafi ötreli olarak okurmuş. Başkaları da onun “hâ” harfini de ötreli okuduğunu nakletmektedir. İsmail b. İshak’ın naklettiğine göre ise o, “yâ”yı ötreli okurmuş.
Ebû Hatim der ki: “Kâf’, “hâ” ve “yâ” harflerinin ötreli okunması câiz değildir.
en-Nahhâs der ki: Medinelilerin kıraati bu hususta en güzel yoldur. “Hâ” ve “yâ” harflerinde de imale caizdir. el-Hasen’in kıraati ise bazı kimselere açıklanması oldukça zor geldiğinden dolayı: Böyle bir kıraatin câiz olmadığını dahi söylemişlerdir. Ebû Hatim bunlardan birisidir. Bu konuda kabule değer açıklama ise Harun el-Kâri’in yaptığı açıklamadır. O şöyle der: el-Hasen ref’i işmam ile okurdu. Bu ise onu (sessiz olarak) ima ettiği (işaretle gösterdiğini) anlamına gelir. Nitekim Sîbeveyh’in naklettiği gibi Araplar arasından “salât ve zekât” derken “vav”a ima edenler vardır. O bakımdan Mushaf ta (bu kelimeler) “vav” ile yazılmışlardır. Nafi’, İbn Kesîr, Âsım ve Ya’kub da “sad” harfinin okunuşu esnasında açıkça “dal”i de telaffuz etmişlerdir. Ebû Ubeyd’in tercih ettiği de budur. Diğerleri ise bunu (“dal” harfini sonraki âyetin ilk harfi olan “zel” harfine) idğam ile okumuşlardır.