Biz onu senin dilinle kolaylaştırdık ki, onunla takva sahiplerini müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi uyarasın.
Diyanet Vakfı
(Resulüm!) Biz Kuranı, sadece, onunla Allahtan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.
Kurtubi Tefsiri
Biz onu, onunla takva sahiplerini müjdeleyesin, İnad edenleri de korkutasın diye senin dilinle kolaylaştırdık.
“Biz onu… senin dilinle kolaylaştırdık” âyetinde kasıt Kur’ân-ı Kerîm’dir. Yani Biz onu senin dilin olan Arap dili ile açıkça ortaya koyduk. Üzerinde düşünen, tefekkür eden kimselere de kolay kıldık.
Biz bu kitabı senin üzerine insanların anlamalarının kolaylaşması maksadıyla Arapça indirdik, diye de açıklanmıştır.
“Onunla takva sahiplerini müjdeleyesin, inad edenleri de korkutasın diye” âyetindeki: “înad edenler” in çoğulu olup ileri derecede düşmanlık eden demektir. Yüce Allah’ın:
“Halbuki o düşmanların en azılı olanıdır.” (el-Bakara, 2/204) âyetinde de bu kökten gelen kelime kullanılmıştır. Şair de şöyle demiştir:
“Gecemi sessizce kederlerimle fısıldaşarak geçiriyorken sanki ben,
Tartışma kabiliyetleri yüksek ve ileri derecede düşman kimselerle tartışıyor gibiyim.”
Ebû Ubeyde dedi ki: “el-EIedd: İnad eden, aşırı düşman” hakkı kabul etmeyen ve batılı ileri süren demektir. el-Hasen dedi ki: Hakka karşı sağır kimseler demektir. er-Rabî kalpteki kulakları sağır olanlar demektir; Mücahid, fâcir kimseler demektir; ed-Dahhak batıl uğrunda mücadele verenler demektir; İbn Abbâs da düşmanlıklarında aşırıya gidenler demektir, diye açıklamışlardır.
Bu kelimenin, hiçbir şekilde istikamet üzere olmayan zalim, anlamında olduğu da söylenmiştir. Anlam birdir.
Özellikle bunların uyarılmasından söz edilmesi, İnatçılığı olmayan kimsenin, itaat çemberine girmesinin kolay oluşundan dolayıdır.