Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunların arasındaki her şey O’nundur. Ve Rabbin unutkan değildir.
Diyanet Vakfı
Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey Ona aittir. Senin Rabbin unutkan değildir.
Kurtubi Tefsiri
Biz, ancak Rabbi’nin emriyle ineriz. Bizim önümüzdeki arkamızdaki ve bu ikisinin arasındaki her şey yalnız O’nundur. Rabbin unutkan değildir.
Tirmizî’deki rivâyete göre İbn Abbâs dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Cibril’e: “Bizi ziyaret etmekte olduğundan daha sık etmeni engelleyen nedir?” Bunun üzerine şu:
“Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz” âyeti sonuna kadar nazil oldu. (Tirmizî) Dedi ki: Bu hasen, garib bir hadistir. Tirmizî, Tefsir 19- sûre i Ayrıca: Buhârî, Bed’ul Halk 6, Tefsir 19. sûre 2; Müsned, I 231, 234
Bunu Buhâri de rivâyet etmiştir: Bize Haltâd b. Yahya anlattı. Bize Ömer b. Zir anlattı. Dedi ki: Ben babamı Saîd b. Cübeyr’den naklederken dinledim: Saîd b. Cübeyr, İbn Abbâs’tan rivâyet ettiğine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Cibril’e şöyle demiş: “Bizi ziyaret etmekte olduğundan daha sık ziyaret etmene engel nedir?” Bunun üzerine:
“Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz” âyeti nazil oldu. (Devamla) dedi ki: İşte bu Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)a cevap teşkil etti. Buhârî, Tevhîd 28; Müsned, I, 357.
Mücahid dedi ki: Meleğin, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)a gelişi gecikti. Bir süre sonra ona gelince: “Gecikmene sebeb ne oldu?” diye sordu melek dedi ki: Siz tırnaklarınızı kesmezken, bıyıklarınızı kısaltmazken, parmak aralarınızı temizlemezken, misvak kullanmazken size nasıl gelelim? Mücahid dedi ki: İşte bu âyet, bu hususta nazil olmuştur.
Yine Mücahid, ayrıca Katade, İkrime, ed-Dahhak, Mukâtil ve el-Kelbî dedi ki: ‘Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)a kavmi Ashabu’l-Kehf ile Zülkarneyn kıssaları ve Nûh’a dair soru sorduklarında onlara ne cevap vereceğini bilemedi. Cibril (aleyhisselâm)ın kendisine sorduklarına dair bir cevap getireceğini ümit etti. Ancak, Cibril’in, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)a gelmesi de gecikti. İkrime: Ona cevap getirmesi kırk gün gecikti derken, Mücahid: Oniki gün gecikti demektedir. Onbeş gün geciktiği söylendiği gibi, onüç gün ve üç gün de söylenmiştir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bana gelişin o kadar gecikti ki başka düşünceler beni aldı ve seni özledim” dedi. Cibril (aleyhisselâm): Ben daha da özlem duydum, Fakat ben emir kuluyum, gönderildiğim takdirde inerim, gönderilmeyecek olursam gelemem. Bunun üzerine: “Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz âyeti ile:
“Yemin olsun kuşluk vaktine. Örtüp bürüdüğünde geceye ki, Rabbin seni terk de etmedi, sana darılmadı da” (ed-Duha, 93/1-3) âyetlerini indirdi. Bunu es-Sa’lebî, el-Vâhidî, el-Kuşeyrî ve başkaları da zikretmiştir.
Şöyle de açıklanmıştır: Bu âyet cennet ehlinin hali hakkında haber vermektedir. Onlar cennete girecekleri vakit: Biz bu cennetlere ancak Rabbimizin emriyle iner konaklarız, diyeceklerdir. Buna göre âyet-i kerîme kendisinden Önceki âyetlerle ilişkili olmaktadır.
Zikrettiğimiz görüşlere binaen de şöyle denilmistir: Âyet-i kerîme kendisinden önceki âyetlerle ilişkili değildir. Kur’ân-ı Kerîm bir çok sûrelerden meydana gelmiştir. Sûreler de bir takım cümleler ihtiva elmektedir. Kimi zaman bir cümle diğer bir cümleden ayrı olabilir.
“Biz… ancak ineriz” yani yüce Allah buyurdu ki: “Ey Cibril! De ki: Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz.” Bu da iki şekilde açıklanabilir: Birincisi O bize emrederse biz de senin üzerine ineriz. İkincisi Rabbin sana emir verdiği takdirde biz (o emri) üzerine indiririz.
Buna göre birinci açıklamada “emir” meleklerin inmesi ile ilgilidir. İkinci açıklamaya göre ise âyetlerin indirilmesi ile ilgilidir.
“Bizim önümüzdeki” nin bilgis
“arkamızdaki ve bu ikisinin arasındaki herşey yalnız O’nun’dur” Allah’ındır. İbn Abbâs ve İbn Cüreyc dedi ki: Dünya ile ilgili olarak önümüzden geçmiş olanlar yine dünyada bizden sonra olacaklarla âhiret ve
“bu ikisinin arasındaki” yani Berzah âleminde olanlar
“yalnız O’nundur.”
Katade ve Mukâtil dedi ki: “Bizim önümüzdeki” âhiret ile ilgili hususlar “arkamızdaki” dünyada geçmiş olanlar “ve bu ikisinin arasındaki” iki Nefha (Sûr’a üfürüş) arasında bulunanlar -ki ikisi arasında kırk yıl vardır.- “herşey yalnız O’nundur.”
el-Ahfeş dedi ki: “Bizim önümüzdeki” yaratılışımızdan önce olanlar “arkamızdaki” ölümümüzden sonra olacaklar “ve bu ikisinin arasındaki herşey” yaratılışımızdan öleceğimiz vakte kadar olacak herşey demektir.
Bir diğer açıklamaya göre: “Bizim önümüzdeki” sevap, ceza ve âhirete dair işler, “arkamızdaki” dünya hayatında yaptığımız ameller “ve bu İkisinin arasındaki herşey” yani bu vakitten kıyâmet gününe kadar meydana gelecek herşey demektir.
Beşinci bir anlama gelme ihtimali de vardır: “Bizim önümüzdeki” sema ile “arkamızdaki” yer “ve bu ikisinin arasındaki” yani sema ile arz arasındaki “herşey” demektir.
İbn Abbâs ta bir rivâyette şöyle demiştir: “Bizim önümüzdeki” dünyadaki, arzdaki “arkamızdaki” -bir önceki görüşün aksine semavatı kastediyor- “ve bu İkisinin arasındaki herşey” bununla da havayı (atmosferi) kastediyor, “yalnız O’nundur.”
Birinci görüşü el-Maverdî, ikincisini de el-Kuşeyrî zikretmiştir.
ez-Zemahşerî dedi ki: Geçmiş ve geride kalmış ömürlerimiz ile hali hazırda içinde bulunduğumuz durum, diye de açıklanmıştır. Burada “bu İkisinin arasındaki herşey” anlamında: (…………..) denilerek; (tekil işaret zamiri kullanılıp) (……..) diye (şeklinde tesniye zamiri) kullanılmayışının sebebi; Sözünü ettiğimiz şeyler arasındaki herşey maksadı güdüldüğünden dolayıdır.
Nitekim yüce Allah’ın şu âyetinde de böyle kullanılmıştır:
“O çok yaşlı da değildir, çok genç de değildir. İkisi arasında bir dinçtir.” (el-Bakara, 2/68) yani sözünü ettiğimiz iki tür arasında demektir.
“Rabbin unutkan değildir” yani O, sana rîsaletini göndermeyi diledi mi gönderir, bunu unutmaz. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Sana vahyin gelmesi gecikse dahi O seni unutmuş değildir. Şöyle de açıklanmıştır: O öncesiyle, sonrasıyla herşeyi bilendir. O hiçbir şeyi unutmaz.