Ona işaret etti. Dediler: Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?
Diyanet Vakfı
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. «Biz, dediler, beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz?»
Kurtubi Tefsiri
Bunun üzerine çocuğa işaret etti. Onlar: “Beşikte bulunan bir çocuk ile nasıl konuşuruz?” dediler.
Bu âyetlere dair açıklamalarımızı beş başlık halinde sunacağız:
1- Hazret-i Meryem’in İşareti:
“Bunun üzerine çocuğa işaret etti. Onlar: Beşikte bulunan bir çocuk ile nasıl konuşuruz dediler.” (Görüldüğü gibi) Meryem (aleyhisselâm) kendisine verilen konuşmama emrine riayet etmiştir. Bu âyet-i kerimede:
“Gerçekten ben Rahmân’a oruç adadım” (Meryem 19/26) diyerek konuştuğu kastedilmemiştir. Onun işaret ettiği ifade edilmiştir. Bununla yüce Allah ona “de” emrini vermekle işaret etmesini emretmiştir, diyenlerin görüşü de pekiştirilmiş olmaktadır.
Rivâyet edildiğine göre Meryem (aleyhisselâm) bebeğe işaret edince, onlar: Bu kadının bizi hafife alması, bizim İçin zina etmesinden daha ağır bir iştir. Daha sonra da ona dili ile itiraf ettirmek kastıyla:
“Beşikte bulunan bir çocuk ile nasıl konuşuruz” dediler.
Buradaki: “İdi (mealde bulunan)” lâfzından kasıt mazi değildir. Çünkü beşikte olan herkes hakkında bu fiti kullanılacak otursa maksat hal-i hazırda onun beşikte olduğudur.
Ebû Ubeyd ise bu kelimenin burada zâid (fazla) olduğunu söylemiştir. Şairin şu mısraında olduğu gibi:
“Bizim şerefli olan komşularımız…”
Bu kelimenin burada var olmak ve meydana gelmek anlamında olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah’ın:
“Ödeme zorluğu çekmekte olan birisi ise” (el-Bakara, 2/280) âyetinde olduğu gibi. Buna dair açıklamalar önceden geçmiş bulunmaktadır.
İbnu’l-Enbârî der ki: Bu kelimenin: “Çocuk” kelimesini nasbetmiş iken fazladan geldiğini söylemek mümkün olmadığı gibi; oluş, meydana geliş anlamını ifade ettiğini söylemeye de imkân yoktur. Çünkü oluş ve meydana geliş anlamına kullanılmış olsaydı, burada ayrıca haberine ihtiyaç kalmazdı. Bu gibi durumda mesela; “Sıcaktır denilir ve bu kadarıyla yetinilir. Doğrusu şudur: “… an” kelimesi ceza ve “Olan” kelimesi ise muzari fiil anlamındadır.
İfadenin takdiri de şöyledir: “Beşikte bulunan bir çocukla biz nasıl konuşuruz?” Bu da; “O; Bağış kabul etmeyen bir kimseye ben nasıl bağışta bulunabilirim?” ifadesinin; “… kabul etmez birisine… anlamındadır.” (Görüldüğü gibi) mazi bazen şart cümlesinde muzari anlamında kullanılabilir. Yüce Allah’ın şu âyetinde olduğu gibi:
“Dilerse sana bunlardan daha hayırlı, altından nehirler akan bahçeler verebilen… Allah, yüceler yücesidir.” (el-Furkan, 25/10) âyetinde; “tıp: Dilerse…” şart cümlesindeki bu mazi fiil muzari olarak; takdirindedir.
Yine “her kimin bana bir iyiliği dokunursa, benden de ona onun misli bir iyilik dokunur” cümlesinde kullandığımız mazi; şartı, muzari olarak; takdirindedir.
Burada “beşik”den kasıt denildiğine göre beşiği andıran yüksekçe bir kerevet idi. Bir başka görüşe göre burada beşik anne kucağıdır. Şöyle de açıklanmıştır: Yani biz küçük yaşından ötürü beşikte uyutulması gereken bir bebekle nasıl konuşuruz? Îsa (aleyhisselâm) onların bu sözlerini duyunca yattığı yerden kendilerine:
“Ben Allah’ın kuluyum” dedi. Buna dair açıklamalar bir sonraki başlığın konusunu teşkil etmektedir: