Allah kimi hidayete erdirirse, işte o doğru yoldadır. Kimi de saptırırsa, artık onun için O’ndan başka bir dost bulamazsın. Kıyamet günü onları yüzüstü, kör, dilsiz ve sağır olarak haşrederiz. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne zaman sönmek üzere olsa, biz onun alevini artırırız.
Diyanet Vakfı
Allah kime hidayet verirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, Allahtan başka dostlar bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız.
Kurtubi Tefsiri
Allah, kimi hidâyete erdirirse, işte doğru yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa, artık bunlar için O’ndan başka asla veliler bulamazsın. Biz onları, kıyâmet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzükoyun haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Alevi yavaşladıkça, Biz onlara alevini artırırız.
“Allah, kimi hidâyete erdirirse, işte doğru yolu bulan odur.” Yani, Allah onlara hidâyet verseydi, elbette onlar da hidâyete erişirlerdi.
“Kimi de saptırırsa artık bunlar için O’ndan başka asla veliler bulamazsın.” Hiç kimse onları hidâyete erdiremez.
“Biz onları, kıyâmet günü… yüzükoyun haşredeceğiz” âyeti ile ilgili iki türlü açıklama yapılmıştır. Birincisine göre bu, onların cehenneme hızlıca götürüleceklerini ifade eden bir tabirdir. Ve Arapların, bir topluluğun hızlıca geldiğini ifade etmek için kullandıkları:.” (……..): O kimseler, yüzleri üstü geldiler” tabirinden alınmıştır.
İkinci açıklamaya göre, kıyâmet gününde onlar cehenneme yüzleri üstü sürükleneceklerdir. Nitekim dünyada da ileri derecede tahkir ve işkence edilen kimselere de bu şekilde uygulama yapılır. Sahih olan açıklama da budur. Çünkü Enes yoluyla gelen hadise göre bir adam şöyle demiş: Ey Allah’ın Rasûlü, [yüzleri üzere haşredilecek kimseler (mi olacaktır)?] Hadisin yer aldığı kaynaklarda [ ] içindeki lâfızlara tekabül eden Arapça ifadeler yok Kâfir, yüzü üzere mi haşredilecektir? Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onu iki ayak üzere yürüten, kıyâmet gününde yüzükoyun yürütmeye kadir değil midir?” Katade de, bu hadis kendisine ulaşınca: Evet, Rabbimizin izzeti için kadirdir, dedi. Bunu, Bulları ve Müslim rivâyet etmiştir. Buhârî, Tefsir 25. sûre 1: Müslim, Sıfatul-Münafikın 54: Delil olarak da bu yeterlidir.
“Körler, dilsizler ve sağırlar olarak.” İbn Abbâs ve el-Hasen dedi ki: Yani onlar, kendilerini sevindirecek şeyleri görmekten yana kör; herhangi bir delil ileri sürüp bu maksatla konuşmaktan yana dilsizler; kendilerine fayda sağlayacak şeyleri de işitemeyecek sağırlar olacaklardır. Bu açıklamaya göre duyu organları eski halleri üzere kalacaktır.
Şöyle de açıklanmıştır: Onlar, Allah’ın kendilerini nitelendirmiş olduğu bu nitelikte haşredileceklerdir. Tâ ki bu da azaplarını daha bir artırıcı olsun. Sonra bu duyuları ateşte bir daha yaratılacak ve göreceklerdir. Çünkü yüce Allah:
“Günahkârlar, ateşi görünce içine düşeceklerin kendileri olduklarını anlayacaklar” ( el-Kehf, 18/53) diye buyurmaktadır. Yüce Allah’ın şu âyeti gereği de konuşacaklardır:
“Orada: Ölüm! diye feryad ederler.” (el-Furkan, 25/13) yüce Allah’ın şu âyeti gereği de işiteceklerdir:
“Onun, büyük bir öfke ile çıkaracağı şiddetli uğultusunu işiteceklerdir.” (el-Furkan, 25/12)
Mukâtil b. Süleyman da şöyle demiştir:
“Onlara:
“Yıkılın içerisine, bana da söz söylemeyin.” (el-Mu’minun, 23/108) denileceği vakit, kör olacaklar görmeyecekler, sağırlaşacaklar işitmeyecekler ve hiç bir şeyi anlayamayacak şekilde dilsiz olacaklardır.
Aşırı siyahlığı dolayısıyla ateşe girecekleri vakit kör olacaklar ve onlara: Yıkılın içerisine, benimle konuşmayın denileceği vakit ele, sözlerinin kesileceği, cehennemin uğultu ve kaynamasının, İşitmelerini alıp hiç bir şey işitemeyecek hale gelecekleri de söylenmiştir.
“Varacakları” yerleşecekleri ve kalacakları
“yer, cehennemdir. Alevi yavaşladıkça” ed-Dahhâk ve başkalarından rivâyete göre çimdikçe, Mücahid’e göre de söndükçe… demektir. “(……..)-. Ateş söndü, söner” denilir.
“(……..) Onu ben söndürdüm” demektir.
“Biz onlara alevini” alevli ateşi
“artırırız.” Alevinin dinmesi ise, acı ve ızdıraplarının eksilmesine de, azaplarının hafiflemesine de sebep olmayacaktır.
Bunun, “yavaşlamaya yüztuttukça…” anlamında olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah’ın:
“Kuran okuduğunda” (el-İsra, 17/45) âyetinin, Kur’ân okumaya başlayacağında, Kur’ân okumak istediğinde … anlamda olması gibidir.