Ve neredeyse, sana vahyettiğimizden seni saptırarak, onun dışında bir şeyi Bize karşı uydurman için seni kandıracaklardı; işte o zaman seni dost edinirlerdi.
Diyanet Vakfı
Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
Kurtubi Tefsiri
Neredeyse seni bile sana vahyettiğimizden başkasını Bize karşı uydurasın dîye fitneye düşüreceklerdi. O takdirde seni dost edineceklerdi.
Saîd b. Cübeyr dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tavafı esnasında Hacer-i Esved’i istilâm ederken, Kureyşliler onu engelleyerek şöyle dediler: Sen bizim ilâhlarımıza bir yakınlık göstermedikçe Hacer’i istilâm etmene müsaade etmeyeceğiz. Peygamber, kendi kendisine şöyle düşündü: “Allah, benim bu işten hoşlanmayıp tiksindiğimi biliyorken onlar da benim Hacer’i istilâm etmeme müsaade ettikten sonra, benim bu putlarına yakınlık göstermemin bana bir zararı olmaz.” Ancak, yüce Allah bunu kabul etmeyip üzerine bu âyet-i kerimeyi indirdi. Mücahid ve Katade de böyle demişlerdir.
İbn Abbâs da, Atâ’nın rivâyetine göre şöyle demiştir: Bu âyet-i kerîme Şakuliler Heyeti hakkında inmiştir. Bunlar, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a gelerek ondan olmadık isteklerde bulunup şöyle dediler: Sen bir süre bizim ilâhlarımızla yararlanmamıza izin ver ki, onlara verilecek hediyeleri alalım. Bu hediyeleri aldıktan sonra bu putlarımızı kırar ve İslâm’a gireriz. Mekke’yi haram belde ilan ettiğin gibi vadimizi de haram bir bölge olarak ilan et ki, Araplar bizim kendilerine üstünlüğümüzü itiraf etsinler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların bu isteklerini kabul edecek gibi olunca, bu âyet-i kerîme indi.
Şöyle de açıklanmıştır: Burada işaret olunan Kureyşlilerin büyüklerinin, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a söyledikleri şu sözlerdir: Şu düşük seviyeli kimseleri ve köleleri yanımızdan uzaklaştır ki, biz de seninle birlikte oturalım ve senin sözlerini dinleyelim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu yapmak istedi, ancak böyle davranması ona yasaklandı.
Katade dedi ki: Bize nakledildiğine göre, Kureyşliler bir gece sabaha kadar Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile başbaşa kaldılar. Onunla konuştular, ona saygıda kusur etmediler, onu kendilerine yaklaştırmaya, kendilerine doğrultmaya çalışıp durdular ve şöyle dediler: Ama sen öyle bir şey getirmektesin ki, insanlardan hiçbir kimse bunu getirmiş değildir. Sen bizim efendimizsin, ey efendimiz deyip durdular ve bu şekildeki sözlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihayet Peygamber (.sallallahü aleyhi ve sellem) bazı istekleri hususunda onlara yaklaşacak gibi oldu, sonra da Allah onu bu işten korudu. Ve bu âyet-i kerimeyi indirdi.
“Seni bile… fitneye düşüreceklerdi” ifadesi, senin ayağını da kaydıracaklardı, demektir. Mesela; “(……..): Kişiyi önceden kabul etmiş olduğu görüşünden uzaklaştırdım, kaydırdım” denilir. Bu açıklamayı el-Herevî yapmıştır. Senin, yüzünü başka tarafa çevireceklerdi, diye de açıklanmış ise de anlamı birdir.
“Sana vahyettiğimizden ” Kur’ân’ın hükmünden… uzaklaştıracaklardı. Çünkü, Hazret-i Peygamber’in onların isteklerini kısmen de olsa kabul etmesi, Kur’ân’ın hükmüne muhaliftir.
“Sana vahyettiğimizden başkasını Bize karşı uydurasın diye.” Yani, sana vahyettiğimiz âyetlerden başka Bize birtakım şeyleri uydurasın diye… Bu Şakulilerin, ağaçlarıyla, kuşlarıyla ve yabani hayvanlarıyla Mekke’yi haram bir belde kıldığın gibi, bizim vadimizi de haram bir bölge kıl, şeklindeki isteklerine işarettir. (Çünkü) eğer Araplar sana niye Taiflilere böyle bir özellik tanıdın diye soracak olurlarsa, sen de bu hususta sana mazeret olması için: Bana bunu Allah emretti dersin, demişlerdi.
“O takdirde seni dost edineceklerdi.” Yani sen onların istediklerini yapacak olsaydın, seni dost edinirlerdi. Sana temiz duygularıyla bağlanırlardı. “Halil: Dost” kelimesi, samimi dostluk ve arkadaşlık demek olan; (……..) kökünden alınmıştır. Hazret-i Peygamber kendilerine meyletmiş olacağından, onlar da onu dost edinmiş olacaklardı.
“O takdirde seni dost edineceklerdi” âyeti, seni fakir bir kimse haline getireceklerdi diye de açıklanmıştır. Bu kelime fakirlik demek olan- ve “hı” harfinin üstün okunuşuyla-: (……..)’den gelmiş olur. Onu fakir düşürmeleri ise, kendilerine ihtiyaç duyacak hale gelmesi demektir.