Her toplumu önderleriyle çağıracağımız gün: Kitabı sağından verilenler, kitaplarını okuyacaklar ve onlara en küçük bir haksızlık yapılmaz.
Diyanet Vakfı
Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.
Kurtubi Tefsiri
O gün, her sınıf insanı İmâmları île çağırırız. Kimin kitabı sağ eline verilirse onlar kitablarını okurlar ve onlara hurma çekirdeği iplikçiği kadar zulmedilmez.
“O gün, her sınıf insanı İmâmları ile çağırırız” âyeti ile ilgili olarak Tirmizî, Ebû Hüreyre’den rivâyet ettiğine göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Onlardan birisi çağırılır ve kitabı sağ eline verilir. Boyu altmış zira uzatılır, yüzü ağartılır, başı üzerine parıl parıl parlayan inci bir taç konulur. O da arkadaşlarının yanına geri döner. Onu uzaktan görürler ve: Allah’ım, bu kişi bizim yanımıza gelsin ve bu kişiyi bizim için mübarek kıl, derler. Nihayet yanlarına varır ve şöyle der: Sizden her birinize bunun gibi (bir mükâfat bulunduğu) müjdesini veriyorum. (Hazret-i Peygamber devamla) buyurdu ki: Kâfire gelince yüzü karartılır, boyu Âdem suretinde altmış zira uzatılır ve ona bir taç giydirilir. Arkadaşları da onu görürler ve: Bunun şerrinden Allah’a sığınırız, Allah’ım, bunu yanımıza getirme, derler. Ancak o yanlarına varır ve: Allah’ım onu bizden uzaklaştır, derler. O, Allah da sizi uzaklaştıran. Sizden herbir kimseye bunun gibi (bir ceza) vardır, der.” Ebû Îsa der ki: Bu, hasen garip bir hadistir. Tirmizî, Tefsir 17. sûre 6.
Bunun bir benzeri de yüce Allah’ın:
“Her ümmeti diz çökmüş göreceksin, her ümmet kitabına çağırılacak: Bugün de sizlere, işleye geldiğiniz amellerinizin karşılığı verilecektir” ( el-Câsiye, 45/28) âyetidir.
Kitaba da “İmâm” ismi verilir. Çünkü amellerinin ne olup ne olmadığının bilinmesi için kitaba başvurulacaktır.
İbn Abbâs, el-Hasen, Katade ve ed-Dahhâk da “İmâmları ile” âyetini, “kitapları ile” diye açıklamıştır. Yani, onlardan her bir kimseyi içinde amellerinin yazılı bulunduğu kitabı ile çağıracağız. Buna delil ise: “Kimin kitabı sağ eline verilirse” âyetidir.
İbn Zeyd: Onlara indirilen kitap ile çağırırız, diye açıklamıştır. Yani, her bir insan dünyada iken okuduğu kitabı ile çağırılacaktır. Tevrat’a mensup olanlar Tevrat ile, Kur’a n’a mensup olanlar Kur’ân ile çağırılacaklar ve: Ey Kur’ân ehli! Ne işler yaptınız? Sizler, bunun emirlerine uyup yasaklarından kaçındınız mı diye sorulacak; diğerlerine de benzeri şekilde sorular yönelecektir.
Mücahid de: “İmâmları ile” âyeti, Peygamberleri ile çağırırız demektir, demiştir.
İmâm (önder) kabul olunarak kendisine uyulan kimse demektir. Ve şöyle denilir: İbrahim (aleyhisselâm)’a uyanları getiririz, Mûsa (aleyhisselâm)’a uyanları getiririz. Bir de şeytana uyanları getiririz, putlara uyanları getiririz denilir. Hak ehli ayağa kalkar ve sağ ellerine kitaplarını alırlar. Batıl ehli de ayağa kalkar ve kitaplarını sol ellerine alırlar. Katade de böyle açıklamıştır.
Ali (radıyallahü anh) da, çağlarının önderleri ile çağırılacaklardır, diye açıklamıştır. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan da, yüce Allah’ın:
“O gün, her sınıf insanı İmâmları île çağırırız” âyeti hakkında şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Herkes kendi zamanlarının İmâmı ile Kabillerinin kitabı, Peygamberlerinin de sünneti ile çağırılacaktır. Suyûtî, ed-Durru’l-Mensûr, V. 317. İbrahime uyanları getiriniz, Mûsa’ya uyanları getiriniz, Îsa’ya uyanları getiriniz, Muhammed -hepsine en üstün sakıt ve selam olsun- uyanları getiriniz, demektir. Hak ehli ayağa kalkar ve sağ ellerine kitaplarını alırlar. Yine şeytana uyanları getiriniz, sapıklığın önderlerine uyanları getiriniz. Hidâyet önderi ile sapıklığın önderi kimseleri getiriniz” diyecektir.
el-Hasen ve Ebû’l-Âl-iyye de şöyle demişlerdir: “İmâmları ile” âyetinden kasıt, amelleri ile çağırırız demektir. İbn Abbâs da böyle demiştir. Şöyle denecek: Haklarındaki takdirlere razı olanlar nerede? Kendilerine yasak kılman şeyleri işlemeyip sabredenler nerede?
Mezhepleri ile çağırılacaklardır, diye de açıklanmıştır. Dünya hayatında iken, İmâm kabul ettikleri kimseler ile çağırılacak, ey Hanefi, ey Şâfiî, ey Mu’tezili, ey Kaderi -ve buna benzer- diye çağırılacaklar. Hayır, şer, hak veya batıl, kendisine uydukları kişiye nisbet edilerek çağırılacaklardır. Ebû Ubeyde’nin konu ile ilgili açıklamasının anlamı da budur. Daha önceden geçmiş bulunmaktadır.
Ebû Hüreyre de şöyle demiştir: Sadaka ehli kimseler sadaka kapısından, cihad ehli kimseler cihad kapısından çağırılacaklardır… Bunu ifade eden uzunca bir hadis vardır. Buhârî, Savm 4; Fedâihrs-Sahâbe 5; Müslim, Zekât 85, 86; Tirmizî, Menâkıb 16; Nesâî, Siyanı 43; Muvatta’, Cilıâci 49
Ebû Sehl der ki: Namaz kılan kişi filan, oruç tutan kişi filan nerede denilir. Bunun da aksi olarak filan tef çalıcısı, filan laf alıp götüren kişi nerededir, diye seslenilecektir.
Muhammed b. Ka’b der ki: “İmâmları ile” anneleri ile çağırırız, demektir. Çünkü İmâm; “(……..): Önde olan” ın çoğuludur. Hükemâ da şöyle demişlerdir; Bunda üç türlü hikmet vardır. Birincisi Îsa dolayısıyla, ikincisi Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin’in şerefini ortaya çıkarmak için, üçüncüsü ise veled-i zinaların rezil olmamaları için.
Derim ki: Ancak bu görüş su götürür. Çünkü İbn Ömer’den gelen sahih hadiste o şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah, kıyâmet gününde öncekileri de sonrakileri de bir araya getirdikten sonra, ahdini bozan herkes için bir bayrak dikilecek ve: Bu filan oğlu filanın ahdine hainliğidir, denilecek.” Bu hadisi Müslim ve Buhârî rivâyet etmişlerdir. Daha önce de birkaç defa geçmiş, ve kaynakları gösterilmiş bulunan bu hadisin yer aldığı bazı yerler: Buhârî, Cizye 22. Edeb 99. Hiyel 9. Filen 21: Müslim, Cihâd 8. 10-17; Ebû Dâvûd, Cihâd 150: Tirmızî, Siyer 28…
Hadiste geçen: “Bu, filan oğlu filanın hainliğidir” ibaresi, insanların âhirette kendilerinin ve babalarının isimleriyle çağırılacağına delildir. Bu da: Ancak annelerinin İsmi ile çağırılacaklar ve böylelikle de babalarının kötü halleri setreciilmiş olunacaktır, diyenlerin kanaatlerini reddetmektedir.
“Kimin kitabı sağ eline verilirse” âyeti,
“İmâmları ile” âyetinin, “kitapları ile” anlamında olduğunu söyleyenlerin görüşlerini pekiştirmektedir. Aynı şekilde yüce Allah’ın:
“Biz, her şeyi bir İmâm-ı mübinde (apaçık bir önder kitapta) tesbit etmişizdir” (Yasin, 36/12) âyeti da bunu pekiştirmektedir.
“Onlar, kitaplarını okurlar ve onlara hurma çekirdeği iplikçiği kadar zulmedilmez” âyetindeki (fetîl ) iplikçik, hurma çekirdeğinin yangındaki ince fitildir. Buna dair açıklamalar daha önceden en-Nisa Sûresi’nde (4/49- âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.