Ölçtüğünüzde tam ölçün, doğru teraziyle tartın. Bu daha iyidir ve sonuç olarak daha güzeldir.
Diyanet Vakfı
Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.
Kurtubi Tefsiri
Ölçtüğünüzde tam ölçün ve dosdoğru terazi ile tartın. Bu, hem daha hayırlı, hem sonuç itibariyle daha güzeldir.
Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:
1. Ölçü ve Tartıda Doğruluk:
“Ölçtüğünüzde tam Ölçün” âyetine dair açıklamalar, bundan önce el-En’âm Sûresi’nde (6/152. âyet, 12. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Bu âyet-i kerîme ölçmenin, satıcının görevi olmasını gerektirmektedir. Yusuf Sûresi’nde de bu’hususa dair açıklama geçtiğinden dolayı, (12/88. âyet, 2. başlıkta) tekrarlamanın anlamı yoktur.
“Kustâs” kelimesi, “kaf” harfi ötreli olarak kullanıldığı gibi, esrelî olarak (kıstas şeklinde) de kullanılır. Bu, Rumcada terazi demektir. Bu açıklamayı İbn Aziz yapmıştır. ez-Zeccâc da şöyle demektedir: Kıstas, küçük olsun büyük olsun terazi demektir. Mücahid de: Kıslas, adalet anlamındadır, der. O da: Bu Rumca bir kelimedir, derdi. Bu âyetle insanlara şöylece hitab edilmiş gibidir: Tartılarınızı adaletli tartınız.
İbn Kesîr, Ebû Amr, Nafi’, İbn Âmir ve Ebû Bekir’in rivâyetine göre Âsım, bu kelimeyi “el-Kustas” şeklinde “kaf harfini ötreli olarak okumuşlardır. Hamza, el-Kisaî ve Âsım yoluyla Hafs da, “kar harfini esreli olarak (el-Kıstas şeklinde) okumuşlardır ki, iki ayrı söyleyiştir.
2. Adalet En Hayırlısıdır:
“Bu, hem daha hayırlı, hem sonuç itibariyle daha güzeldir” âyeti şu demektir: Ölçüyü tam yapmak ve teraziyi dengede tutmak, Rabbinin nezdinde daha hayırlı ve daha mübarektir.
“Hem sonuç itibariyle” yani akıbeti itibariyle
“daha güzeldir.”
el-Hasen der ki: Bize nakledildiğine göre, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse, bir haramı elde edebilecek güce sahip olduğu halde, bunu terkeder ve buna sebep de yalnızca yüce Allah’ın korkusu ise, mutlaka Allah âhiretten önce dünyada acilen onun yerine o kimseye ondan daha hayırlısını verir.” Taberi, XV, 85