İbrahim, Allah’a itaat eden, hanif bir ümmet idi. O müşriklerden değildi.
Diyanet Vakfı
İbrahim, gerçekten Hakka yönelen, Allaha itaat eden bir önder idi; Allaha ortak koşanlardan değildi.
Kurtubi Tefsiri
Gerçekten İbrahim başlı başına bir ümmetti. Allah’a itaatkârdı. Hanifdi. O, müşriklerden olmamıştır.
Yüce Allah’ın:
“Gerçekten İbrahim başlı başına bir ümmetti, Allah’a itaatkârdı, Hanifdi” âyeti ile, son peygamber Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), Arap müşriklerini İbrahim’in dinine davet etmektedir. Çünkü o, onların atası ve şeref kaynakları olan Beyt’in banisi idi. Ümmet (burada), pek çok hayrı şahsında toplayan adam demektir. Bunun diğer çeşitli anlamlarına dair açıklamalar ise, daha önceden (el-Bakara, 2/128. âyet, 2. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.
İbn Vehb İle İbnü’l-Kasım, Malik’den şöyle dediğini naklederler: Bana ulaştığına göre Abdullah b. Mes’ûd şöyle demiş: Allah, Muâz’a rahmet eylesin. O, başlı başına bir ümmetti, Allah’a itaatkâr birisiydi. Ona: Abdurrahman’ın babası, aziz ve celil olan Allah, İbrahim (aleyhisselâm)’dan böylece söz etmiştir. (Sen bunu Muaz hakkında nasıl söylersin?) demeleri üzerine, İbn Mes’ûd şöyle demiş: Ümmet, insanlara hayrı öğreten kimse-demektir. Allah’a itaatkâr (kânit) ise, itaat eden kimse demektir. Kunut (itaatkârlık) ile ilgili açıklamalar, daha önceden el-Bakara Sûresi’nde (2/116. âyet, Ş. başlık ile, 238. âyet 5. başlıkta)
“Hamîd” ile ilgili açıklamalar da el-En’âm Sûresi’nde (6/89- âyette; ayrıca bk. el-Bakara, 2/135- âyet) geçmiş bulunmaktadır.